TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

2022, 2034, 2140?

Fransa yeni bir romanı tartışıyor.

Yazarı Michel Houellebecq. Dün piyasaya çıktı, ’Soumission’ başlığını taşıyor. Türkçe “Teslim Alma”, “Boyun Eğdirme” diyebiliriz.

Peki, kim kimi teslim alıyor, kim kime boyun eğdiriyor?

2022’de – yani 7 yıl sonra – İslamcı bir başkan seçiliyor Fransa’ya.

Aşırı sağcılardan biri seçilmesin diye muhafazakar ve sosyalistler Müslüman bir adayı seçtiriyor. Kitap da İslam altında Fransa’nın nasıl bir ülke olacağını anlatıyor.

Hayır anlatmıyor; hayali bir korku senaryosu çiziyor.

***

Fransa şimdi bu kitabı konuşuyor. Yakında Almanca tercümesi de çıkacakmış.

Keşke konuşmasa.

Aslında ele alınacak bir kitap değil. Durumumuz esprilerinde anlatılan sarışının durumuna benziyor. Hani üç metre önünde muz kabuğunu görüp de, “Eyvah yine düşeceğim“ diyen sarışın var ya, işte onun durumuna.

Tuzak olduğunu biliyoruz, aslında hiç gündeme almamız gerektiğinin farkındayız. Gündeme alarak reklamını yapıyoruz. Ama bazen ele almaktan başka çare kalmıyor.

***

Kitap, aşırı sağın, popülist sağın ekmeğine yağ sürüyor.

Kolektif korkuları besliyor.

Michel Houllebecq 2022 Fransa’sını yazmış. Ben Almanya ile ilgili başka benzer kitapları da okudum.

Mesela..

1990’li yılların sonunda okuduğum bir kitap Almanya’da 2140 yılında yerli Alman nüfus ile Türkiye kökenli nüfusun eşitleneceğini yazıyordu.

Hans-Peter Raddatz „Die türkische Gefahr“ (Türk Tehlikesi) kitabını yazmıştı.

Udo Ulfkote “SOS Abendland” (Batı SOS Veriyor) kitabını yazdı.

Max Eichenhain isimli yazar ise “2034 – Der Abschied vom Abendland“ (2034 – Batı’ya Veda) kitabını yazmıştı.

Ben de tanımak istemiştim.

Ama baktım, yalan yanlış bilgiler, temeli olmayan hayali korku senaryoları.. Okuduktan sonra evde kütüphaneme koyacak değerde bulmadım.

Bunlar şimdi bodrum katta mı, yoksa dengelemek için çamaşır makinesinin altına mı koydum, pek hatırlamıyorum.

***

Bu kitaplar aslında bize bir şeyi gösteriyor:

Her toplumda olduğu gibi içinde yaşadığımız toplumda da hayatından memnun olmayan, bilgisi sınırlı ancak korkuları sınırsız, popülist söylemlere prim veren, geleceğe değil geçmişe dönük yaşayan kesimler var.

Bunların günümüz toplumlarının sorunlarına sunduğu akılcı çözümler yok. Bunlar üstünlüğü ele geçirirse kurtaracakları YENI AVRUPA veya YENİ BATI huzursuzluk ve belirsizlikten başka bir şey vaat etmeyecek.

Ancak çoğunluk makul bir noktada. Ve artık sınır makul olanlar ile popülizme, palavraya prim verenler arasında. Bizim yerimiz makul olanların yanı.

***

Son olarak belirteyim:

Bence bahsi geçen kitap ve benzerleri gerçeklerden uzak olduğu için onlara en iyiyi kurgu bilim (science-fiction) romanı veya korku filmi muamelesi yapmak.

İsteyen kurgu bilim romanı alır veya gider videotekten korku filmi alır, uzaylıların dünyayı nasıl bastığını okur veya izler.

Bundan kendine göre eğlenir. Sonra da kitabı bir kenara atar veya filmi geri verir. Ama ciddiye almaz. Makul insanların da bu tür kitaplara böyle davranması gerekiyor.

Daha fazlasını hak etmiyorlar.

07.01.2015 18:30