TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

Almanlar bu işi bilmiyor (!)

Haftasonu Hamm yakınlarında bir yerdeyiz.

Bir arkadaşımızın düğünündeyiz.

Arkadaş arkadaşı çekermiş.. Arkadaşımız gazeteci olunca haliyle gelenlerin bir kısmı da gazeteci oluyor.

Bir arkadaşımız bir hacı amca ile tanışıyor. Kimsiniz, nereden geliyorsunuz, ne iş yapıyorsunuz soruları soruluyor.

Arkadaşımız Berlin´den geldiğini ve gazeteci olduğunu söyleyince hacı amcanın tepkisi aynen şöyle oluyor:

“Olsun evladım, işine iyi sarıl. Bugünde insan ne iş olursa iyi sahip çıkmalı. Sonra daha iyi iş bulursan geçersin..”

***

Bu sözlere bakılırsa hacı amcanın kafasındaki gazeteci imajı pek parlak değil.

İş güç sahibi olamayan, bir baltaya sap olamayanların, kaldırımlarda boş boş gezmektense geçici olarak yapacağı bir iş. “Ne iş olursa yaparım abi” diyenlerin boşta kalmaktansa yaptığı bir iş.

Hacı amca haklı mı?

Kendine göre tabii.

Ayrıca Türk toplumunda önemli bir kesimin, hatta ezici çoğunluğun görüşünü yansıttığını da düşünebiliriz.

Yıllar önce ´Babam ve Oğlum´ filmini izlemiştim. Oldukça duygusal bir filmdi. Orada da baba ile oğul birbirine yabancılaşmıştı. Bilin bakalım oğlun mesleği neydi?

Evet, oğul gazeteci olmuş, baba ile ipler kopmuştu.

Hatırladığım kadarıyla orada gazeteci olmak parasız boş işlerle uğraşmak, biraz da devlet büyüklerinin çizdiği akıldan çıkmak, kendi aklını kullanmak suretiyle haddini aşmak anlamına geliyordu.

Bugün de Türkiye´de yüzlerce gazeteci işinden oldu.

Hidayet Karaca içerde. Mehmet Baransu içerde. Rahatsız olanlar nerede?

Bugün bir hacı amca gazeteci arkadaşa, “Daha iyi iş bulursan geçersin..” diyor. Toplum da bu gazeteci arkadaşlara, “Neden darbeyi haber yaptınız.. Büyüklerin işine karışmak sizin haddinize mi?” muamelesi yapıyor.

Hadi vatandaş diyelim özgür basının önemini kavramıyor; demokrasinin, kalkınmış, onurlu bir toplum olmanın özgür basın olmadan olmayacağını, yolsuzlukların toplum bünyesini kanser gibi saracağını bilmiyor..

Peki zamanında bu meselenin savcıları olan, belki bir darbeye maruz kalmaları önlenen, bugün lüks otomobillerde dolaşanlar nerede? Vicdanları hiç mi sinyal vermiyor? Şarj tamamen mi bitti? İnsan kendini belki ipten kurtaran elleri böyle mi tekmeler? Böyle mi çifte savurur?

Belki de vatandaşı kınamamak gerekiyor. Okumuşu, koltuk uğruna bütün ilkeleri bir kenara itebilince vatandaş da tabii ki gazeteciye belki mevsimlik tarım işçisine söylenmeyen sözleri söyler.

***

Almanya’da durum nasıl derseniz..

Gazetecilik Almanya’da da zengin olmak için illa da ilk müracaat edilecek kapılardan değil.

Ancak nedense bu ülkede gazeteciliğe tuhaf bir rağbet var. Gazetecilik korunmuş bir meslek değil. Giriş için devletin koyduğu kriterler, ölçüler yok.

Ama buna rağmen sektörde bazı giriş kriterleri ortaya çıkmış. Bugün gazeteci olmak için üniversite diploması bile yeterli değil. Uygun gazete bulacaksınız, listeye gireceksiniz. Belki üniversite diplomasından sonra gazetecilik okullarından geçeceksiniz.

Buralarda bu işler neden böyle diyecek olursanız.. Benim aklıma tek açıklama geliyor:

Almanlar bu işi bilmiyor (!).

06.04.2015 20:30