TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

Cehaletin de faydaları var

Önceki akşam, Hart aber Fair programında yine okul sistemi ve eğitim tartışıldı.

Alman televizyonunda bu kaçıncı eğitim tartışması hatırlamıyorum. Sanıyorum bu programların redaksiyonları konu bulamayınca hadi yine eğitimi tartıştıralım diyor.

Eğitim tartışması deyince Almanların aklına genelde hangi bilgi ne kadar gerekli, bu çağda Google mu Goethe mi önemli, Humboldt’un eğitim ideali filan gibi konular gelir. Bizimkilerin aklına ise nice zamandır kimin okulunu kapatsak ne elde ederiz, hangi sistemle vatandaşın kafası daha da karışır, kim daha hızlı sistem değiştirir gibi sorular geliyor olmalı.

Esasına bakılırsa Almanya’da eğitim tartışmaları eskidir. Hatta ilk ciddi tartışmanın da 1950’lerin sonlarına denk geldiği söylenebilir.

Soğuk Savaş hız kazandığı dönemdir, takvimlerde şüpheye mahal bırakmayacak şekilde 1957 yazıyordur. Sovyetler Sputnik uydusunu uzaya göndermiştir. Batı dünyası bunu bir şok olarak yaşamıştır.

Anlamıştır ki, tamam, para ve özgürlükler kendilerinde ama Sovyetler de boş değil. Onlar da okumuş çocuklar. İşte bu Sputnik olayı sadece Almanya’da değil, tüm Batı’da bir eğitim tartışmasını beraberinde getirmiştir. İlkokuldan sonra çocukları ayıran Alman eğitim sistemi ta o zamanlar sorgulanmaya başlanmıştır.

Sonra yine 2000’li yıllarda da PİSA araştırmaları sonuçları ile bu konunun alevlendiğini görüyoruz. Ama ilkokuldan sonra çocukları ayıran sistem sapasağlam hala yerinde.

***

Neyse, bırakalım geçmişi, bugüne ve geleceğe bakalım. Bunu yaparken de isterseniz kışkırtıcı bir soru ile devam edelim:

Eğitim çok makbul bir şey mi? Olmasa da olmaz mı?

Aslına bakılırsa bu hamur çok şu götürür. Biraz düşününce insan eğitimsizliğin de kendine göre cazibeleri olduğunu görüyor aslında.

Eğitim daha yüksek bir gelir garantisi vermiyor. Çok para kazanmanın, köşeyi dönmenin değer kabul edildiği, ne düşünüyorsun değil ne kazanıyorsun sorusunun cevabının değerli olduğu bir toplumda eğitimli olmanın değeri tartışılır.

Çok parayı garanti etmediği gibi mutluluğu da garanti etmiyor eğitim. Kolay çözümler artık sizin için bir seçenek olmaktan çıkıyor. Birçok şeyin göründüğü gibi olmadığını, bir ön cephenin, bir de arkadaki gerçeklerin olduğunu görüyorsunuz. Bilginiz arttıkça anlamanın zorlaştığını, kolay ve basit çözümlerin olmadığını görüyorsunuz.

Eğitim birine, siyasilere koru körüne inanma ve bunun getirdiği kolaycılık ve rahattan olmayı da beraberinde getiriyor. Memlekette her şeyin iyiye gittiğini, saraylardaki israfın aslında itibarımızı artırdığının mutluluğunu paylaşmak varken moral bozucu bilgilerle karşılaşmak.. Kim bunu ister değil mi?

***

Ama diğer taraftan her cazip gelen şeyin illa da doğru olması gerekmediğini söylüyorsanız siz de haklı olabilirsiniz.

Şaka bir tarafa, soğuk, doğal zenginlikleri olmayan ülkeleri gelişmişliğin başına getiren sebeplerin başında bilim, bilmek ve eğitim geliyor.

Aslında Batıdaki tartışmaları bizim de yapmamız gerekiyor. Bilmek ne demektir? Eğitim nedir? Modern dünya bizlerden ne tür bilgileri gerektiriyor?

Bana öyle geliyor ki, bazen çok şeyi bildiğimizi sandığımızda bile aslında hiçbir şeyi bilmiyoruz. Eğitim sadece kuru bilgiden ibaret değil. Eğer öyleyse o zaman düzlüğe çıkmamız sadece eğitime bağlı değil.

Düşünün, çok şey bilen, hatta adının önünde profesör ünvanı olan biri hakkın yanında değil de gücün yanında yer alıyorsa o bilginin ne değeri var? Eğitim aynı zamanda karakteri, ahlaki duyarlılığı getirmiyorsa savaşı artık kılıçlarla değil modern silahlarla yaparız ancak. Ama huzur gelmez.

Ne demiş Yunus Emre?

İlim ilim bilmektir.

İlim kendin bilmektir.

Sen kendin bilmezsin

Ya nice okumaktır.

Kendini tanıyan ancak başkasını anlar. Aslında kendimizi tanısak kavga da olmaz..

05.05.2015 18:30