TAKİP ET

Virtüel Hayatlar- Analog Gerçekler

Günümüzde artık çocuklar ve gençler arasında, sosyal medyayı kullanıp kullanmama sorusundan ziyade, hangi model araçlarla bunun gerçekleştirildiği sorusu (ya da gerçeği) önem kazanıyor.

Birçok veli için çocuklarının bu yöndeki isteklerini yerine getir(ebil)mek, maddî açıdan kâbusa dönmüş durumda; zira çocuklar ve gençler arasındaki “yarış” çoktan başlamış bulunuyor. Sayıları azımsanmayacak kadar genç, arkadaşlık kurma konusunda karşısındakinin cep telefonunun veya tablet bilgisayarının modeline bakmayı yeterli görüyor!..

Yeni medya araçları, “tüketim çılgınlığı”nı tetiklerken, aynı zamanda çocukları “virtüel dünya”ya da “hapis” edebiliyor. Değişik ülkelerde yapılan çalışmalar, sayısı giderek artan genç kitlenin, zamanının önemli bir bölümünü virtüel dünyada, yani “internet”te geçirdiği yönünde. Şüphesiz, internet ve dijital medya araçları bilgi toplumu olmak, bilgiye ulaşmak, akademik çalışmaları paylaşmak için, hayatî önem taşıyor. Buna dayalı olarak da birçok yeni meslek dalı oluşmuş ve önümüzdeki beş-on yıl içinde oluşmaya devam edecek. Bu tür avantajlar görülmesi gerekirken, “internet” ve “dijital medya kullanımı”na dair sakıncalara da değinmek gerekiyor.

Bu bağlamda, altının çizilmesi gereken en önemli gerçek, insanoğlunun biyolojik ve kültürel gelişiminin virtüel dünyaya göre değil, hâlâ analog hayata dayalı gerçekleştiğidir. “Akıllı” aletlerin salgıladığı ışınların insan sağlığını ne denli tehdit ettiği günümüzde tam bilinmese de beyin fonksiyonları üzerinde etkin rol oynadığı değişik çalışmalarla saptanmış. Uzmanlar, bundan dolayı, yeni medya araçlarının beyinleri gelişmekte olan küçük çocuklardan olabildiğince uzak tutulması gerekliliğinin altını çiziyor. Bunun yanı sıra, fizyolojik olarak insanoğlu, saatlerce hareketsiz oturmaya alışık değil; doğasında düzenli yürümek bulunuyor. Giderek hareketsizleşen ve hayatını değişik medya aletleri önünde geçiren bireyleri, birçok sağlık sorunu bekliyor; bunların başını kilo, şeker, kemik erimesi ve kalp-damar hastalıkları çekecek gibi görünüyor. Özellikle Avrupa’da yapılan çalışmalar, sosyal medyanın, gençler için her ne kadar vazgeçilmez gözükse de onları “a-sosyal” bir hayata ve depresyona itebileceğine işaret ediyor. Keza, sosyal medya çılgınlığının had safhaya ulaştığı Güney Kore’de, “akıllı” cep telefonu bağımlığının gençler arasında yüzde 20’yi geçtiği saptanmış ve velilere çocuklarına bu medya araçlarının kullanımı için ciddi kısıtlama getirmesi telkin ediliyor…

Enteresan olan husus, velilerin yeni medya araçlarının kullanımı konusunda çocuklarından geri olmasından ziyade, çoğunun internet ve sosyal medya ağlarına dair tehlikeleri görememesidir. Birçok veli, çocuklarının bu araçları ve değişik aplikasyonlarını kullanabilmesini, beceri göstergesi ve zeka arttırıcı olarak görüyor. Halbuki Almanya’da nörologlar tarafından çocuklar üzerine yapılan çalışmalarda, “akıllı” medya araçlarının çok yoğun kullanımının, çocukların zeka gelişimini yavaşlattığı ve konsantrasyon bozukluğuna yol açtığı, ortaya konuyor. Bu bağlamda, bazı gençlerin günde 150 (!) defa akıllı cep telefonunu tuşladığı tespit edilmiş…

Veliler için yapılması gereken hususların başında, ailede bilinçli medya kullanımı konusunda çocuklarına örnek olmak geliyor. Araştırmalar, veliler sosyal medya konusunda seçici davrandığı zaman, çocuklarının da kullanım saatini sınırlandırdığını gösteriyor. Uzmanlar, 10-12 yaş grubu için, yeni medya araçları yardımıyla internete girip, sosyal medyayı kullanma süresinin “bir saat”le sınırlandırılmasının doğru olduğunu söylüyor. Daha fazlasının, çocukların sosyal davranışları açısından, beynin olgunlaşması ve algılama-dil gelişimi için tehlikeli olabileceği belirtiliyor. Başka bir öneri, aile fertlerinin evde bulunduğu ve beraber olduğu saatlerde, “akıllı” araçların birkaç saatliğine kapatılması veya “sessiz” modusuna alınması yönünde. Özellikle yemek, ders çalışma ve uyku esnasında bu aletlerin uzak bir yere konulması sağlık açısından önem taşıyor. Uzmanların velilere en önemli tavsiyesi, çocuklarına medya araçlarını ve sosyal ağları yasaklamak yerine, onlara bu araçları nasıl sorumlu bir şekilde kullanılabileceğinin öğretilmesi ve “dijital dünya”da geçirilen zamanın nasıl sınırlandırılabileceği yönünde ortak

10.04.2016 18:29