TAKİP ET

13 YILDIR KORUYUCU AİLELİK YAPIYORLAR

Esas hedef çocuğun ailesine geri dönmesini sağlayabilmek

Nesrin Gök ile eşi Cenk 25 yıllık evli bir çift. Biz onları Berlin Eğitim Senatörlüğü’nün düzenlediği “Koruyucu aile olmak yaşamınıza yaşam katar” başlıklı kampanyasını tanıttığı basın toplantısında koruyucu aile olarak tanıdık. İlk kez Türk bir koruyucu aile ile tanışmıştık ve doğal olarak kendilerini yakından tanımak ve koruyucu aile olarak tecrübelerini öğrenmek istedik. İlk soruyla başlıyoruz.

Nesrin Hanım her şey nasıl başladı? Durup dururken ‘Ben bakıma muhtaç bir çocuk alıp da bakıp büyüteyim, bakıcı anne olayım’ demediniz herhalde.

İlk kez 18 yaşında böyle bir şeyi aklımdan geçirdim. Alman komşumuz vardı. Bir gün onun Afrika’da kimsesiz dört-beş çocuğa baktığını öğrendim. Bu düşünce çok hoşuma gitti. İlk kez duymuştum ve çok etkilendim. O anda dedim ki, yetişkin olunca, evlenince ben de kimsesiz çocuklara bakacağım.

Zaman geçti, Cenk bey ile evlendiniz ve çocuklarınız oldu.

Evet, iki kızım oldu. Sema ile Selin. Sema şu anda 23 yaşında ve Medya İletişimi Fakültesi’nde okuyor. Selin de 19 yaşında, ilkokul öğretmeni olmak istiyor ve yüksek tahsile başlamak için üniversiteden onay bekliyor. Bu arada beklerken bir iş bulup çalışmaya başladı.

Eşiniz ne iş yapıyor?

Cenk’in mesleği torna tesviyecilik ancak şu sıra taksi ehliyeti almak için çalışıyor. Eşim Türkiye doğumlu, ben ise Almanya doğumluyum. Bremen yakınlarındaki Delmenhorst’ta doğdum. İkinci nesilim yani. Annem babam çalışıyordu ve ben okula hep yalnız gitmek zorunda kalıyordum. Ben kendi yaşayamadığım güzellikleri çocuklarıma yaşatmak istedim ve okul hayatlarıyla yakından ilgilenmeyi kafaya koydum. O yüzden de benim özel durumuma uygun nasıl bir iş yapabilirim diye düşünmeye başladım.

Ve tesadüfen Gençlik Dairesi’nden biriyle tanıştınız.

Hayır, öyle olmadı. Bir Türk ailesi ile tanıştım. Konu konuyu açtı ve bana koruyucu aile olduklarını anlattılar. Ve ben bir süre onların hayatlarını inceledim. Baktım, bakıma aldıkları çocukları ile çok güzel bir beraberlikleri var. Tamam dedim, ben de yapacağım. Onlar da beni desteklediler, cesaretlendirdiler. Bir gün oturdum, müracaatımı yazdım.

BİZE DE BİR TÜRK AİLE ÖRNEK OLDU

Kendi kendinize mi karar verdiniz, aileden kimseye danışmadınız mı?

Yok canım, danışmaz olur muyum. Tüm aile, eşim, kızlarım, annem oturup konuştuk. Özellikle de kızlarımın nasıl bakacağını merak ediyordum. Aileye yabancı bir çocuk gelecek, kendilerini kötü hissetmelerini, kıskançlık yaşamalarını istemezdim. Onlar da ‘Biz de isteriz’ deyince, bir gün oturup müracaatımızı yazdım. Bu şekilde başladık.

Şimdi beş çocuğunuz var.

Evet, Sema ile Selin’in dışında Jennifer, Charlie ve Jason var. Jennifer 12, Charlie 9, Jason da 4,5 yaşında. Jennifer ile Charlie’nin vasiliğini aldık, onlara bu sene soyadımızı da verdik. Jennifer Gök, Charlie Gök oldular. Jason da biraz büyüsün, o da bizim soyadımızı taşıyacak.  Biz çocuklarımızın hepsini çok seviyoruz, soyisimleri farklı olduğu için kendilerini dışlanmış hissetmelerini istemiyoruz, kendilerini bizimle bir bütün hissetsinler istiyoruz.

O zaman sizin için doğurduğunuz çocuk ile koruyucu annesi olduğunuz çocuk arasında bir fark yok.

Hiç bir fark yok. Gerçekten yok. Aynı şekilde kızlarım da çocukları öz kardeşleri gibi seviyorlar. Bazen ben biraz otoriter davranıyorum, hemen bana müdahale ediyorlar ve bana ‘onları incitme’ diyorlar. Kardeşler olarak hepsi can ciğer kuzu sarması. Bence çocukları doğurmak değil büyütmek önemli. Emek verdiğiniz çocuğu seversiniz. Bu çocuklar özel çocuklar, koşturmacamız çok.

