TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

Fest’imizi yedirmeyiz demediler

Chris Graham’ı tanır mısınız?

Tanımamanız normal, üstelik illa tanımanız gereken biri de değil. Ancak şu yönü var:

Chris Graham Glasgow Rangers antrenörü idi. Glasgow Rangers İskoçya’nın (Schottland) köklü futbol takımlarından. Görevinde henüz bir haftalıkken sosyal medya hesabından Hz. Peygamber’e hakaret içeren bir karikatür paylaştı. Sonra tepkiler geldi, bu Glasgow Rangers antrenörü olarak son paylaşımı oldu. İstifa ettirildi.

Daha ilginci şu:

Nicolaus Fest’i tanır mısınız?

Onu tanıma ihtimali daha büyük.

Bild am Sonntag Genel Yayın Yönetmeni Yardımcısıydı. Geçen sene ekim ayında berbat bir yorum yazısı yazmıştı. İslam’ı uyum karşıtı göstermiş, ırkçılık, zoraki evlilik, namus cinayeti gibi ne kadar kötülük varsa İslam ile eşdeğer göstermişti.

Hakkında Alman Basın Ahlak Konseyine (Deutscher Presserat) 215 şikayet gitmiş.

Netice:

Nicolaus Fest 2014 sonu görevinden ayrılmak zorunda kaldı. İstifa ettirildi.

***

Değerli okuyucularım..

Şimdi bir an durup düşünelim:

Bild am Sonntag gazetesi hangi yayınevine ait?

Axel Springer.

Axel Springer’in özelliği ne?

Avrupa’nın en büyük yayınevlerinden.

Başka?

Ha, evet, şu meşhur yayın ilkeleri: Sosyal piyasa ekonomisinin savunulması, aşırıcılığın her türlüsüne karşı çıkmak, Amerika dostluğunu ve İsrail’in varlık hakkını savunmak.

Bu nedenle birçoklarının algısında bu yayınevi Müslüman karşıtıdır.

Ancak bu yayınevi İslam’ı ve Müslümanları toptan yargılayan Nicolaus Fest’e de sahip çıkmamış. Nicolaus Fest’ımızı yedirmeyiz diye sarılmamış.

Arkasında dursaydı kimse buna engel olamazdı.

***

Olayın başka boyutları da var.

Nicolaus Fest 2006 yılında ölen tarihçi ve Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi sahiplerinden Joachim Fest’in oğlu. Yine yayıncı Alexander Fest’in kardeşi.

Ama bu kadar köklü bir aileden gelmesi ve ilişkileri onu koruyamamış.

Diğer bir boyut Basın Ahlak Konseyine giden 215 şikayet.

Bu ancak demokratik bilinci gelişmiş, hakkını bilen ve kullanan vatandaşlarla mümkün. “Şikayet etsen ne olacak, bir kişi ne değiştirebilir ki?” de denebilirdi. O zaman belki bu sonuç olmaz, o berbat yorumun devamı da gelebilirdi.

***

Şimdi burada birçoğunuzun aklına havuz medyasının geldiğini tahmin ediyorum.

Ancak itiraz etmek durumundayım.

O arkadaşlar da aslında yaptıklarının farkında. Sanıyorum kendileri için iki açıklama yapıyorlar:

Bir: Bu geçici bir durum. Ülkemiz olağanüstü bir dönemden geçiyor, yeni kutsi bir düzen kuruyoruz. Savaşı andıran geçiş dönemindeyiz, savaşta hak hukuk hesabı yapılmaz.

İki: Yeni düzen kurulsun, paralel bertaraf edilsin, muhalif olabilecek tüm toplumsal gruplar sindirilsin biz de normale döneceğiz. Hatta o zaman bisküvi çalan bir ilkokul çocuğuna bile en ağır cezayı isteyeceğiz. Biraz sabır..

***

Bu mantık size de bir yerden tanıdık geliyor mu?

Evet, televizyonlardaki soygun filmlerinden.

Hiç bir soyguncu hayatı boyunca banka soymak istemez. “Şu son baskını da yapayım, deniz kenarında başımı sokacak villam, ayağımı yerden kesecek birkaç arabam, düğün dernek zamanlarında da eş dost içine çıkmak için kıyafet masraflarımı karşılayacak kadar param olsun yeter. Ondan sonra harama uzanan el benim dahi olsan kırılsın..”  der.

15.03.2015 19:30