TAKİP ET
İsmail Kul

İsmail Kul

Çaycım olmadan asla!

Sevgili okuyucular..

1Kasım seçiminden sonra birileri kendine çeki düzen vermeye başladı.

Baktılar, necip milletimiz net bir tercih yaptı, durum kritik, kendilerine ayar verdiler.

Mesela Hürriyet..

Açık mektup yayınladı, yanınızdayız mesajı verdi.

Ben de düşündüm, onlar yapar da ben yapamam mı dedim ve kendime çeki düzen vermeye karar verdim.

Evet, ben de kendimi düzeltiyorum.

O nedenle bu yazıda AKP demeyeceğim. Herkesin dediğini deyip AK Parti demenin de fazla bir orijinalliği yok. Bari Beyaz Parti diyeyim dedim.

***

Madem dönüş operasyonu tamamlandı, şimdi dostane bir şekilde uyarıma geçebilirim.

Bugün okuduğum bir haber canımı sıktı. Bunun partiyi sıkıntıya düşürebileceğini düşündüm. Acilen tedbir alınması lazım.

Haber şu:

Seçimin ertesi günü 58 gazeteci işten çıkarılmıştı. Tamam bunda sorun yok.

Bugün de okuduğuma göre Bugün gazetesinin Ankara bürosundan 12 gazeteci çıkarılmış. Bunda da sorun yok.

Gazetedir, tabii gazeteci çıkaracak, hamburger çıkaracak halleri yok ya.

Ama bir de çaycı çıkarılmış. Ben oraya takıldım.

Çaycı neden çıkarılır ki!

İşte bu noktada yanlış yapıldığını düşünüyorum. Eğer dönüş yapılmazsa bunun partimize büyük zarar vereceği kanaatindeyim.

Gazeteleri bas, gazetecileri işten at, memleketimizde sıkıntı olmaz. Ama çaycı arkadaşların durumu farklı.

Ülkede ulusal yayın yapan 37 gazete var. Buralarda çalışan gazeteci belki üç bindir, belki dört bin. Bunların da zaten birçoğu partimizden yana. Diğerlerini at, halkımızın çoğu duymaz bile. Duysa da umursamaz.

Ama ülkedeki kahvehane sayısı 600 bin. Bazı kahvehanelerde birden fazla çaycı çalıştığını farzet, bir milyon kişi eder.

Üç bin nerde, bir milyon kişi nerde? Bu kadar büyük bir meslek grubunu karşımıza almaya gerek var mıydı?

Türkiye’de 4 milyon 300 bin civarında gazete satılıyor. Bunların bir milyonu muhalif, hadi bilemedik bir buçuk milyon olsun. Bunlara dokunmak bizim seçmeni etkilemez.

Ama ülkemizdeki 600 bin kahvehaneye ortalama 60 kişi gittiğini düşünsek 36 milyon eder. Nüfusun yarısı yani. Bu kadar büyük bir kitleyi etkileyecek bir meslek grubuna dokunmak akıl kârı mı Allah aşkına?

Gazete okumadan yaşanır. Ama çay içmeden yaşanmaz. Yaşansa da çaysız yaşama yaşamak denemez. Kemal Sunal’ın ’Japon İşi’ filmindeki Japonların yaptığı elektronik kız ne kadar yaşıyorduysa çaysız hayat da o kadar yaşamak demektir bence.

Ülke güvenliği, milletin geleceği için de kahvehaneler çok daha masum, çok daha iyidir.

Bugün Türkiye’de mevcut basın içinde üçte birlik kesim dış güçlerin piyonu durumundadır. Beşinci kol faaliyeti içindedir. Amerika’nın, İngiltere’nin, Fransa’nın, Lichtenstein’ın, Letonya’nın.. İsrail’in, İran’ın, İzlanda’nın uşağı durumundadır.

Ya kahvehaneler? Bugüne kadar Adıyaman’daki İslam Çay Ocağı dışında müdavimlerinin teröre karıştığı kahvehane dışında ülkeye zararı dokunan bir kahvehane örneği var mı?

Hatta kahvehanelerin sıkıntılı ev reislerine ev dışında da bir sığınma mekanı sunduğu için ülkede aile saadetine büyük katkılarda bulunduğunu dahi söyleyebiliriz. Kahvehaneler olmasa sıkıntılı ev reisleri karısına, çocuklara patlar, ülkede şiddet artar.

***

Dolayısıyla:

Sevgili arkadaşlar..

İsterseniz geri kalan gazetecileri de işten atın. Hatta tüm gazetecileri işten atın, problem değil, sıkıntı yok. Zaten gazeteci dediğin eleştirel kişilerdir, can sıkıcı, mızmızcı varlıklardır.

Onların yerine reklam yapan PR’cileri al, dünyayı sana gül pempe göstersinler, onlar da mutlu olsun, okuyucular da.. Ne olur sanki!

Ama çaycılara dokunmayın.

Ben bir dost olarak uyarayım dedim.

İsterseniz bir sloganla bitirelim:

Hürriyetsiz yaşarım, çaysız yaşayamam.

04.11.2015 16:12