TAKİP ET

Göç sürecinde dillerin değişen statüsü:  Anadili – Ailedili – Kökendili… 

Her göç sürecinde olduğu gibi, Türkiyeli göçmenlerin de dil öğrenme ve konuşma alışkanlıkları, kuşaklar arasında büyük farklılıklar gösteriyor: Örneğin, üçüncü ve dördüncü kuşaklarda Türkçenin önemi ve kullanım düzeyi ciddi kayba uğruyor. Bu yazımda, öğrenilen ve konuşulan dillerin dilbilimi açısından nasıl tanımlandığına kısaca değinmek istiyorum.

Anadili | Muttersprache

Anadilinden sözedildiğinde, bireyin (annesinden) öğrendiği ilk dil akla geliyor ve bu saptama da genelde doğrudur; ama, göç sürecinde bu durum değişikliğe uğrayabiliyor. Dilbilimciler “anadili”nden söz ederken, gerçek anlamda annenin konuştuğu dili kastediyor. Ancak, bu (göçmen) bir annenin çocuğuna kendisinin öğrendiği/konuştuğu dili öğreteceği anlamına gelmiyor. Örneğin; annenin anadili Kürtçe olabilir; ama, o çocuğuyla Türkçe ve/veya Almanca konuşmada karar kılabilir. Bu, günümüzde ikinci ve üçüncü kuşak göçmen anneler arasında sıkça rastlanan bir durumdur.

Temeldil | Erstsprache 

Temeldil denilen olgu, bireyin ilk öğrendiği dildir. O, aile fertlerinin kendi aralarında konuştuğu dilden farklı olabiliyor: Örneğin; Almanya’da birçok anne-baba kendi aralarında Türkçe konuşsa da çocuğu ile sadece Almanca konuşuyor.

Çift Temeldilli | Doppelt erstsprachig

Göç sürecinde az görülse de bazı ebeveynler çocuklarını doğumdan itibaren çift temel dilli yetiştiriyor. Bu seçenek, ebeveynlere en büyük sorumluluğu yüklüyor; zira, hem anne hem baba, aynı yoğunlukta ve aynı kalitede çocuğu ile konuşmalı. Bu şekilde büyüyen çocuklar, üçüncü ve dördüncü dili öğrenmekte zorluk çekmiyor.

Ailedili | Familiensprache

Ebeveynler farklı anadilleri konuştuğu zaman, çocuklarıyla veya aile içinde en çok hangi dilde konuşacaklarına dair karar alıyorlar. Bununla ilgili üç seçenek bulunuyor: Ya annenin anadili ya babanın anadili ya da toplumun konuştuğu dil, ailedili olarak seçilebiliyor. Türkiye kökenli ailelerde, ilk yıllarda ailedili Türkçeyken, ikinci ve üçüncü kuşak anne ve babalarda ailedili giderek Almanca olmaya başladı. Altında yatan düşünce; çocuklarının iyi düzeyde Almanca öğrenip, okulda başarılı olmalarını sağlamak.

İkincidil | Zweitsprache

İkincidil genelde, ilk/temeldilin/anadilinin öğrenim süreci bitmeden öğrenilmeye başlanıyor. Göçmen çocuklarının önemli bir kısmı, Almancayı ikinci dil olarak öğreniyor – kreşe veya ilkokula başlayıncaya kadar anadili/temeldil/ ailedilini öğreniyor -, toplumun dili olan Almancayla eğitim kurumunda tanışıyor. İkincidilin öğrenimi, eğitim kurumlarında başarılı geçerse ve buna paralel öğrencinin anadiline/temeldiline ayırdığı vakit azalırsa, o zaman ikincidil önem kazanıp, temeldil statüsü alabiliyor.

Yabancı dil | Fremdsprache

Yabancı dil, yaşanılan ülkede toplum tarafından konuşulan dil olmayıp, sadece eğitim kurumlarında öğrenilme özelliğini taşıyor. Yetişkinler, dil öğrenim süreçleri tamamlandığı için, bütün dilleri yabancı dil olarak öğreniyorlar. Almanya’ya göç eden yetişkin, Almancayı yabancı dil olarak öğrenmeye başlıyor ve dil düzeyi arttıkça bu dil onun ikinci dili konumuna geliyor.

Göçmen dili | Migratensprache

Çokdilli göç toplumlarında, göçmenlerin dillerine “göçmen dili” deniyor ve bunların birçoğu eğitim kurumlarında öğretilmiyor. Böylelikle bu diller ikinci ve üçüncü kuşak tarafından giderek az konuşularak, zamanla kaybolma tehlikesi ile karşı karşıya kalıyor!

Kökendili | Herkunftssprache

Ülkeye yerleşen göçmenler, kökenlerini ve dillerini unutmasınlar diye, göç ettikleri bazı ülkelerin eğitim kurumlarında, bunlar “kökendili” dersi olarak okutuluyor.

Yabancıdil ders modelinin aksine, hedef yüksek bir akademik düzeye ulaşmak yerine, kuşakların kendi aralarındaki dil bağının kopmamasını sağlamak. Bu derslere sadece ailesinde bu dili konuşulan öğrenciler katılıyor. Kökendili derslerini, Baverya’da olduğu gibi, konsolosluk öğretmenleri veya Eyalet Bilim Bakanlığı’nda kadrolu çalışan Türkiye kökenli öğretmenler verebiliyor. mail@havvaengin.de

17.01.2016 15:51