TAKİP ET
Dr. Sabine Schiffer

Dr. Sabine Schiffer

Eski iktidar oyunları için yeni stratejiler

Kükreme sesleri tüm kanallardan aynı anda geldi. Sadece eski papaz Joachim Gauck meseleyi net olarak dile getirmedi.

Ursula von der Leyen ile Frank Walter Steinmeier de aynı istikamette görüş bildirdiler. Almanya’nın dünya çapında daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söylediler ve bunu ekonomik kapasitesi bağlamında yapması gerektiğini ifade ettiler, refahın korunmasından yana tavır koydular.

Bunu yaparken de ilk etapta askeri araçların kullanılmamasını istediler. Bilindiği gibi bilinçaltı olumsuzlukları okuyamıyor, dolayısıyla anlam olarak ortaya sanki tüm dünyayı askeri araçlarla ‘savunmamız’ gerektiği gibi bir ifade kalıyor ki bu da anayasaya tamamen aykırı bir durum.

Zaten ‘Münih Güvenlik Konferansı’ olarak nitelendirilen konferansta üçlü siyasi kafa yeni bir devlet doktrini ortaya koydu. Az ya da çok biçimde Bilim ve Politika Vakfı’nın hazırladığı strateji raporuna dayanarak dünyaya müdahalenin ne şekilde olacağını anlattı [www.swp-berlin.org/fileadmin/contents/products/projekt_papiere/DeutAussenSicherhpol_SWP_GMF_2013.pdf].

Aslında askeri seviyenin altındaki seviyelerde yeterince müdahale yapılıyor. Kriz sadece vakıflarla düşünce kuruluşlarının halkla ilişkiler uzmanlarını göndererek müdahalelere destek vermeleriyle çözülmüyor – Ukrayna’da gördüğümüz gibi – kriz çözümü müdahale ile başlıyor. Aslında çözüm ekonomik yapılarla geliyor. Var olan asimetrik sisteme serbest ticaret anlaşması son tuğlayı koyuyor.

TTIP veya TISA, ne olursa olsun fark etmez, dünyadaki asimetrik ekonominin sonuçlarını hafifletmek için insanların ve göçün daha fazla gözetlenmesi gerekecektir. Buna 1999 yılındaki NATO-Doktrini‘nden bu yana askeri müdahaleler de eklendi. Anlaşılan bu yapıda hiç bir şey değiştirilmek istenmiyor. Söz konusu yapı şimdiki güçler için karlı hale geldi.

NATO’nun bağımsızlığı artık yavaş yavaş son mertebeye ulaştı ama genişlemesi henüz bitmedi. Buna Ukrayna örneğindeki mücadelede tanık oluyoruz. Ne var ki, müdahale konusunda NATO, bu her kimse, hala belirleyici olmaya devam ediyor. AB politik alt yapılanmanın ikinci kademesini kendilerini dünyanın polisi olarak görmeye meraklı uluslarüstü organizasyonlara veriyor. Alt yapılanmanın geriye kalan kısmını ise Amerika üstleniyor. Amerika, Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Komutanı Saceur aracılığıyla AB’den daha önemli bir personel ile temsil ediliyor, AB ise alışıldığı üzere kamuya yönelik açıklamalar yapan genel sekreteri belirliyor.

Bu arada ‘özgürlük’ belli bir ekonomi sistemi için sinyal kelime haline geldi. ‘Özgürlük’ bu sistemde demokrasi ve insanlarının azalması, gözetlemelerin çoğalması – tabii ki terör amaçlı- ve askerlerin ‘dünyayı kurtarmak’ için müdahaleye gönderilmesi anlamına geliyor. Kendisini özgürlük savaşçısı olarak nitelendiren Cumhurbaşkanımız da yavaş yavaş gerçek yüzünü gösteriyor: Cumhurbaşkanı’nın bir savaşçı olduğu ortaya çıkıyor. O, ‘özgürlük’ pelerinini PR amaçlı olarak giyen bir savaşçı.

Tarihsel deneyimlerden bildiğimiz ve 100 yıl önce kullanılan dilden aşağı kalmayan savaş retoriği karşısında insan ürperiyor. Bu arada propagandanın en önemli aracının sürekli tekrarlama olduğunu bir kez daha anlıyoruz.

07.07.2014 19:30