TAKİP ET

Görülemeyen Gerçekler – Konsolosluk öğretmenlerinin Alman eğitim sistemindeki rolü

Bilindiği üzere, Türklerin Avrupa’ya iş göçü, 30 Eylül 1961’de Bad Godesberg’te Almanya ile imzalanan “Türkiye – Almanya İşgücü Anlaşması”yla başladı ve Avusturya, Belçika, Fransa, Hollanda, İsveç vd. ülkelerle yapılan anlaşmalarla sürdü. Bu bağlamda, milyonlarca işçinin yanında, binlerce çocuk da Avrupa yollarına çıktı.

Hatırlamakta yarar var: 1970 yılında, dönemin Avrupa Ekonomik Topluluğu üyesi ülkeleri, göç alan ülkelerin eğitim kurumlarının, işçi çocuklarının eğitime uyum sağlamaları için çaba göstermeleri, onların dillerini korumalarına yönelik önlemler alınması gerektiğine dair bir bildiri yayınladı. Bildiri, içeriği genişletilerek, 1977 yılında yenilendi. Akabinde, Almanya gibi işçi göçü alan ülkeler, eğitim kurumlarına işçi çocukları için anadili dersleri koymaya başladı. Türkiye ile anlaşılıp, oradan öğretmen getirtilerek, işçi çocuklarına Türk Dili ve Kültürü dersleri vermelerine imkân sağlandı. Bu durum, Almanya’da “Konsolosluk Modeli” olarak tarihe geçti.

Model, 1980 yılından beri Almanya’nın değişik eyaletlerinde uygulanıyor. Son yıllarda derslere katılan öğrencilerin sayısında inkâr edilemeyecek düzeyde düşüş gözleniyor. Azalan talebin altında yatan sebepler çok boyutlu olsa da Almanya perspektifinde ailelerin ders formatına azalan ilgisi; Türkiye perspektifinde ise, öğretmenlerin – en azından bir kısmının – istenilen donanımla gelememesi, ana sebepler olarak gösterilebilinir.

Enteresan olan, otuz yılı aşkın bir süredir verilen ve halk arasında Konsolosluk dersi olarak nitelenen Türk Dili ve Kültürü derslerine katılan öğrencilerin sayısı, zamanla toplamda yüz binlere ulaşmıştır. Türkiye bu süreçte binlerce öğretmen göndermişken, derslerin içeriğine ve öğrencilerin eğitim başarısına etkisine dair hemen hemen hiç çalışma bulunmamaktadır, var ise de tanınmamaktadır.

Heidelberg Göç Araştırmaları ve Kültürleraşırı Pedagoji Merkezi (Hei-MaT), 2014 yılında Baden Türk Okul Aile Birlikleri Dernekleri Federasyonu’yla beraber, T.C. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı’nın maddi yardımlarıyla, “Heidelberg Veli Akademisi” projesi gerçekleştirdi ve bu bağlamda, Baden bölgesinde ders veren Konsolosluk öğretmenleri ile de beraber çalıştı.

Hei-MaT, bir taraftan projeyi yürütürken; diğer taraftan velilere, öğrencilere ve Konsolosluk öğretmenlerine yönelik anket çalışmaları da gerçekleştirdi; onların eğitim kurumlarına dair tutumlarını ve beklentilerini araştırdı.

“Öğretmen Anketi”nden çıkan sonuçlar, kısaca şu başlıklar altında toplanabilinir:

a) Konsolosluk öğretmenleri, veliler ve eğitim kurumları arasında köprü görevi görüyor: Birçok öğretmen hizmet verdiği okulda, velilere yönelik Türkçe bilgilendirme toplantıları düzenliyor; danışmanlık veriyor ve velilere tercümanlık yapıyor.

b) Ankete katılan öğretmenlerin hemen hemen hepsinin velilerle iletişimi bulunuyor; ama iletişim, öğretmenlerin çalışma koşullarından dolayı düzensiz gerçekleşebiliyor. Buna rağmen, öğretmenlerin Türkiyeli ailelerde olan bitenden çok iyi haberdar olduğu anlaşılıyor. Cevaplardan, birçok velinin kendilerinden okul problemlerinde, disiplin konularında ve Türkçeyi öğretmekte yardım talep ettiği anlaşılıyor. Konsolosluk öğretmenleri, hizmet süresince velilerle ve öğrencilerle yaptıkları tecrübeler sonucunda, aileler için örgün eğitim danışmanlığı ihtiyacının altını çiziyor.

Çalışmanın ortaya koyduğu sonuçlardan, bugüne kadar ne Almanya ne de Türkiye tarafının, Konsolosluk öğretmenlerini veliler, öğrenciler ve eğitim kurumları arasında önemli bir köprü olarak görmediği de anlaşılıyor.

Hâlbuki Konsolosluk öğretmenleri, pedagojik ve dilsel boyutta görev yapacakları ülkelere daha hazırlıklı gönderilebilse, eğitim kurumlarında daha aktif rol üstlenip, mevcut olan göçmen velilere yönelik danışmanlık ve destek açığını kapatabilir ve böylelikle birçok çocuğun eğitim sisteminde heba olmasını önleyebilirler… mail@havvaengin.de

06.12.2015 16:08