TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

Beyaz Adam, Siyah Türk

Akdeniz her yıl yüzlerce, binlerce insana mezar oluyor.

Sadece bedenini değil, ümitlerini de yutuyor.

Aslında Akdeniz’e Karadeniz dense yeridir.

Peki bu sorunun arkasında ne var dersiniz? Neden bu insanlar Avrupa’ya gelmeye çalışıyor? Bunun için ölümü göze alıyor?

Bu soruların tek cevabı yok. Herkesin kafasında başka şeyler olabilir. Ancak bazı temel gerçekleri de göz ardı etmemek lazım.

Afrika kıtasının arkasında neredeyse yarım binyıllık bir sömürge geçmişi var. 1500’lü yıllardan sonra dünyaya açılan Avrupalılar Afrika’yı da sömürgeleştirmişler. 1900’lu yıllara gelindiğinde bırakın Afrika’yı, dünyada sömürge olmamış sayılı yer kalmıştı. Afrika büyük ölçüde aslında Avrupalı Kardeş Kavgası olan ve bu kavgada kendini bitiren İkinci Dünya Savaşı sonrasında özgürlüğüne kavuştu.

Şüphesiz, Afrikalılar Afrikalı olduğu için iyi değil, onlarda da Avrupalılardan önce haksızlık, savaş, sömürü vardı. Yine Avrupalılar da Avrupalı olduğu için kötü değil. Ve bugünkü sorunları sadece sömürgeciliğe atıfta bulunarak açıklayamayız.

Ancak sömürgecilik gibi ciddi bir dış müdahaleyi ve yarım bin yılı bulan bir süreci göz ardı etmek de doğru olmasa gerek.

Peki, Avrupalılar Afrika’yı nasıl ele geçirdi?

Silah gücüyle tabii. Üstün silahlarının gücüyle. Bir de misyonerlerinin etkisi ile. Silah fiziki direnişi, misyonerler ise manevi direnişi kırıyordu. Hatta bu durumu Nobel Ödüllü Güney Afrikalı din adamı Desmond Tutu veciz bir şekilde özetlemiş:

“Misyonerler Afrika’ya geldiklerinde bizim toprağımız, onların da İncil’i vardı. Sonra bize gözlerimizi kapamamızı ve dua etmemizi söylediler. Gözlerimizi açtığımızda İncil hala elimizdeydi, ama toprağımız onların eline geçmişti.“

***

Gelelim bugüne.

AKP bir reklam filmiş çektirmiş, gerçek kişiye dayandığı izlenimini uyandırıyor.

Filmde başörtülü genç kadın, nasıl başörtüsü yüzünden okuyamadığını, ancak AKP’nin yasağı kaldırması ile okuyabildiğini anlatıyor.

Ancak konuyla ilgili haberlere bakılırsa belgelerdeki TC kimlik numaraları birbirini tutmuyor, diploma sahte.

Buna dini siyaset için kullanmak diyebiliriz herhalde.

Aslında halkın durumu Afrikalının durumuna benziyor. Bir hipnoz durumudur gidiyor.

Kendilerine Anadolu evladı, siyah Türk denenler halka anaların duası, bacıların başörtüsü propagandası yapıyor. Buna milli gurur sosunu ekliyor. Halk bunlarla oyalanırken birileri de malı götürüyor.

Halk uyandığında belki elinde başörtüsü, dini birtakım uygulamalar kalacak. Ancak hak hukuk, adalet, bağımsız mahkemeler, özgürlükler, ülke zenginlikleri gidecek.

Afrikalı gözünü açtığında nasıl elinde İncil’i ile ancak toprağını kaybetmiş şekilde kaldı ise bizimkiler de sembolik dini unsurların dışında birçok şeyini kaybetmiş olarak kalacak.

Temennimiz böyle olmaması yönünde.

***

Değerli okuyucular..

Biliyorsunuz, mahkeme karar verdi, savcı uygulamadı, hukuk ayaklar altında. Buna rağmen halk yine de bunun sorumlusu partiyi seçecek mi? İnsanların özgürlüklerini çalıyorlar ama çalışıyorlar mı diyecek?

Bir gün uyandığında ve birçok şeyini kaybettiğinde bunun sorumlusu kim olacak? Tepki vermeyen aydınlar mı, oh olsuncu koro mu, çalıyorlar ama çalışıyorlar diyen seçmen mi?

Halkın yoğun propagandaya maruz kalması mazeret olabilir mi?

Bu noktada benim aklıma şöyle bir örnek geliyor:

Kemal Sunal filmlerinde de görülürdü. Köylü şehre iner, uyanık şehirliye aldanır veya cüzdanını çaldırır. Burada köylü suçlu mudur, suçsuz mu? Buna nasıl cevap verirseniz verin, sonuç değişmiyor.

Giden cüzdan gelmiyor.

28.04.2015 18:30