TAKİP ET

Görülemeyen Gerçekler – Konsolosluk öğretmenlerinin Alman eğitim sistemindeki rolü – 2

Önceki yazımda, Almanya’nın değişik eyaletlerinde yürürlükte olan “Konsolosluk Dersleri Modeli”nden (Türk Dili ve Kültürü dersleri) söz etmiş; dersleri veren konsolosluk öğretmenlerinin de eğitimde köprü görevi gördüğünü yazmıştım.

İstek üzerine, bu konuyu biraz daha açmak istiyorum; zira öğretmelerle yaptığımız anket çalışması Almanya’daki Türkiye kökenli öğrencilerin eğitim durumlarına dair, çarpıcı sonuçları ortaya koyuyor.

Çalışmanın veri tabanını, 111 öğretmenin katıldığı kapalı ve açık uçlu sorulardan oluşan anket oluşturuyor. Elde ettiğimiz bilgilere göre, Almanya’nın Baden bölgesine gelen öğretmenlerin yüzde 80’i 30-49 yaş grubuna dahil. Her 10 öğretmenden birinin, üniversite mezuniyetine ilave olarak, yüksek lisans diploması bulunuyor. Almanya’ya branş olarak, sırasıyla sınıf öğretmenliği, Almanca öğretmenliği, İngilizce öğretmenliği ve Türkçe öğretmenliği bölümü mezunları gelmiş.

Ankete katılanlardan yarısı bir yabancı dili, yüzde 40’ı iki yabancı dili konuştuğunu belirtiyor. Almanca konuşma düzeyi sorulduğunda, sadece yüzde 43’ü bu dili çok iyi veya iyi düzeyde konuştuğunu belirtiyor. Bu husus, öğretmenlerin Almanca konusunda acilen dil desteğine ihtiyacı olduğu ortaya koyuyor.

Öğretmenlerin ders verdiği okullarda velilere yönelik sunulan bilgilendirme ve destek hizmetlerinin yüzde 70’i sadece Almanca olarak yapılıyor; yüzde 20’si iki dilde veriliyor ve bu görevi Konsolosluk öğretmenleri üstleniyor veya nadiren sosyal danışmanlar sunuyor.

Öğretmenlerin yüzde 97’si velilerle iletişim içinde olduğu belirtiyor; ama, bunu düzenli yapamadığını da ilave ediyor. Bu da bize, Konsolosluk öğretmenlerinin Alman sınıf öğretmenlerinden daha fazla bir şekilde, Türkiye kökenli öğrencilerin aile durumları hakkında bilgiye sahip olduğunu gösteriyor.

Üzücü olan, velilere / ailelere dair bu önemli ve hayatî bilgilerin toplanıp, eğitimsel açıdan değerlendirildiği bir merciin olmaması; zira, bu öğretmenler Alman eğitim sistemine dahil olmadıkları için, okullardaki eğitim programlarının ve öğrencilerin notlarının belirlendiği yarıyıl toplantılarına katılamıyorlar. Yıllardan beri, birçok Eğitim Ataşeliği kadrosunun boşluğundan dolayı, Türkiye tarafında da muhatap bulmakta zorlanıyorlar.

Öğretmenlere, “Veliler hangi sorularla ve problemlerle size gelip, destek istiyorlar” diye sorduğumuzda, kendilerine olan beklentinin hayli yüksek olduğu ortaya çıkıyor: Veliler onlardan, a) Türkçeye ve Türk kültürüne sahip çıkmalarının yanı sıra, b) çocuklarının okul problemlerinin çözümünde yardım bekliyorlar; c) çocuklarının dışlanmalarına karşı okul idaresine yönelik tavır koymalarını istiyorlar ve ç) ayrıca Almanca tercümanlık yapmalarını talep ediyorlar…

Öğretmenlere, “velilerin en somut isteği ne” diye sorduğumuzda; velilerin, çocuklarını doğru eğitemediklerinden ve disipline edemediklerinden yakındığını belirtiyorlar; kendilerinden, bu yönde destek istendiğini kaydediyorlar. Buna karşılık, öğretmenler Konsolosluk derslerinin, okulun olağan ders müfredatının dışında olup, karneye not olarak geçmemesinden ve yaptırım gücüne sahip olmamasından yakınıyorlar.

Ankete katılan öğretmenler, öğrencilerin eğitim problemlerinin çözümü olarak, velilere sistematik ve yaygın bir şekilde “veli / anne eğitimi” (yüzde 39), “kurumsal destek” (yüzde 33) ve “Almanca kursları” (yüzde 21) verilmesini öneriyorlar.

Konsolosluk öğretmenleri eğitim kurumları ve aileler arasında hayatî bir köprü rolü üstlenebilecekken, ne Alman, ne de Türkiye tarafı onlara yönelik bir çalışma içine girmiş durumda! Hâlbuki, öğretmenlerin önemli bir kısmı dil ve aile-eğitim konularında donanımlı bir şekilde Türkiye’den gelse ve görev yaptıkları bölgelerde düzenli olarak hizmet-içi seminerlere katılıp, bilgilerini genişletip, ailelere aktarabilse, birçok öğrencinin eğitim durumu çok farklı gelişebilir(di)…

mail@havvaengin.de

22.12.2015 16:54