TAKİP ET

Akıllı medya araçlarının gençler üzerindeki etkisi 

2014’te BITKOM adlı telekomünikasyon kurumunun 6-18 yaş grubuna dahil 962 öğrenciyle yaptığı ankete göre, 6-7 yaş grubunda bulunan öğrencilerin yüzde 40’ı düzenli internete giriyor; 16-18 yaş grubundakilerin tamamının internet bağlantısı bulunuyor; bunun için de akıllı telefonlar kullanılıyor. 12 yaşındaki öğrencilerin yüzde 85’i akıllı cep telefonu sahibi ve 16-18 yaş grubunda bu oran yüzde 90’ı aşıyor.

Post-modern toplumlara bakıldığında, “akıllı” diye tabir edilen medya araçlarının, çoktan bireylerin hayatlarına girdiği görülüyor. Birçok ülkede eğitim kurumlarında, tablet bilgisayar ve akıllı tahtalarla dersler yapılıyor. Şüphesiz bu araçlar, bilgi çağında yaşadığımızın bir göstergesi ve toplumların ekonomik, bilgi-bilişim ve sosyal alanda hangi noktaya geldiğinin de bir tür aynası. Bu bağlamda, akıllı medya araçlarını kullanmakta nesillerarası büyük farklılıklar oluşmuş durumda bulunuyor ve ebeveynlerin önemli bir kısmı, bu araçlara teknik olarak hakim olabilme konusunda, çocuklarının çok gerisinde kalıyor.

Bu yazıda, son iki yılda Almanya’da yapılan çalışmalar temel alınarak, okul çağındaki çocukların ve öğrencilerin akıllı medya araçlarını ne yönde kullandığı ve hayatlarını nasıl etkilediği irdeleniyor.

2014’te BITKOM adlı telekomünikasyon kurumunun 6-18 yaş grubuna dahil 962 öğrenciyle yaptığı ankete göre, 6-7 yaş grubunda bulunan öğrencilerin yüzde 40’ı düzenli internete giriyor; 16-18 yaş grubundakilerin tamamının internet bağlantısı bulunuyor; bunun için de akıllı telefonlar kullanılıyor. 12 yaşındaki öğrencilerin yüzde 85’i akıllı cep telefonu sahibi ve 16-18 yaş grubunda bu oran yüzde 90’ı aşıyor.

Öğrenciler, akıllı medya araçlarını, internette oyun oynamak (yüzde 93), müzik dinlemek (yüzde 87), video izlemek (yüzde 87) ve gazete/dergi okumak (yüzde 83) için kullanıyor. Ankette, sosyal medya ağlarının kullanımına yönelik de önemli bir saptama yapılıyor. Buna göre; 12-18 yaş grubu öğrencileri için en önemli haberleşme ağını WhatsApp (yüzde 80) oluşturuyor; onu Facebook (yüzde 70) ve Skype (yüzde 50) izliyor. Google+ ve Instagram kullanımıysa yüzde 25 olarak belirleniyor.

Sözü edilen çalışma, genel sonuç olarak, 12 yaşından itibaren akıllı medya araçlarının ve sosyal medya ağlarının öğrencilerin hayatında giderek yer edindiğini; onların gündelik hayatını, sosyal ve arkadaşlık ilişkilerini derinden etkilediğini gösteriyor.

2014 yılının sonunda, NRW Eyalet Medya Dairesi (LfM – Landesanstalt für Medien Nordrhein-Westfalen), 8-14 yaş grubundan ilk-orta öğretimde bulunan 500 öğrenci ve onların ebeveynleriyle medya kullanma alışkanlıklarına dair yaptığı çalışmanın sonuçlarını açıkladı. Buna göre, öğrencilerin yüzde 8’ine medya bağımlısı tesbiti konulmalı!

Çalışmaya katılan öğrencilerin önemli bir kısmı, akıllı medya araçları sayesinde düzenli ulaşabilinir olma durumunun, kendilerini baskı altında bıraktığını belirtiyor.. Katılımcıların yarısı (yüzde 50) akıllı telefonlarına bakmaktan ev ödevlerini yaparken, konulara odaklanma-konsantrasyon  problemi çektiğini belirtiyor; bu durum her beş öğrenciden birinin (yüzde 20) notlarını çok olumsuz etkiliyor.

WhatsApp bir yandan öğrencilerin haberleşmesi için vazgeçilemeyecek bir sosyal ağ olma özelliğini taşırken, öğrencilerin yüzde 11’i WhatsApp grubunda “mobbing”e uğradığını ifade ediyor. Keza, öğrencilerin akıllı medya araçlarını kullanmada pişmanlık duyduğu konuların başında; özel bilgilerini paylaşmak (yüzde 43), yaşlarına uygun olmayan veya şiddet içeren sitelere-sayfalara girmek (yüzde 20) geliyor.

Özetle, akıllı medya araçları giderek erken yaşta öğrencilerin hayatına giriyor ve hemen hemen hepsinin akıllı telefonları sayesinde düzenli interneti bulunuyor. Öğrencilerin önemli bir kısmı, hayatlarını sosyal medya ağları sayesinde düzenlerken, yarısından fazlası bunların kullanımına sınır koyamıyor; bu da onların eğitim performansını olumsuz yönde etkiliyor.

Ek olarak, öğrenciler internet sayesinde yaşlarına uygun olmayan içeriklerle tanışıyor! Zikredilen çalışmalardan çıkan sonuçlar, veliler için “Sorumlu Medya Kullanımı” konusunun bundan sonraki yıllarda çocukların doğumundan itibaren önem kazanacağını, aile-içi eğitime ve bilinçlenmeye yönelik büyük sorumlulukları beraberinde getireceğini gösteriyor. Velilerin bu konulara dair neler yapabileceği hususu da bundan sonraki yazıda irdelenecek. mail@havvaengin.de

28.03.2016 15:37