TAKİP ET

İş anlaşmasında hak talep etme süresi

İş anlaşmalarında olabilecek birçok sıkıntı var. Bazen işveren maaş ödemez bazen çıkış verir ya da gereğinden fazla çalıştırır. Özelikle maaş ödeme konusunda sıkça sıkıntılar yaşanıyor.

Az kaldı, vereceğim, şu an işler kötü. biraz daha sabret cümlelerini bir çok çalışan duymuştur. Peki ne kadar beklemek gerekir ve çok sabırlı olmanın zararı olabilir mi?

Süre meselesi her alanda ama özelikle iş hukuk alanında önemli bir rol oynar. Çünkü iş demek çalışmak, maaş, geçim sağlamak demek. İş hukukunda hukuk süreci her zaman kısadır. İşveren size çıkış verdiğinde en geç üç hafta içinde dava açmak zorunda olduğunuzu birçok yazıda açıklamıştık. Peki işveren maaşınızı ödemeyince ne yapacaksınız? Klasik ve sıkça yaşadığımız bir örnek verelim:

İse yeni başladınız. Standart bir iş anlaşması kullanıyorsunuz. İlk ay işveren maaş ödemedi. Şimdi ne yapacağınız konusunda tereddüt içindesiniz. İşveren bu ay çok kötü olduğunu söylüyor, ama açığı en kısa zamanda kapatacakmış. Ve gerçekten sonraki ayların maaşını ödüyor. Aradan yarım sene geçiyor ve ilk ayın maaşından halen haber yok. işveren ile aranız bozuluyor ve işi bırakıyorsunuz. Tabii bu durumda ilk ayın maaşından vazgeçmek istemiyorsunuz.

Söylediğimiz gibi bu örnek çok klasik. İşe başlayan, baştan arayı bozmamak için genelde birçok ve doğru olmayan davranışlara katlanır. Ama işler bozulduğunda eskiden kalan hakkını ister.

Peki vatandaşımız ilk maaşını talep edebilir mi? Tabii ki iş anlaşmasına bakmadan çok net bir şey söylemek mümkün değil. Ama büyük ihtimal ile vatandaşımız ilk maaşını artık talep edemeyecek. Çalışmış olsa da ve bunu ispatlayacak durumda olsa da bu durum değişmeyecek. Çünkü birçok iş anlaşmasında önemli ve hak talep etme süresini kısıtlayan bir madde var.

Bu madde, iş anlaşmasında olmak zorunda değil. Çalışmış olduğunuz alanda geçerli bir tarife varsa orada da yazabilir. Bu kısıtlayan maddeler genelde iki süreç içerir. Biri talep etme süresi biri de reddedildiğinde yargıya taşıma süresi.

Talep etme süresi demek iş anlaşmasından kaynaklanan bir hakkı yazılı ve ispat edilecek şekilde karşı taraftan istemek demek. Bu hakkı talep etmek için üç aylık bir süre var. Misal, aralık ayının maaşının ocak ayında ödenmesi gerekiyor ama ödemedi ise ve siz yaza kadar hiçbir şey yapmadan beklediyseniz, artık bir şey yapmanıza da gerek kalmamıştır. Talep etme süresi geçmiştir.

İkinci süre de mahkemeye verme süresi. Diyelim siz süre içinde yazılı olarak talep ettiniz ve işveren ya cevap vermedi ya da “ödemiyorum“ dedi. Bu durumda ikinci süre başlar ve dava açmak zorundasınız. Maaş konusunda önemli bir ayrılık var. İşveren maaş bordrosu vermekle hakkınız olan maaşı kabul etmiş demektir. Yani maaş ödememek ile birlikte maaş bordrosu aldıysanız kısa süreler geçersizdir.

Soru:

Mahkeme beni şahit bir ceza duruşmasına çağırdı. Aslında pek gitmek istemiyorum. Çünkü her şeyi anlatsam işin ucu bana da dokunacak. Ama şahit olarak ifade vermek zorundayım, öyle değil mi?

Cevap:

Şahit olarak sanığın akrabası değilseniz susma hakkınız yok. Bunun büyük istisnası vereceğiniz ifade ile kendinizi suçlamaktır. Yani doğruları konuşmak ile kendinizi suçlayacaksanız yine susma hakkınız var. Ama bu durumda ki susma hakkı tüm ifadeyi kapsamaz sadece tehlikeli soruları kapsar. Bir nevi her cümlede kendinizi suçlama ihtimali var ise hiç ifade vermek zorunda değilsiniz.

22.02.2015 20:30