TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

Sizin evin önünden gectik..

Haftasonu bir haber vardı televizyonlarda:

Ali Babacan, Maliye Bakanı, yeni lüks araçlar almış.

Hadi bunda bir şey yok, alıştık.. Ama araçlar aile yakınları içinmiş.

Hadi bunda da bir şey yok, onun da kalbi var, aile yakınlarının Renault’a binmesine yüreği dayanmıyor diyelim.

Haberi ilginç kılan ayrıntı şu:

Bu Ali Babacan aynı zamanda yıllardır vatandaşa tasarruf tavsiyesinde bulunan Ali Babacan.

Oldu mu şimdi?

Vatandaşa tasarruftan bahsedeceksin, sonra da kendin lüks araba alacaksın? Hem de sadece kendine değil, hısım akrabaya da?

Ama biraz düşününce Ali Babacan’da bir tezat olmadığı sonucuna da varabiliriz.

Tasarruf kelimesi Arapça kökenlidir, Türkçede parayı ’az kullanma’ (sparen) anlamına da gelebilir, onun tam karşı anlamında ’kullanma’ anlamına da.

Belki de yıllarca kendisini biz yanlış anladık. Belki de o vatandaşa harcama yapın, ekonomi canlansın demek istiyordu.

***

Ancak bugün asıl konum Ali Babacan değil.

Dün Almanya’nın bazı şehirlerinde Müslüman karşıtı Pegida’ya karşı gösteriler vardı.

Bu göstericiler arasında Müslümanlar da vardı. Hatta İslami teşkilatlar da vatandaşı sokağa çağırmıştı.

Gazetede vatandaşı demokrasisine sahip çıkmaya çağıran İslami teşkilat temsilcilerinin fotoğrafını görünce aklıma Ali Babacan geldi.

Fotoğrafın ortasına AKP’nin Almanya uzantısı teşkilatın temsilcisi, yanında yine bu partinin etkisi altındaki başka bir teşkilatın temsilcisi.

Bunlar ’sivil’ toplum kuruluşları!

Hayır, eyleme karşı çıkmıyorum.

Vatandaşın sadece kendisi için yaşamaması, yaşadığı toplum için de sorumluluk hissetmesi, hatta sokağa çıkma cesaretini göstermesi olumlu.

Ancak bu teşkilatlar aynı zamanda Türkiye’ye bağı olan teşkilatlar. Ancak bir kısmı Türkiye’deki haksızlıklara ses çıkarmıyorlar. ’Siyasi’ gerekçesi ile orası ile ilgili açıklama yapmaktan kaçınıyorlar.

Ama burada Pegida’ya karşı sokağa çağırıyorlar!

Arkadaşlar, Pegida’nın olmayan İslamlaşma tehlike algısına karşı çıkıyorsunuz.. Peki Türkiye’de olmayan paralel yapı safsatasına neden karşı çıkmıyorsunuz? Bu safsata ile yolsuzlukların üstünün örtülmesi, demokratik kazanımların feda edilmesi, inandığınız değerlerin suistimal edilmesi, içi boşaltılarak sıfırlanması sizi niye rahatsız etmiyor?

Yoksa sizin demokratlığınız da Ali Babacan’ın tasarruf kelimesindeki çift anlamlı bir şey mi? Sahip çıkmaktan kasıt sadece benim olsun, benim için olsun, başkası için olmasa da olur anlamında mı?

***

Türkçemizde bir deyim var. Kendi evinin önünü temizlemek..

Kim başkasına ne kadar akıl verirse versin.. Ne kadar iyi konuşur, parlak fikir üretirse üretsin.. Kendi evinin önünü temizlemezse sözleri etkili olmaz. Mahalleleri temiz olmaz.

Ama ben kendi evinin önünü temizleme noktasında değilim. İnsanın işi başından aşkındır, vakti yoktur, canı istemiyordur..

Yahu, bari kendi pisliğini başkasının evinin önüne süpürenlere destek olmayın. Birileri kendi pisliklerini yok etmek için başkasının evinin önüne habire çamur süpürüyor.. Bari onlara sahip çıkmayın.

Çok şey mi istiyorum bilmem ki..

05.01.2015 19:30