TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

AKP’nin 10 vaadi, seçmenin 10 isteği

Üç yaşına yaklaşan oğlum semtimizdeki dondurmacıları tanıyor.

Güneşli havalarda dışarı çıktığımızda hemen dondurma ister. Dondurmacının yanından geçerken otomatik olarak oraya yönelir.

“Oğlum bugün zaten bir dondurma yemiştin, bugünlük yeter..” desem de dinlemez. Aldık diyelim, bu sefer de “Baba, Emre seninkinin tadına bakıyor” diyerek tatmak ister. Yaş küçük ama kafa çalışıyor..

***

Bunu neden anlattım?

Partiler seçmene biraz da küçük çocuk muamelesi yapıyor.

Gördüklerimize göre mantık şu: Kim ne istiyorsa vaat et, değirmenin suyu nereden gelecek önemli değil. Nasıl olsa üç gün sonra unutulur, unutmayan sesini duyuramaz, sesini duyuracak medyayı da dışlarsın olur biter..

Ahmet Davutoğlu Almanya ziyaretinde seçmene 10 vaatte bulunmuş. İçinde pasaport harçlarının, askerlik bedelinin düşürülmesi de var, yurtdışından gelen telefonların ve arabaların Türkiye’de daha uzun süre kullanılabilmesi de.

Tüm bunlar normal zamanlarda bir anlam ifade edebilir. Ama günümüz gibi bir dönemde pek etmiyor. Gemi zor sulara girmiş, devasa dalgalarla boğuşuyor, siz mürettebatla çay başına bir buçuk şeker mi, iki şeker mi pazarlığı yapıyorsunuz. Yeri mi?

İçinde bulunduğumuz durumda vatandaşların öncelikli ihtiyacı cep telefonlarını Türkiye’de daha fazla kullanma değil. Peki ne?

Bence şu 10 talep:

1. İçiniz dışınız bir olsun diyeceğim, zor olacak. Hiç kimseden melek olmasını beklememek lazım, gerçekçi olmaz. Ama yalan az da olsa rahatsızlık versin.

2. Toplumu bölmeyin. Kimsenin dini veya etnik kökenini dilinize dolamayın. Herkesi insan kabul edin.

3. Dini siyasete alet etmeyin. Dinin sizin tekelinizde olduğu yanılgısına düşmeyin.

4. Basın özgürlüğüne dokunmayın. Sizin hoşunuza gitmeyen başını düşman bellemeyin. Basının görevi eleştirmek.

5. Mahkemelerden elinizi çekin. Para kutularını görmeyen, ancak iki lokuma hapis cezası veren adaletin adalet olmadığını kabul edin.

6. Seçimleri kazandık diye devleti babanızın malı görmeyin. Devlete alımlarda akrabalığı, partidaşlığı değil, ehliyeti, beceri ve liyakati esas alın.

7. Devlet imkanlarını kişisel çıkarlarınızın, kinlerinizin, intikamınızın aracı gibi kullanmayın.

8. Kullandığınız dile dikkat edin. Kalp kırıcı, aşağılayıcı, alaycı olmayın. Gelecek kuşaklara böyle kötü bir dili miras bırakmayın.

9. İntikam hırsıyla tutuklanan gazetecileri, polisleri, yargı mensuplarını bırakın.

10. Akşam başınızı yastığa koyduktan sonra kendinizi sorguya çekin.

***

Değerli okuyucular..

Biliyorum, bu taleplere kulak asmayacaklar. Belki birçok okuyucu, seçmen de bunları sokaktaki hayattan kopuk bulacak.

Ama bu taleplerin muhatabı da aslında baştakiler değil, bizleriz. Evet, bu vaatlerin çok fazla alıcısı olmayabilir. Ama şundan eminim ki, bu ve benzer vaatler dikkate alındığında ülke yine normalleşme yoluna girecek. Yoksa, “Amaaan, böyle gelmiş böyle gider, bizden adam olmaz..” ümitsizliği yine hakim olacak.

***

Yazıya dondurma ile girmiştik, dondurma ile bitirelim. Eğitimciler başarılı olacak çocukların bir özelliği olarak anlık hazları daha sonraki daha büyük kazanımlar için erteleyebilmeyi gösterirler (Marshmallow-Effekt). Çocuklar biraz büyüdüğünde daha sonraki kazanım için gerekirse bugünün dondurmasından vazgeçebilmeli derler.

Aslında aynı şey seçmen için de geçerli. Bugünün kömürü makarnası, pasaport harcı için adaletten vazgeçerse ülke düzlüğe çıkamayacak.

06.05.2015 19:30