TAKİP ET
Yaşar Yeşilyurt

Yaşar Yeşilyurt

IŞİD kimin projesi

Birden hayatımıza IŞİD diye bir şey girdi. Korkunç bir şey! Dünyanın her yerinde bütün haber kanalları artık sürekli ondan bahsediyorlar. BBC’lerin, CNN’lerin en önemli haber konusu artık IŞİD’in katliamları.

Haberler o kadar ürkütücü ki! Neredeyse her gün farklı bir vahşet görüntüsü ile karşı karşıyayız: başı kesilen gazeteciler, toplu katliamlar, sokaklara serpilmiş cesetler, bedenlerinden koparılıp demir direklere asılmış başlar. Akıl alır gibi değil!

Ortada abartılı bir vahşet var. Bu vahşetin ne bir devlet kurma, ne bir devleti ayakta tutma, ne de yeni topraklar kazanma gibi bir amaca hizmet etmeyeceği gün gibi aşikar. Kaldı ki örgütün yöneticileri ve vahşetin icracıları da zaten belirli fikirler ve idealler etrafında bir araya gelmiş, planları-projeleri olan, bunları toplumları ve dünya ile paylaşan ne dediği belli aklı başında insanlar değil; ne idüğü belirsiz kiralık katiller topluluğu.

Bir de halifeleri var bu güruhun. Beş-on tane adamı küçük bir camide bir araya zar zor toplayıp, uydurma bir törenle hilafetini ilan eden bir nevzuhur. İçinde bol bol “cihat, kafir, savaş” kelimeleri geçen cümleler kuruyor hilafetini ilan ederken. Tabii ki fotoğrafın olmazsa olmazı gür ve uzun bir sakalı da var! İşin garibi, eğer gerçekse tabi eski başkan adayı Cumhuriyetçi senatör John McCain ile bir arada çekilmiş fotoğrafları bile dolaşıyor ortalıkta bu ısmarlama “sakallının”.

Konunun siyasi hesaplarına girmeyeceğim fakat bu abartılı vahşet ve mide bulandırıcı mizansenin neye hizmet ettiği o kadar açık ki! İslam dinini, Müslümanları ve onların yaşadığı toprakları sürekli vahşetle yan yana getirmenin arkasında, samimi müslümanların veya İslam’a sempati ile bakanların olamayacağı o kadar ayan beyan ki! IŞİD’in kimin projesi olduğunu bilmek zor ama faturasını bütün dünyadaki ve özellikle de bizler gibi “batı dünyasında” yaşayan müslümanların ödeyeceğini tahmin etmek zor değil.

Esasen işin beni daha çok ilgilendiren ve üzen kısmı, IŞİD’in kimin projesi olduğundan ziyade, neden İslam dünyasının –eğer varsa öyle bir şey- sürekli projelerin elinde bir oyuncak olduğudur. Müslümanlar, ha bire kendi üzerlerinde oyunlar oynayan yabancı güçleri suçlayarak bir yere varamayacaklarını anlayıp ne zaman kendi cehalet ve sefaletlerinin farkına varacaklar? Darmadağınık değerler ve fikirler dünyalarını tamir etmeyi ne zaman akledecekler? Neticede IŞİD bundan önceki niceleri gibi tuzak bir proje bile olsa buna destek verenler, yani tuzağa düşenler olmadan var olamaz.

Keşke tuzağa düşenler sadece kandırılmaya, iğfal edilmeye müsait fertler olsa, ya hükumetlere ne demeli? Artık Türkiye hükümetinin yaralı IŞİD militanlarını tedavi ettirdiği, tırlar dolusu silah gönderdiği yani bir terörist örgütü kendi elleri ve milletin imkanları ile besleyip büyüttüğü bütün dünyada dile getiriliyor. Son çıkan dinleme skandalında Alman hükumeti bu durumu alenen, Türkiye’yi dinlemesinin bir sebebi olarak ortaya koyuyor.

Dünyada istismara en açık alanlardan birisi de kuşkusuz dindir. Bir dost tavsiyesi olarak kabul ederseniz, öyle garip işlerin döndüğü bir dünyada yaşıyoruz ki her din namına konuşana itibar etmeyin, hele konuşmaları neticesinde şahsi dünyasını imar ediyorsa asla güvenmeyin ve elli sefer samimiyet testinden geçirmeden de kimsenin arkasından gitmeyin!

Hemen hiç bir düşüncesini benimsememekle birlikte Marx’ın meşhur bir sözünü biraz değiştirerek paylaşmak istiyorum: “İstismar edilen din” toplumları uyuşturan bir afyon olabilir!

05.09.2014 18:00