TAKİP ET

Can boğazdan gelir-sağlık gitti mi gelmez!

Göç üzerine yapılan çalışmaların düzenli elde ettiği temel sonuçlardan birisi, göç eden birinci kuşağın beraberinde getirdiği alışkanlıkları mümkün olduğunca uzun süre muhafaza ettiğidir. Kuşkusuz bu husus, Almanya’ya göç eden göçmenler için de geçerliliğini koruyor.

Göçmen kökenli ailenin kaçıncı kuşakta göç ülkesinde yaşadığını anlamak için, onların beslenme alışkanlıklarına bakmak çoğu zaman yeterli oluyor. İkinci ve üçüncü kuşak gitgide göç ülkesinin beslenme alışkanlıklarına ayak uyduruyor. Bu saptama, Türkiye’den göç etmiş aileler için özellikle geçerli. Birinci kuşağın fertlerinin önemli bir kısmı kırsal kesimden geldiği için, beslenmelerinde sebze, baklagiller ve tahıl ağırlıklı yemekler ön plândaydı. İkinci kuşak, bu beslenme şeklini muhafaza etmeye çalışırken, tüketim toplumlarında fazlasıyla yer bulan işlenmiş ürünlerle tanıştı ve mutfağına ekledi. Üçüncü kuşak arasında ise, hazır yemeğe dayalı (fast food ve convinience food) beslenme giderek yaygınlaşıyor…

Fazla kiloların, bireylerin sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiği ve birçok kronik hastalığa zemin hazırladığı, yetişkinler arasında bilinen bir gerçek. Buna rağmen, fazla kilolu veya ilerlemiş formu olarak obezite olan bireylerin sayısı düzenli artıyor. Bu durum özellikle çocuklar için ciddi risk taşıyor. Almanya’da eyaletlerin Sağlık Bakanlıkları veya Belediye Sağlık Daireleri tarafından düzenli “çocuk sağlığı taramaları” gerçekleştiriliyor. Bilimsel açıdan en saygın sağlık kurumu olarak kabul gören Robert Koch Institut’un 2008’de yaptığı kapsamlı araştırmaya göre, Alman öğrenciler arasında fazla kilolu olma oranı yüzde 15; göçmen kökenli öğrencilerde yüzde 20.

Değişik belediyeler tarafından son kreş yılında, öğrencilere ilkokula başlamadan önce yapılan sağlık kontrolleri de bu verileri destekliyor. Örneğin, Berlin eyaletinin 2012 yılında ilkokula yeni başlayacak 28 000 öğrenciye yönelik yaptığı sağlık taramasında, genelde kızların ve erkeklerin yüzde 6’sının fazla kilolu, yüzde 4’ün de obezite olduğu saptanmış. İlgili sağlık taraması sonuçlarında bu rakamların Türkiye kökenli öğrenciler arasında en yüksek oranda olması dikkat çekiyor. Buna göre, Türkiye kökenli öğrencilerin yüzde 11’i fazla kilolu, yüzde 10,1’i obezite; onları Arap ve Doğu Avrupalı gruplar takip ediyor.

Güney Almanya’da da durum farklı değil. Örneğin, Stuttgart Belediyesi’nin aynı konuda yaptığı çalışmalar, bu rakamları destekliyor: Alman kökenli öğrencilerin yüzde 5’i fazla kilolu ve yüzde 3,2’si obezite iken, Türkiye kökenli kız öğrencilerin yüzde 12,4’ü ve erkek öğrencilerin yüzde 10,8’i fazla kilolu, kız öğrencilerin 10,4’ü ve erkek öğrencilerin yüzde 15,3 (!) obezite kategorisine giriyor.

En son Hessen eyaletinde Frankfurt Belediyesi 2014 yılında 5-7 yaş grubundaki 30 000 çocukla gerçekleştirdiği sağlık taramasının sonuçlarını paylaştı. Genel olarak, Frankfurtlu öğrencilerin yüzde 10’u fazla kilolu çıktı; göçmen kökenlilerde bu oran yüzde 20’yi buluyor. Türkiye kökenli kızlar arasında ise sayı yüzde 25’e (!) ulaşıyor.

Ara sonuç olarak, son yıllarda değişik eyaletlerde çocuklar arasında yapılan sağlık taramalarında göçmen kökenli öğrencilerin ve özellikle Türkiye kökenli öğrencilerin sağlıksız beslendiği ortaya çıkıyor.

Konuya yönelik sebepler araştırıldığında, Akdeniz beslenme şekline yakın olan Türk mutfağının, yeni yetişen nesiller arasında artık tam benimsenmediğini ve özellikle Türkiye kökenli çocukların gereğinden fazla tatlı (şekerlemeler, kekler, şekerli içecekler), tuzlu (atıştırmalıklar) ve yağlı (patates kızartması, fındık ezmesi) beslendiği görülüyor. Çalışmalarda, çocukların yeterince hareket etmediği ve böylelikle besin enerjisini yakamadığı da ortaya çıkıyor.

Yetkililer tarafından alınan ilk tedbirlerin başında, kreşten başlayarak özellikle göçmen velilerin sağlıklı beslenme konusunda aydınlatılıp, bilinçlendirilmesi geliyor. Bunun için birçok belediyede göçmen kökenli veli danışmanı görev alıyor ve velileri çocuklarının beslenme şekillerini değiştirmesinin hayatî önem taşıdığı konusunda ikna etmeye çalışıyor.

Maalesef günümüzde birçok veli, çocuklar arasındaki kilo probleminin, onların bütün yaşamlarını olumsuz etkileyeceğini ve en kötü ihtimalle diyabet, kalp-damar hastalıkları ve kemik erimesine yol açabileceğini görmek istemiyor. mail@havvaengin.de

08.05.2016 16:51