TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

Almanca şarkıları da sevmeye başladım

Bunca yıl Almanya’da yaşıyorum ama ne yalan söyleyeyim, Almanca şarkıları pek sevmezdim. Bu sadece Almanca şarkılarla sınırlı da değil. Yabancı sözlü şarkılardan pek hoşlanmazdım.

Zaten Almanya’da Almanca şarkı duymak da pek mümkün değildir. Açarsınız radyoyu, çok büyük ihtimalle İngilizce şarkı gelir..

Milliyetçi düşünmüyorum, ama dinlediğim şarkının dili Türkçe olmazsa pek keyif almazdım. Hala da büyük ölçüde öyle. Ama artık Almanca şarkıların da güzel olabileceğini düşünmeye, keyif alabildiğimi hissetmeye başladım.

Neden böyle oldu? İsterseniz adım adım gidelim.

Önceki akşam Türk-Alman Kültür Olimpiyatı ödül töreni vardı Berlin’de. Tören salonu tıklım tıklım dolmuştu, ben ayakta izlemek zorunda kaldım.

Sahnede öğrenciler şarkılar söylediler, piyesler sundular, şiirler okudular. Halk oyunlarından örnekler sundular. Sunulan piyesler arasında Goethe’ye, Friedrich Dürrenmatt’a ait eserler vardı. Şarkılar arasında Antep yöresine ait türküler yer aldığı gibi Almanca ve İngilizce şarkılar da yer aldı.

Geleneksel ile modern yan yanaydı.

Burada söylenen „Gözleri Aşkla Gülen“ şarkısı ruhumuzu okşadığı gibi Almanca „Ein bisschen Frieden“ şarkısının da keyif verdiğini hissettim.

Yine ırkçılık konulu resim yarışmasında ilk üçe giren fotoğraflar da oldukça etkileyiciydi. İki yumurtalı fotoğraf üçüncü, iki elin parmaklarınının farklı renklere boyanıp birbirine girdiği ikinci ve farklı renkteki çocukların kafa kafaya çektirdiği fotoğraf ise birinci seçilmişti. Bence her üç fotoğraf da birinciliği hak edecek kadar özgünlüğe sahipti.

Peki, hiç eksiklik yok muydu?

Eksiklik demiyorum, emeği geçenleri tebrik etmek lazım, böyle bir eseri ortaya koymak takdire şayan. Ama yeri gelmişken aklımdan geçen bir iki düşünceyi de paylaşayım:

Türk-Alman Kültür Olimypiyatı programı.. Dünyanın renkleri sözü sıkça geçiyor.. Gerçekten de farklı kültür unsurları bir araya getirilmiş. Necip Fazıl’ın Kaldırımlar şiiri okundu. Orada şunu düşündüm:

Necip Fazıl Türk düşünce tarihinde yeri olan biri. Ama yeri belli. Onun karşılığında acaba sol kesimin öne çıkardığı bir şiir de olamaz mıydı? Mesela Nazım Hikmet veya bir başkasından bir eser?..

Gaziantep’ten Bavyera’ya, Necip Fazıl’dan Goethe’ye uzanan yelpazede sol veya muhafazakar kesimin dışında farklı kesimlerden de eser olabilirdi.

Bunu neden söylüyorum?

Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden birini bu olduğunu düşündüğüm için. Bugün başımıza ne geliyorsa toplum olarak herkesin kendi çevresine çekildiği, kendi çevresi dışında olanlara kayıtsız kalmasından geldiği için. Eğer her koyun kendi bacağından asılırsa ortada koyun kalmayacağı için.

Rosa Luxemburg’dan esinlenerek söyleyecek olursak: Bir toplum özgürlüğünü içindekilerin ancak kendilerinden olmayanların da haklarına sahip çıkması ile koruyabileceği için.

Bugüne kadar gördüğüm kadarıyla farklı gelişmelere cevap verebilen bir yapı Türk-Alman Kültür Olimpiyatları ve arkasındaki ekip. Sanıyorum önümüzdeki yıllarda daha geniş bir yelpaze temsil edilecektir.

Yazının başında Almanca şarkılardan bahsetmiştim. Belki şahsen bende Almanca şarkıların uyandırdığı duygu gibi Almanlar da Türkçe şarkılar için aynı şeyi söyleyecektir. Belki hatta bazıları da Almanca şarkıları keşfedecektir.

22.03.2015 19:30