TAKİP ET
Dr. Sabine Schiffer

Dr. Sabine Schiffer

İnsanlardan faydalanmaya dair

Ne mutlu ki hep başka insanlar var. Yugoslavlar ortalıktan kaybolduktan sonra Müslüman göçmenlere hakaret etmek için Türklere sarıldık. Bu arada Bild Gazetesi’nin ‘İflas etmiş Yunanlılar’ı düşman olarak gösterme girişimleri boşa çıktı. Her yaftalamaya çalıştığımız resmin kısa zamanda canlanacağını öğrenmiş olsak bile bu böyle yapılıyor. Şimdi ise Doğu Avrupa‘dan gelen göç rahatsız ediyor, özellikle de Bulgarlar ile Rumenler. Aslında, hayır, esasen bu böyle değil. Bu sefer başka. Önce böyle olduğu düşünülüyor.

Az sayıda da olsa bazı politikacılar ırkçı havayı daha da kızıştırmaya çalışırken, bazı politikacılar Doğu Avrupa’dan buraya göç eden Rumenler ile diğerlerine, buraya göç edenlerle uzun zamandır burada yaşayanlara iftira atılmasına karşı çıkıyorlar. Bizim basın da arada bir de olsa bu konuya dikkat çekiyor. Gerçi göç ‘dalgaları’na karşı alarm çanları çalınmasına devam ediliyor ancak en azından tek tek mültecilerin ya da göçmenlerin kaderlerini görünür kılmaya ya da onlar için merhamet uyandırmaya çalışılıyor.

Göçle ilgili olarak pozitif atmosfer oluşturmak isteyenler vasıflı işçi açığına vurgu yapıyorlar, ki vasıflı işçi açığının var olup olmadığı da tartışma götürür, ama yine de ‘göç’ sözcüğünü kullanmamak için uzman işçi açığı vurgusu tercih ediliyor. İşçi açığına vurgu yapılarak ‘göç’ olgusuna olumlu değer biçilmesine özellikle uzun süredir ve haklı olarak ‘yabancı’ tanımlamasına karşı çıkanlar seviniyor, zira basın yabancıların toplum ve ekonomi üzerindeki olumlu etkilerini yansıtmayı ihmal ediyor.

İhmali ortadan kaldırmak için şimdilerde başarısız girişimlerde bulunuluyor. Başarısız çabalardan biri heute.de sitesinde yer aldı. Site, ‘Sadece Rumenler değil akademisyenler de geliyor’ başlığını atarak önyargı kültürünün daha da kabul görmesine yol açtı. Başlıktan sanki Rumenler arasında hiç akademisyen yokmuş gibi bir mesaj çıkıyor. Rumen karşıtlığı, başka bir deyişle antiziganizm, böylece hiç sorgulanmadan devam ediyor. Bu tartışma ‘İyinin karşıtı iyi niyettir’ sütununa giriyor. Göstermelik vasıflı işçi eksikliği tartışması da bu kategoriye dahil bir tartışma.

İnsanları ekonomi için yararlı veya değil şeklinde ayıranlar insan haklarının önemli bir temel ilkesini ihlal ediyorlar, zira insan haklarından yararlanmak için insanların herhangi bir performans sergilemeleri veya güç göstermeleri gerekmez. İşgücünden yararlanılamayan insanlar da tartışmanın diline sadık kalarak, pervasızca söylemek gerekirse, atılması gereken objeler değildirler. Her kim ekonomik olarak ‘faydalı’ insanlar talep ederse, toplumsal ihtiyaçlar değiştiğinde, insanları tekrar en hızlı şekilde geri göndermeye hazır olanlar yine onlar olacaktır. Eski ‘misafir işçiler’e yönelik tutum ve tavırlar, onların o zamanlar ihtiyaç duyulan bir grup olduğunu gösteriyor. Ekonomi ile piyasa insanlığı hakimiyeti altına alırsa yine insanlık kaybeder.

Almanya daha renkli hale geliyor. Bunda yanlış bir şey yok ama temel görüşlerde bir değişiklik olmazsa dışlanan, reddedilen bir ‘yabancı’ grubun yerini yeni bir ‘yabancı grup’ alacak. Yaftalananların yerlerini başkalarına bırakmış olmakla kendilerini daha iyi hissedeceklerini zannetmiyorum. Bu konuda bir değişiklik olmayacağını daha önce türetilen birçok kelime gibi ‘göçmen kökenli’ kelimesi de çok anlamlı bir biçimde gösteriyor, nitekim bu kelime ‘öteki’ni ifade ediyor. Alman olarak görülmek imkansız gibi bir şey. Ve sonuç itibarıyla iş piyasasında ülke içinden ve ülke dışından işgüçlerinin birbirine karşı kullanılmaları her şeyden önce ücret dampingine yarıyor, ama bu durum huzura hiç bir katkı sağlamadığı gibi yangına körükle gidiliyor.

12.02.2014 18:50