TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

Gül umut mu? Gül’dürmeyin adamı

Abdullah Gül’ün danışmanı bir kitap yazmış.

Adı Ahmet Sever, kitabı ’Abdullah Gül ile 12 Yıl’ başlığını taşıyor.

Duymuşsunuzdur, herkes onu konuşuyor. Birçok köşe yazarı da yazdı.

Şahsen ben okumadım, okumayı da düşünmüyorum. Neden derseniz..

Bence vakit kaybı olur da ondan. Ayrıca bir insanın duygularını, gece nasıl uyuduğunu vesaire merak etsem gider roman okurum. Orada insanın iç dünyası adına daha fazla şey bulma ihtimali var.

Abdullah Gül ise hayal kırıklığının, konuşması gerektiği yerde konuşmamanın, olumsuzlukları televizyonda belgesel izler gibi izlemenin başka bir adı.

Ayrıca kitaptan aktarılanlar bana inandırıcı gelmiyor.

Mesela:

Abdullah Gül 17-24 Aralık görüntülerini izlememiş. Daha sonra yazılı metinden okumuş. Bu size inandırıcı geliyor mu? Bir insan ülke gündemini sarsan bir görüntüyü neden izlemez?

Benim aklıma gelen iki ihtimal var:

Ya doğru olabileceği konusunda ciddi bir kanaati var.. Gerçekle karşılaşmak istemiyor.. Ya da hala Erdoğan’dan korkuyor. 2014’te Danıştay toplantısını terk eden Erdoğan’ın peşine takılmıştı. Demek hala ayrılamadı.

Yolsuzluklar karşısında gece uykusunun kaçmasına ne diyeceksiniz?

Bir düşünün..

17 Aralık savcıları aldıkları ihbarlar konusunda gece yataklarında uyuyamasalardı, ama bir şey de yapmasalardı belki uyku hapı alarak ilaç sanayiine katkıda bulunabilirlerdi. Ama Türkiye yolsuzluklardan haberdar olmazdı.

MİT tırlarını arayan savcılar aldıkları ihbarlar karşısında üzüntüden depresyona girselerdi ve birşey yapmasalardı çevresindeki sevenlerini üzerlerdi, ama Suriye’ye giden silahlar konusunda haberimiz olmazdı.

Dişiniz ağrıdı, diş doktoruna gittiniz diyelim. Diş doktorunuz sizin nasıl acı çektiğinizi bildiğinden, geçenlerde bacanağının da diş ağrısına çok üzüldüğünü anlatmaktan tedaviye sıra gelmese.. Diş doktorunuzun bacanağı ile empati yaptığını anlarsınız, ama diş ağrınız geçmez.

Abdullah Gül’ün durumu da aşağı yukarı böyle. Umut falan da olmaz. Erdoğan’ın üstünde bir makamda iken ses çıkaramadı, altında bir makamda mı ses çıkaracak?

Bu konuya bu kadar yer ayırmamız yeter.

***

Şu haberi duydunuz mu?

AKP Karaman Milletvekili Mevlüt Karaman’ın bir oğlu varmış. Adı Celil, 19 yaşında, Başkent Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü hazırlık sınıfında okuyormuş.

Geçen sene Kars Valiliği Özel Kalem Müdürlüğü’ne atanması için başvuruda bulunmuş, kabul görmüş. Sonra tabii, Kars Ankara’ya uzak malum, kışı da serttir, Ankara’ya Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’na alınmış. Fotoğrafı da çıktı, tombul bir yavrumuz maşallah.

Şimdi bunu birileri diline dolayacaktır. Kıskançlık işte. Oysa sağlam argümanlarla savunulabilir.

Laikçilere denecek şudur:

Siz susun bir kere. Bu konuda söz söyleme hakkınız yok. 23 Nisan’da koca koca makamları küçük küçük çocuklara terk edenler sizler değil miydiniz? Bu yavrumuz 19 yaşında. Üstelik lise mezunu.

Muhafazakarlara gelince:

Sizin bu konudaki eleştiriniz ancak cahilliğinize, dünyayı ve şanlı tarihimizi tanımamanıza verilebilir.

Bugün Almanya’nın meslek eğitim sistemi dünyaya örnek değil mi? Bu sistemin adı dual sistem (Duales System) değil mi? Bu dual sistem okul ve meslek eğitimini birleştirmiyor mu?

Bu yavrumuz da eğitim ve meslek hayatını birleştirmiş işte..

Devam edelim: Almanlar bu sistemi Osmanlı atalarımızdan almadı mı? Osmanlı’da şehzadeler de küçük yaşlardan itibaren eğitim almıyor, devlet yönetimine hazırlanmıyor muydu?

Eğitime ne kadar erken başlansa azdır. Acaba diyorum, belki ana okulu-kreş erken olur ama, en azından ilkokuldan itibaren muhterem AKP’li büyüklerimizin evlatları sınıf sözcülüğü, sınıf öğretmen yardımcılığı vs. gibi görevlerle hayata hazırlansalar nasıl olur? Tabii, uygun bir maaş karşılığında.

Dedik ya dual sistem..

16.06.2015 18:30