TAKİP ET

Digital Natives-Nasıl bir nesil yetişiyor?

Özellikle 0-3 yaş grubu çocuklara, söz konusu medya araçlarının onları susturmak veya oyalamak için verilip, ne yaptıkları ebeveynleri tarafından takip edilmediğinde, deneme-yanılma tekniklerinin ve problem çözme yeteneklerinin köreleceği yönünde! 

Bundan on beş yıl önce, medya kullanımı denildiğinde, çocukların gereğinden fazla televizyon önünde geçirdiği vaktin zararları akla gelirdi. Bilgisayarlar küçülüp, taşınır hale gelince, buna ek olarak da oyun konsolleri türedi ve tartışmalar, bu tür gereçlerin çocuk gelişimine ne denli etki ettiği sorusunda odaklanmaya başladı. Günümüzde konuyla ilgili eksen, tamamıyla başka yöne kaymış durumda; artık bilimin ve velilerin tartıştığı soruların başını, digital medya araçlarının ve sosyal medya ağlarının, çocukların ve gençlerin hayatlarını ne yönde ve yoğunlukta belirlediği çekiyor. Konuya yönelik kafaların hayli karışık, velilerin tedirgin olduğunu belirtmekte yarar var. Kimi uzmanlar, sosyal medya ağlarının, “akıllı” diye tabir edilen internet bağlantılı telefonların (smartphone) ve tablet bilgisayarların, “doğru kullanıldığında” faydalarının yadsınamayacağını belirtiyor. Bu yazı, “dijital nesil” (digital natives) diye tabir edilen yeni kuşak çocuk ve gençlerin sosyal medya ağları ve internet bağlantılı telefon ve bilgisayar kullanımını konu edinmelerine bir başlangıç.

Son iki yıldır birçok ülkede ilgili konu kümesini içeren araştırmalar yapılıyor; özellikle Almanya’da 0-5 yaş grubunda yeni nesil medya araçlarının yer edinip edinmediği mercek altına alınıyor. 2014 yılında Egmont Yayınevi adına 1660 aile ile yapılan bir çalışma, 6-13 yaş grubunda çocukların yüzde 25’inin akıllı telefon sahibi olduğunu ortaya koyuyor. Aynı yıl BITKOM adlı kuruluşun düzenlediği ‘Jung und vernetzt-Kinder und Jugendliche in der digitalen Gesellschaft” (Genç ve İnternet Üyesi – Dijital Toplumda Çocukların ve Gençlerin Konumu) adlı anket çalışması, 6-7 yaşındaki çocukların yüzde 20’sinin akıllı telefonu olduğunu ve bunu düzenli kullandığını saptıyor. Çocukların yaşı arttıkça bu oranda büyük artışlar görülüyor; örneğin, 14-15 yaş grubunda, akıllı telefon sahibi olma oranı, yüzde 85’e çıkıyor.

2015 yılında yayınlanan iki önemli çalışma, digital medya araçları kullanımının ne denli hızla yayıldığını gösteriyor. Almanya Aile Bakanlığı’nın (Ministerium für Familie) “Kinder in der digitalen Welt” (Dijital Dünya’da Çocukların Konumu) adını verdiği araştırma, 3-8 yaş grubu çocukların alışkanlıklarını gözler önüne seriyor. Sonuçlardan birisi, 8 yaşındaki çocukların yüzde 55’inde düzenli internet olduğu ve onun her gün kullanıldığı yönünde. 6 yaş grubunda bulunan çocuklarınsa yüzde 28’i düzenli internete giriyor; 3 yaşındaki çocuklarda bu oran yüzde 10’u buluyor! Araştırmaya yönelik başka önemli bir sonuç, çocukların ağırlıklı olarak ebeveynlerinin medya araçlarını kullanımını taklit ettiği yönünde. Eğer ebeveynler düzenli ve aralıksız medya araçlarını ve sosyal ağları kullanıyorlarsa, çocukların da küçük yaştan itibaren bu araçlara ve ağlara yönelik ilgisi hayli yüksek. Ebeveynler kendi medya kullanımında sorumlu ve seçici davranıyorlarsa, çocuklarda da aynı tavırlar gözleniyor. Baden-Württemberg’teki mpfs (Medienpädagogischer Forschungsverbund Südwest) adlı kuruluşun 623 veli ile yaptığı araştırma da 4-5 yaş grubundaki çocukların yüzde 12’sinin akıllı telefon, yüzde 10’unun tablet bilgisayar kullanabildiğini ve yüzde 9’unun kendi başına internete girebildiğini ortaya koyuyor. Araştırmada, 0-2 yaş grubundaki bu oranın yüzde 2 olduğu belirtiliyor. Öte yandan, Amerika’da 2014 yılında 370 veli ile yapılan bir anket, 0-4 grubundaki çocukların yüzde 93’ünün (!) akıllı telefon ve tablet bilgisayarla tanıştığını, bu aletleri kendi başına kullanabildiğini ortaya koyuyor. Görüldüğü üzere, Almanya’da oranlar bu kadar yüksek olmasa bile, buradaki çocuklar da yeni nesil medya araçlarıyla haşır neşir…

Her ne kadar birçok veli, çocuğunun yeni nesil medya araçlarını büyük bir beceriyle kullanabilmesini üstün yetenek belirtisi olarak görmek istese de bilim insanları bunun zekâ göstergesi ol(a)mayacağının altını çiziyor. Çocuk gelişimine dair bilim dallarında çalışan uzmanlar, digital medya araçlarının çocukların sosyal ve öğrenme gelişimini olumsuz yönde etkileyebileceğini vurguluyor: Özellikle 0-3 yaş grubu çocuklara, söz konusu medya araçlarının onları susturmak veya oyalamak için verilip, ne yaptıkları ebeveynleri tarafından takip edilmediğinde, deneme-yanılma tekniklerinin ve problem çözme yeteneklerinin köreleceği yönünde! Bu bilgilerden yola çıkarak, Almanya Federal Sağlık Alanında Bilgilendirme ve Biliçlendirme Dairesi (Bundeszentrale für gesundheitliche Aufklärung) 0-3 yaş grubu çocukların, bütün dijital medya araçlarından uzak tutulması ve onlara katiyyen verilmemesi yönünde öneride bulunuyor. Uzmanlara göre, bu yaş grubu için geçerli olan Dünyayı ve çevreyi öğrenme yolu; konuşarak, keşfederek ve üç boyutlu araç-gereçlerle deneyip-yanılarak olmalı. Aksi takdirde, sosyal ve duygusal bağlamda gelişimi başından itibaren problemli olan nesiller yetişebilir. mail@havvaengin.de

13.03.2016 15:45