TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

Bu hırsızları sevdim

Berlin’deki büromuza son aylarda üç kez hırsız girdi.

Bürolardan birine iki kez, Federal Meclis ve Başbakanlığa seslenme mesafesindeki Bundespressehaus binasındakine bir defa.

Hepsi tesadüf mü?

Orada girecek büro bulamadılar da bizimkine mi girdiler?

Son girdiklerinde kamera gibi bazı elektronik eşyaları götürmüşler, çekmeceleri karıştırmışlar.

***

Bunlar adi hırsızlık vakası mı?

Tabii, hemen insanın aklına büyük resim geliyor.

Yurtdışındaki inlerine bile gireceğiz sözleri geliyor.

Almanya’ya gönderilen ve yakalanan ajanlar geliyor.

Acaba bazıları yakalanmadılar mı?

Bu şekilde gözdağı verilmeye mi çalışılıyor? Birtakım bilgilere ulaşmak mı hedefleniyor?

***

Bundespressehaus’daki büroya giren hırsızlar yakalandı.

Zaten kamera kayıtları da vardı. Gece gelmişlerdi, biri kafasına maske geçirmişti.

Gazetemiz hukuki haklarını kullanır, şikayetçi olur, onu bilemem.

Ama ben eğer hakkım varsa hırsızlara helal ediyorum.

İki nedenle..

Bir: Günümüzde haklın çoğunluğu tarafından test edilmiş onaylanmış yaklaşımı bunu gerektiriyor.

Bunlar hırsız, çalıyorlar, ama çalışıyorlar da. Hırsız mı? Çalışıyorsa sorun yok.

Şimdi bu hırsızları düşünün. Büroya girmek öyle kolay değil.

Cesur olmanız lazım. Yetmez, önce keşif yapmanız lazım. Birtakım hazırlıklar yapmadan böyle bir işe girişmek mümkün değil.

Bu işin arkasında emek var, alın teri var.

İki, helal etmemdeki asıl sebep bu: Hırsızlar gece gelmişler. Bu bana onları sempatik gösterdi.

Hem gece gelmeleri, hem de yüzlerini kapatmaları hala içlerinde belli değerlerin olduğunu gösteriyor.

Yakalanırsak ele aleme rezil oluruz korkusu var belli ki. Böyle bir korkunun olmaması için insanın arsız olması lazım.

Oysa birileri gündüz hırsızlık yapıyor. Takım elbiseli, herkesin önlerinde ceketini iliklediği birileri herkesin bildiği hırsızlıklara ‘Yok’ diyor.

Sizce gece hırsızlık yapan, bunu yaparken de utanan sıkılan, yüzünü örten mi daha ahlaklıdır, yoksa gündüz herkesin gözü önünde çalan, üstelik de sizi borçlu çıkaran mı?

***

Bürodan götürdükleri üç beş aletin yerine yenisi konur. O kadar büyük sorun değil o.

Gece çalanların verdiği zarar o kadar büyük değil.

Ama gündüz vakti çalan, üstelik de gözümüze baka baka bunu savunanların götürdüğü maddi manevi şeylerin yerini doldurmak o kadar kolay olmayacak.

Hadi, maddi şeylerin yerini bir şekilde doldurdunuz diyelim. Manevi şeylerin yerini nasıl dolduracaksınız? Bazı tiplere artık ağızlarından bal damlasa dahi nasıl inanacak, güveneceksiniz?

Keşke hırsızlık sadece geceleri yapılan, yapanın da utandığı bir suç kalsaydı.

10.03.2015 18:30