TAKİP ET

Mültecilerin Toplumsal Etkileri – Eğitim Boyutu 

2015’te başlayan ve devam etmekte olan mülteci göçünün en önemli ayağını eğitim oluşturuyor; zira, rakamların ortaya koyduğu husus, bu öğrencilerin kısa, orta ve uzun vadede ciddi şekilde Alman eğitim sistemini değiştireceği yönünde.

Almanya 2015 yılında, tarihinde görülmemiş bir mülteci dalgası ile karşı karşıya kaldı. Tahminlere göre, 1 milyonun üzerinde mülteci ülkeye giriş yaptı; 2015’in sonunda, ülkede daha kayda geçmemiş 200 bin mültecinin yaşadığı tahmin edilmekteydi. Bu yazıda, büyük sayıda mültecinin gelmesinin, Alman eğitim sistemine nasıl etki yapabileceği konusunu ele alıyorum. Gelen mültecilerin yarısından fazlası Suriye, Afganistan, Irak, Eritre, Somali ve Pakistan kökenli. Onları sayıca Sırbistan, Arnavutluk, Kosova, Makedonya, Bosna-Hersek gibi Balkan ülkelerinden gelen mülteciler izliyor. Güncel veriler, gelen mülteci nüfusun yüzde yetmişinin tek başına gelen genç yaşta erkeklerden oluştuğunu gösteriyor. Bunların yüzde 60’a yakını 0 – 25 yaş grubundan ve önemli bir kısmı okul çağında bulunuyor. Federal Eğitim Bakanları Birliği’nin (Kultusministerkonferenz) verilerine göre, 2015 yılında 325 bin okul yaşında mülteci ülkeye geldi ve Aralık 2015 itibariyle 200 bini okula devam etmeye başladı. Bu öğrenciler için, değişik eyaletlerde 8264 “Hazırlık Sınıfı” açıldı ve 8500 yeni öğretmen istihdam edildi. Almanya Eğitim ve Bilim Sendikası-Gewerkschaft Erziehung und Wissenschaft (GEW), mülteci öğrencilerin eğitim sistemine uyumu için 25 bin yeni öğretmen kadrosuna ihtiyaç olduğunu tespit ettiklerini bildiriyor. 2015’te başlayan ve devam etmekte olan mülteci göçünün en önemli ayağını eğitim oluşturuyor; zira, rakamların ortaya koyduğu husus, bu öğrencilerin kısa, orta ve uzun vadede ciddi şekilde Alman eğitim sistemini değiştireceği yönünde. Keza rakamlar, eğitim sisteminin ve kurumlarının bu ani göçe hazırlıksız yakalandığını da gösteriyor: Öğrencilere Almancayı ikincidil olarak öğretebilecek yeterli öğretmen bulunmadığı gibi mülteci öğrencilerin ihtiyaçları dikkate alınarak oluşturulmuş ders materyali de mevcut değil!

Alman eğitim sisteminde “Hazırlık Sınıfı-Vorbereitungsklasse” uygulaması, 1970’li yılların başlarına kadar geri gidiyor; o zaman, ülkeye büyük sayıda gelen misafir işçilerin çocukları bu sınıflara Almanca öğrenmeleri için gönderilmekteydi. Sonraki yıllarda, hazırlık sınıflarına genelde kreş eğitimi almamış ve Almancayı yaşıtları düzeyinde konuşamayan çocuklar verilmekteydi. Şimdilerdeyse, sınıf öğrencilerinin hemen hemen hepsini mülteci çocukları oluşturuyor. Bu yeni öğrenci grubu –çözüm bekleyen– kendi eğitim ihtiyaçlarını da beraberinde getirdi. Eğitim kurumları ve öğretmenler, özellikle şu konularda zorlanıyor:

a) Gelen öğrenciler ne ülke, ne konuştukları dil, ne de eğitim düzeyi bazında homojen değiller. Suriyeliler Arapça konuşurken, Afganistan’dan gelenler Darice ve Urduca dillerini konuşuyor, Irak’tan gelenlerin diliyse Kürtçe. Bunlara bir de Afrika kökenli (Somalili, Eritreli ve Gambiyalı) öğrenciler ve dilleri ekleniyor. Çocukların eğitim düzeyi büyük farklılık gösteriyor: Hiç okula gitmemiş, okuma-yazma bilmeyen birçok Afganistanlı veya Gambiyalı öğrenciyle beraber, aynı sınıfa çok iyi okullarda eğitim almış ve genelde İngilizce düzeyi yüksek olan birçok Suriyeli öğrenci de devam ediyor. Böylelikle, öğretmenlerin çözmeleri gereken ihtiyacın, öğrencilerin hızlı bir şekilde Almanca öğrenmelerin yanı sıra, onlara Latin alfabesi ile okuma – yazma öğretme olduğu da ortaya çıkıyor.

b) Şu an, eğitim sistemine giriş yapan mülteci öğrencilerin eğitim biyografilerini saptayabilecek bir enstrüman geliştirilemediği için, birçok çocuk hasbelkader hazırlık sınıflarına veriliyor ve çoğu zaman da ya bilgi düzeyinin altında kalıyor veya okul birikimi kısıtlı olduğu için, çok zorlanıp, pes ediyor…

c) Bunun yanında acilen, öğrencilere Almanca öğretecek ders materyalleri geliştirilmesi gerekiyor; zira, geçmiş yıllarda Almancayı ikincidil olarak öğrenen göçmen çocuklar için hazırlanan materyaller, dil düzeyi ve içerik açısından sadece kısıtlı kullanılabiliniyor.

Görüldüğü üzere, Almanya’da siyasette ve medyada mültecilerin toplumsal uyumundan söz edildiğinde, dikkatlerin eğitim kurumlarına çevrilmesi gerekiyor. Böylelikle, mülteciler ancak eğitim sisteminde başarılı olurlarsa, onların toplumsal uyumu da sağlayabilecekleri gerçeği ortaya çıkıyor. Temenni, geçmiş yıllarda, eğitim sisteminde ve kurumlarında göçmen çocuklarına yönelik yapılmış bariz hataların, mülteci çocuklarına yapılmaması!.. mail@havvaengin.de

31.01.2016 17:44