TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

Evlat sevgisi

Türkiye Özgecan cinayetini konuşuyor.

Trajik bir olay. 20 yaşında genç bir kız, acımasızca katlediliyor. Anne babasının hissettiği acıyı ancak onlar bilir.

Bu acı olay aslında topluma ayna tuttu. Orada gördüğümüz o kadar da iç açıcı değil.

Bazıları meseleye insani noktadan değil, ideolojik noktadan baktı. Suçu laik sisteme yıkacak kadar ileri gidenler oldu.

Bazıları meseleye dini noktadan baktığını sandı. Mini etek falan diyenler oldu. Sanki bu işin erkeğe bakan yönü yok. Sanki mini eteğin olmadığı toplumlarda erkekler başka formüller bulmuyor.. Vurulan kuşu, neden daha hızlı kaçmadın diye suçlamak gibi bir şey bu. Avcıya da laf et..

Bazı politikacılar idam cezasını gündeme getirdi. Bu ne kadar samimi bilmiyoruz. Ancak gerçekçi görünmüyor, o nedenle toplumsal bir infiali siyasi ranta dönüştürme kokusunu veriyor.

Bence bu olayda toplum olarak bizi düşündürmesi gereken aslında katilin babasının rolü. Cinayetten haberi oluyor. Ama oğlunu adalete teslim etmiyor. Neden?

Bir baba oğlunu sever. Ama her ne pahasına olursa olsun sahip çıkar mı? Oğul cinayet işlemişse adalete teslim etmesi gerekmez mi? Genç bir kızı öldüren oğluna sahip çıkabilir mi? Hiç o kız ile, kızın ailesi ile empati yapmaz mı? Kendi kızı yok mu? Kendi kızı olmasa bile en azından mutlaka bir annesi var.

Ayrıca: Yakalanmasalardı bu suç ile nasıl yaşayacaklardı?

Ateş düştüğü yeri yakar. Ama katilin babasının toplumda pek de nadir bir davranış sergilemediği görülüyor. Toplum adına asıl ürkütücü olan da bu.

Bir hatırlayalım:

İsteyen google’den okuyabilir. 16 Mayıs 1998’de İstanbul’da bir trafik kazası oluyor. Sanatçı Sevim Tanürek lambada yeşilde karşı tarafa geçmek isterken araba çarpıyor, ağır yaralanıyor. Beş gün sonra da vefat ediyor.

Arabayı kullanan Ahmet Burak Erdoğan çıkıyor, dönemin İstanbul Belediye Başkanının oğlu. Gazeteler o dönem ehliyetinin olmadığını yazıyor. Ancak mahkeme vefat eden kadını suçlu buluyor, Ahmet Burak Erdoğan üç ay hapis cezası alıyor, o da paraya çevriliyor.

Burak Erdoğan’ı haklı çıkaran kişi daha sonra Türkiye Denizcilik İşletmeleri’ne müdür oluyor.

Sonraki yolsuzluk davalarını hatırlayın. Onlarda da evlatlar belli bir rol oynuyor. Ama sonunda polisler suçlu çıkıyor, o başka.

Tüm bunlar ne anlama geliyor? Evlat sevgisi mi?

Ancak politikacılar böyle de halk başka demek de zor. Sonuçta seçmenin büyük bir kesimi belli bazı avantaj gibi görünen şeyler karşısında hak ve hukuku ayaklar altına alanları desteklemedi mi?

***

Demek istediğim şu:

Katilin babasının tavrını biyoloji ile, zooloji ile belki açıklayabilirsiniz, ama – gerçek batıl farketmez – dünyanın hiç bir ahlak sistemi böyle bir davranışa yeşil ışık yakmaz.

İslam da yakmaz. Nitekim Kuran’da yakınlarınız aleyhine dahi olsa doğru ifade verin demiyor mu?

Toplum olarak İslam’ı da kendi nefsimiz için dayanak yapıyoruz, binayı ayakta tutan ana sütunları sarsmaya başladık. Sanıyorum şapkayı öne koyup düşünmenin zamanı geldi. Yoksa bina yıkılacak.

18.02.2015 18:30