TAKİP ET
Yaşar Yeşilyurt

Yaşar Yeşilyurt

Hizmet’i bitirmek

17 Aralık’tan sonra Türkiye’de hükümet Hizmet’e karşı adeta bir savaş başlattı. Hizmet neticede harp edilecek bir devlet olmadığına göre adeta soğuk savaş benzeri, daha çok algılar merkezli, psikolojik harekat tekniklerinin bolca kullanıldığı, dezenformasyon üzerinden yürüyen tek taraflı bir savaş bu.

Seçim sonuçları istedikleri gibi olunca da hükümet cenahında tam bir zafer havası oluştu. Tabii ortada sıcak harp olmadığından zafer veya hezimet algılardan ibaret kalıyor.

Galibiyet hissi aynen mağlubiyet hissi gibi bazen iyi bazen kötüdür. Galibiyet,  eğer iyi değerlendirilirse sizi daha çok gayret etmeye, güzel ve hayırlı işler yapmaya motive eder. Çoğu kere de tam aksine insandaki egoyu körükler ve azgınlaşmaya ve körlüğe vesile olur. Mağlubiyet hissi ise insanları moral bozukluğuna ve karamsarlığa sürüklese de çoğu kere daha derinden düşünmeye ve derlenip toparlanmaya vesile olur.

O bakımdan nice zafer görünümlü hadiseler içlerinde hezimet ve nice mağlubiyet görünümlü hadiseler de zaferler barındırırlar. Tarih bunların örnekleri ile doludur. Mesela Hudeybiye’de imzalanan anlaşmada Hz. Ömer bile öyle bir mağlubiyet duygusuyla sarsılmıştır ki Efendimiz’e “Sen Peygamber değil misin?” deyivermiştir. Halbuki çok kısa zaman sonra hadiseler tam tersi istikamette gelişmiş, Müslümanlar alabildiğine muzaffer olmuşlardır.

Seçim sonuçlarını kendileri için zafer kabul edenler Hizmet’i bitirme konusundaki gayretlerini var güçleri ile devam ettirmekteler. Her gün hiç arlanmadan yalan haberler üreten medyasıyla, siyasetçisiyle, bürokratıyla hiçbir dönemde görülmemiş bir saldırganlık içindeler. Anlaşılan o ki hedeflerine ulaşmak için ilk gözlerini diktikleri yerler, Hizmet’e gönül verenlerin açtıkları kurumlar.

Hizmeti var güçleriyle bitirmeye çalışanların evvela anlamadıkları şey şudur: Hizmet bir şirket gibi kurumlar veya müesseseler toplamı değil; fikirler, idealler ve metotlar bütünüdür. Var olduğu yer binalar değil, kalpler ve kafalardır. Hizmet denilen hareketin tanımında ne okul, ne dershane, ne yurt ne de benzer başka bir şey vardır.

Örneğin Hizmet nefretiniz sizi öyle azdırdı ki, gözünüzü kırpmadan yüzbinlerce insanın emeğiyle açılmış yüzlerce dershaneyi kapattınız ve bununla Hizmet’e büyük darbeler vuracağınızı sandınız. Yani adeta Hizmet’in kolunu-bacağını budayacağınızı sandınız. Halbuki hiçbir dershanesi yokken de Hizmet vardı. Demek ki eğer Hizmet bir vücutsa, dershane onun herhangi bir uzvu değil. Yani dershaneleri kapatmakla siz sadece kötü niyetinizle ve zulmünüzle baş başa kalırsınız, Hizmet yoluna devam eder gider.

Aynı şeyi, yüzbinlerce vatan evladının fedakarlığıyla açtığı yurt dışındaki okullar için yapmaya çalışıyorsunuz. Gerçi kimi zaman hükümet mensupları, çoğu zaman büyükelçiler ve MİT vasıtasıyla ilettiğiniz argümanlara, sizi ciddiye alıp dünyada inanan yok ama velev ki bir iki tanesini kapattırmayı başardınız, ne olacak Hizmet’in bir tarafı mı eksilmiş olacak? O okullar yokken de Hizmet vardı, başka bir şey yapar ve yoluna devam eder gider. Ama siz seviyesizliğinizle ve günahlarınızla baş başa kalırsınız.

Gücün sersemletici bir etkisi vardır, adamı burnunun ucunu göremez hale getirir. 28 Şubat’ın zalim generalleri bile ellerinde bütün imkanlar varken Hizmet’in dershane ve okullarını kapatmayı denememişlerdi, neden? Hizmet’e acıdıklarından mı? Tarihin tecrübelerinden haberdar herkes bilir ki, Hizmet gibi inanç, fedakarlık ve idealler üzerine kurulan bütün hareketler mağdur edildikçe toparlanır, güçlenir ve büyürler.

Şimdi hükümet ve onun besleme medyası kendilerini gücün şehvetine kaptırmış, bütün güçleriyle yalan, iftira ve hakaretlerine devam ederlerken, dershaneleri kapatırlarken, okulların kapanması için bin bir sinsi plan yapıp ona buna yalvarırlarken, 28 Şubat’ın zalimleri kadar bile akılları kesmiyor. Anlamıyorlar ki, Hizmet kalplerde ve kafalarda olan bir şeydir. Siz zulmederek, müesseselerini yok ederek ona zarar veremezsiniz, ancak onu aklen ve manen güçlendirirsiniz. Kısa dönemde başardığınızı zanneder, uzun dönemde hep kaybedersiniz.

Tarih, iktidar düşkünü muktedirlerin, saltanatlarının devamı için Hizmet benzeri gönül hareketlerine yaptıkları saldırı ve eziyetlerin örnekleri ile doludur. Ama unutmayın ki, her zaman geçerli olan kural şudur: Allah’ın bitirmediğini kimse bitiremez!

01.05.2014 19:22