TAKİP ET

“Dijital bunama”-Akıllı medya araçlarının çocuk sağlığı üzerindeki etkisi

Gerçek Dünya’da üst üste konan taşlardan kurulmuş kule çöktü mü, taşlar bütün mekânda dağılır ve yeniden toplanması gerekir. Virtüel (sanal) Dünya’da, yani bilgisayar ekranında, taşlar düşse de hemen yan yana dizilir; çocuk için tecrübe olamaz ve böylelikle hafızasında iz bırakmaz.

Geçtiğimiz günlerde, Heidenheim Belediyesi’nin her yıl düzenlediği “Dil Sempozyumu” gerçekleşti. Ana konuşmacı olarak, Almanya’nın ünlü psikiyatristi, Prof. Manfred Spitzer davet edilmişti; konusu “Kreş ve okul yaşındaki çocukların öğrenme süreçleri nasıl gelişir?” idi. “Dijital bunama” deyimini Alman diline ve eğitim tartışmalarına kazandıran bilim insanı, yaptığı konuşmada, dijital medya aletlerinin çocuklar ve gençler üzerindeki etkileri üzerine yoğunlaştı.

Konuşmasının ana savını, gelişim sürecinde olan bireyin, bir biyolojik evrim sürecinden geçtiği, özellikle görme, duyma ve dokunma gibi duyularının gelişimi için hassas zaman dönemlerinin bulunduğu ve bu zaman dilimi (Zeitfenster) içersinde duyuların yaşa uygun geliş(e)mediği zaman, bu açığın çocuk tarafından kapatılamadığı oluşturdu. Spitzer, çok erken yaşta ellerine akıllı telefon ve tablet tutuşturulan çocukların büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kaldığının altını çizdi ve bu çocuklarda motorik kabiliyetin gelişemediğini, bunun da dil öğrenime olumsuz etki yaptığını vurguladı.

Prof. Manfred Spitzer’in anlattıklarının altında büyük gerçekler yatıyor; son zamanlarda iki yaşında, eline tablet bilgisayar verilmiş çocuklar görülebiliyor. Çocuk, iştahlı bir şekilde bilgisayarın ekranında silme hareketleriyle değişik seslerin çıkmasını ve nesnelerin görünmesini sağlasa da, gelişim psikolojisi açısından bakıldığında o yaşta bir çocuğun öğreneceği hareket, üç boyutlu bir Dünya’da nesneleri kavrama, çevirme ve yerine oturtabilme hareketi olmalıdır. Bilgisayar ekranını silerek harekete geçirme, o yaşta bir bireyin gelişim repertuarında olmadığı için, onun gelişimini olumlu şekilde tetikle(ye)memekte, böylelikle öğrenme açısından kendisine bir şey katmamaktadır.

Buradan yola çıkarak, bilim insanları, bireyin sağlıklı gelişip öğrenebilmesi için, biyolojik yaşına uygun gelişim aşamalarını tamamlaması gerekliliğinin altını çiziyor; Dünya’yı üç boyutlu algılayarak, öğrenmenin ve öğrenilenin uygulanmasının önemini vurguluyorlar.

Gerçek Dünya’da deneme-yanılma yöntemiyle öğrenmeden mahrum bırakılmış bir çocuk için, dijital aletler hiç bir şekilde alternatif oluştur(a)mamaktadır; zira yanılmanın sonuçlarını görme imkânı olmamaktadır. Gerçek Dünya’da üst üste konan taşlardan kurulmuş kule çöktü mü, taşlar bütün mekânda dağılır ve yeniden toplanması gerekir. Virtüel (sanal) Dünya’da, yani bilgisayar ekranında, taşlar düşse de hemen yan yana dizilir; çocuk için tecrübe olamaz ve böylelikle hafızasında iz bırakmaz.

Bu alanda çalışan bilim insanları, ‘akıllı’ diye tabir edilen dijital medya araçlarının, biyolojik gelişimini büyük ölçüde tamamlamış bireyler için faydalı olduğunu belirtiyor; yaş olarak, genelde 10-12 yaşlarına denk geldiğinin altını çiziliyorlar. Bu yaşta bireyler, bilgiye nasıl ulaşılır, deneme-yanılma yoluyla bilgi nasıl birikime dönüştürülür, genel hatlarıyla öğrenmiş bulunmaktadır. Onlar için, dijital aletler öğrenme sürecini kısaltıp, daha fazla bilgiye ulaşma fırsatı verir.

Manfred Spitzer, konuşmasını hayli düşündürücü bir örnekle noktaladı: Çin’de üçüncü sınıfta, yazı yazarken, kalem yerine sadece bilgisayar kullanan öğrencilerin, beşinci sınıfta yani iki yıl sonra, yarısına yakını yazı yazmayı, yani Çince’nin yazı sembollerini unuttuğu veya karıştırdığı saptanmış; Sonuç olarak yetkililer, kalemle yazı yazmayı yine mecburiyet haline getirmiş.

Birçok velinin hayallerini yıkma pahasına da olsa, şu gerçeğin altını çizmekte fayda var: “Akıllı” dijital aletlerin kullanımı bireyi akıllı yapmıyor, en iyi ihtimalle bireyin yeni bilgiye ulaşımını hızlandırıyor. “Akıl”; bireyin bilgi, birikim ve tecrübesini harmanlaması, düzenlemesi ve sınaması sonucu olarak ortaya çıkıyor. Onun için, ebeveynlerin, çocuklarını bu yönde öğrenmeye teşvik etmeleri hayatî önem taşıyor. mail@havvaengin.de

19.06.2016 16:52