TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

Davutoğlu, benim hakkımı savunma

Başbakan Ahmet Davutoğlu Almanya’ydı.

Başbakan Angela Merkel ile görüştü.

Acaba aralarında nasıl bir konuşma geçti? Kim ne dedi?

Davutoğlu paralel yapıya “Su vermeyin!“ dedi mi?

Bir ara evi arayıp, “Muslukları bir kontrol edin, su geliyor mu bakın“ diyecek oldum, vazgeçtim. Burası sonuçta muz cumhuriyeti değil.

Veya hangi konuları görüşmek için yetki aldı?

Malum, başbakanlık en üst makam değil. Üstün de üstü var.

Mesela yolsuzluklarla ilgili bir çıkışı olmuş, kolu koparırız falan demişti. Ama görüldü ki kol güçlü, bırakmasan kendi kolun kopacak, bıraktı. Demek bu işler öyle nutuk atmakla olmuyor.

Veya.. Başbakan Angela Merkel Davutoğlu’na İslamofobi yapmayın uyarısında bulunmuş mudur?

Zira Türkiye’de bir kesime karşı söylenen sözlerin, yapılan hakaretlerin onda birini buradaki İslamofobikler yapmadı.

Merkel toplum huzuru adına böyle bir talepte bulunmuş da olabilir.

Zira Türkiye ile Almanya mekansal olarak komşu olmasa da esasen insan faktörü ve çağın ulaşım imkanları nedeniyle birbirine çok yakın iki ülke.

Birisindeki huzursuzluk ötekine doğrudan yansıyor.

***

İtiraf edelim, buraya kadarı işin zaytung’luk, puff’lük tarafı. Bazı şeyler o kadar sırıtıyor ki, bazen tersinden bakmadan edemiyorsunuz.

Yine de işin diğer boyutuna da bakalım.

Basından okuduklarımıza göre Davutoğlu’nun Merkel ile gündeminde İslamofobi, Pegida gibi konular olacakmış.

Bir nevi buradaki Müslümanların himayeliğine soyunma var.

Kendi adıma söylüyorum:

Davutoğlu, lütfen benim hakkımı savunma.

Buradaki Türkiye kökenli insanların da önemli çoğunluğu sizi temsilcisi gibi görmüyor. Size öyle bir yetki vermedi.

Size böyle söylememin iki nedeni var:

Bir:

Kendi ülkesinde basın özgürlüğünü ayaklar altına alan, hukuku ayaklar altına alan, toplumun bir kesimini, kendine boyun eğmeyen herkesi de dışlayan bir ülkenin hak savunuculuğuna ihtiyaç yok.

Sadece sizin havuz medyasından beslensek belki size inanabilirdik.

Ama o küçük yalan dünyanın dışında başka kocaman bir dünya da var. Kafayı havuz medyasının kumdan yalan dünyasına sokmakla da dünyanın geri kalan kısmı, gerçekler yok olmuyor.

Ayrıca sizin buradaki insanların hamiliğine soyunma rolünüzün buradaki sorunlu kesimleri kışkırtma potansiyeli de mevcut.

Anlıyorum, belki idealist yönünüz de var; iyi şeyler de yapmak istiyorsunuz. Eğer öyleyse gidin, önce evinizin önünü temizleyin.

Hem Türkiye’deki bu ortamın savunuculuğu yapmak, hem de Almanya gibi demokratik bir ülkede hak arayıcılığına soyunmak inandırıcı olmuyor. En azından ben etkilenmiyorum, Başbakan Merkel’in de pek etkileneceğini sanmıyorum.

İki:

Bana göre buradaki insanların en büyük güvencesi siz değilsiniz.  Buradaki anasayadır, demokratik kültürdür, toplum çoğunluğunun sağduyusudur.

Biz buraya güvendiğimiz ölçüde entegre olacağız, toplumun içinde var olacağız.

Ama size güvenmek bizi marjinal bırakacağı gibi her zaman da hayal kırıklığı yaşama riskini barındıracaktır.

***

Türkiye’ye iyi yolculuklar diliyorum.

12.01.2015 20:30