TAKİP ET

İngiliz seçimleri Türkiye için neden önemli?

Perşembe günü Britanya vatandaşları yeni bir parlamento seçecek. Bu seçimin sonucu, Türkiye için ilk bakışta çok doğrudan ve açık görünmeyen sebeplerden dolayı önemli.

Muhafazakar Parti ile İşçi Partisi arasındaki kıran kırana yarıştan, hiçbir partinin mutlak çoğunluğu elde edemediği tıkalı bir parlamentonun doğuracağı sonuçlardan veya İskoçya Milliyetçi Partisi’nin (SNP) hükümet kurulmasında kilit rol oynar konuma gelme ihtimalinden söz ediliyor sürekli.

Türkiye (ve Avrupa’nın geri kalanı) için asıl önemli mesele ise, Britanya’nın Avrupa Birliği (AB) içindeki geleceği. Muhafazakar Başbakan David Cameron kendi partisi içinde AB’ye yönelik yaygın kuşkuculuğa cevap olarak, Muhafazakar Parti’nin seçimi kazanması halinde 2017’de Britanya’nın AB üyeliğine yönelik bir “kalalım mı çıkalım mı” referandumu yapma sözü verdi.

Cameron gelecek iki yılı, Britanya’nın AB içindeki konumunu yeniden müzakere etmek için kullanmak istiyor. Tercih ettiği nihai hedefinin ne olduğu ve diğer Avrupalı liderleri taleplerini kabul etmeye nasıl ikna etmeyi planladığı pek açık değil, fakat Britanya ile AB arasında yeni bir ilişkiye dair referandum düzenleme fikrinin bir karşılığı var.

Euro bölgesi ülkeleri; iktisadi, mali ve en nihayetinde siyasi ilişkilerinde köklü bir yeniden düzenlemenin tam ortasında bulunuyor. Euro’nun ayakta kalması için AB’nin daha ileri entegrasyona ve mevcut anlaşmalarda, daha kaynaşmış bir birliği mümkün kılacak bir değişime ihtiyaç duyduğu ortada. Bu da kaçınılmaz olarak, kendi para birimini korumaya ve bazı AB politikalarına katılmamaya karar vermiş olan Britanya gibi ülkelerin, daha sıkı entegre olan AB ülkelerinin teşkil edeceği çekirdekle müstakbel ilişkini yeniden gözden geçirmek zorunda kalması anlamına gelecek.

Abartılar ve önyargılar bir yana, beğenseniz de beğenmeseniz de, AB Londra’da çok uzun zamandır tartışmalı ve ayrıştırıcı bir mesele; bu da Britanya’nın AB içinde yapıcı bir rol oynama isteğini olumsuz şekilde etkiliyor. Fakat Britanyalılar için artık karar vakti gelmiş durumda: Mevcut AB’den ayrılmayı ve zorunlu değişiklikleri engellemekten vazgeçmeyi mi istiyorlar? Ya da kenarda dursalar da, içeride kalıp AB üyesi ülkelerin çoğunluğunun ilerlemesini mi kabul etmek istiyorlar? Yoksa AB’yi kendileri ve birliğin parçası olmayı isteyen, fakat her ne gerekçeyle olursa olsun, daha fazla entegre olmamayı tercih eden diğer Avrupa ülkeleri için daha kabul edilebilir bir yer haline getirme gayreti mi göstermek istiyorlar?

Cameron üçüncü seçeneğe arka çıktığı için takdir edilmeli. Öte yandan da muğlak tavrı ve bu köklü değişimlerin iki yıl içinde tamamlanabileceğini savunan yanlış hesapları nedeniyle eleştirilmeli. Bu süreç çok daha fazla zaman alacaktır. AB’deki büyük aktörlerin çoğu hâlâ böyle hayati bir tartışmayı ertelemeyi tercih ediyor, çünkü söz konusu tartışma Pandora’nın Kutusu’nu açabilir ve Avrupa’nın dört bir köşesinde ne sonuç çıkacağını kimsenin kestiremeyeceği başka referandumlara da kapı açabilir. Bu aktörler mevcut kurallara set çekmek ve her türden köklü reformu mevcut anlaşmaları değiştirmeksizin uygulamak için ellerinden geleni yapıyor. Bu, diğer ülkelerde AB’ye yönelik artan kuşkuculuğu daha da güçlendirmekten başka işe yaramayacak olan çıkışsız bir tutum.

Bu yüzden Britanyalıların AB’nin geri kalanı üzerinde oturup anlaşmalardaki değişiklikleri açıkça konuşma baskısını sürdürmesine ihtiyacımız var. Bunun gerçekleşmesinin en büyük garantisi ise, sol eğilimli biri olarak bunu söylemekten hiç hazzetmiyorum lakin, yeni bir Muhafazakar-Liberal koalisyon hükümeti. Zira İşçi Partisi AB konusunda son derece müphem ve mütereddit bir tavır içinde.

Bütün bunlar Türkiye için niye önemli? Taraflar tam AB üyeliğinin gerçekleşmesinin mümkün ve zaruri olduğu inancından yoksun olduğu için çıkmaza giren on yıllık müzakerelerin ardından, Türkiye ve AB’nin bir başka seçeneğin devreye girmesiyle daha iyi bir yere geleceği kanaatindeyim. Bu, Türkiye’nin (ve diğer adayların) iyi tarif edilmiş bir çerçeve dahilinde, uygun gördüğü AB politikalarına katılmasını, faydalı bulmadıklarının ise dışında kalmasını mümkün hale getirecek bir tür kısmi üyelik olabilir. Yani tam da Britanyalıların çabaladığı türden bir statü. Umalım ki başarılı olsunlar.

06.05.2015 18:30