Özel çocuk derken…

Jennifer’i uyuşturucu bağımlısı bir anne doğurdu. Sadece uyuşturucu değil, alkol bağımlılığı da vardı öz annesinin. O sıkıntıları hala yaşıyor. Dersi anlama, kavrama ve kendini sosyal hayata adapte edebilme sıkıntıları var. Okuluyla sürekli irtibattayım. Terapileri var götürüp getirdiğim. Koruyuculuğuma aldığım ikinci kızım Charlie’nin öz annesi de alkol bağımlısı. Allah’tan o kadar fazla darp edilmemiş ama yine de sürekli göz önünde tutmaya, dikkatli davranmaya çalışıyorum. Ufak oğlumuz Jason ise doğduktan sonra üç ay kadar yemeden içmeden eksik kalmış, yeterince gıda alamadığı için kasları gelişmemiş. Bir de damağında yarık vardı. Ameliyat oldu. Sağlığına kavuşması için çok uğraştık. Kolay değil tabii, çocuk bakmak ama içten yapılınca, oluyor.

Koruyucu annelik ile ilk kez 13 yıl önce tanıştınız. Geçen zaman içinde koruyucu aile olarak çeşitli sürelerle toplam 12 çocuk baktınız. Bunların dokuzu geçici olarak kaldı size son aldığınız üç çocuk ailenizin gerçek birer bireyi oldu.

Öncelikle şunu söyleyeyim, çocuklar bize ilk etapta sürekli kalmak üzere verilmiyorlar. Bizim de öyle bir düşüncemiz yok zaten. Esas hedef çocuğun ailesine geri dönmesini sağlayabilmek. Bunun için de uygun koşulların oluşmasını beklemek. Biz hem çocuğa hem anne babaya birbirlerine kavuşabilmeleri için yardım ediyoruz. Bu durum hasıl olduğunda biz her çocuğa ‘veda partisi’ yaptık. Güzel bir pasta, bir hediye, bir de ben çocuklara ‘Ben Kitabı’ hazırladım. Bizde geçirmiş olduğu zamanı resimliyorduk ve altına notlar düşüp çocuğa hatıra olarak veriyorduk.

5 YAŞINDAYKEN DURUMU ANLATTIK

Jennifer de öyle olmadı. Jennifer terkedilmiş bir çocuk muydu, o yüzden mi sizde kaldı?

Hayır, hatta Jennifer 6 aylık olana kadar öz annesiyle temasımız vardı ama sonra kadın kayıplara karıştı. Zaten o altı ay içinde görüşmelerin çoğuna gelmedi. Sonra Gençlik Dairesi Jennifer’i bir aileye kalıcı olarak vermek istedi. Bize sordular. Kızlarım da, ben de Jennifer’i çok sevmiştik. Kabul ettik. Böylece bizim çocuğumuz oldu. Öz anne bir daha temas istemedi. Koptu. Taa ki Jennifer 9 yaşında olana dek. O zaman da öz anneyi biz aradık bulduk ve öz anneyle bebeklikten sonra ilk temas gerçekleşti. Bu Jennifer için çok önemliydi.

Jennifer biliyor muydu, sizin öz annesi olmadığınızı?

Biz söyledik. Bilmesi onun ruh sağlığı için çok daha doğru olacaktı. 5 yaşındayken, ona durumu onun anlayacağı dilde anlattık.

Nasıl tepki verdi?

Biz kızımıza çok hassas yaklaştık. Evlatlık çocukların konu edildiği bir öykü kitabı vardı. Onu birlikte okurken, onun da hikayesinin o öyküdeki kıza benzediğini, onu doğuran bir annesi olduğunu uygun bir dille anlattık. Öğrendiği andan itibaren yüzüne bir gülümseme oturdu. Fazla soru sormadı. Sadece görmek istiyorum, nerede diye sordu. Nerede olduğunu bilmiyoruz ancak istersen arar buluruz dedik. Jugendamt’a söyledik. Hemen olmadı ama bir süre sonra biyolojik anneyi buldular. Çok hassas, çok duygulu, hüzünlü anlar yaşadık. Kolay değil ama dediğim gibi sevince, içten gelerek yapınca duygusal yükler de dahil her türlü yükü taşıyorsunuz.

Charlie’yi kaç günlükken aldınız?

Jugendamt Charlie’nin melez bir bebek olduğunu ve büyük bir ihtimalle ilerleyen aylarda renginin siyahiye döneceğini söyledi. Biz hiç sıkıntı yok dedik. Onu ilk gördümüzde iki-üç günlüktü. Hemen içimiz ısındı ona ve alıp evimize getirdik. Onun da annesi alkol bağımlısı idi. Charlie’nin altı kardeşi var hepsi ayrı ayrı ailelerde. Charlie’nin bir ablası temas kurmak istedi. Kurduk ama bir süre sonra yine koptu. Tekrar bağlantı kurmak istiyor şimdi. Şu anda yazışıyoruz. Charlie sakin bakar, hüzünlü bakar ama hüzünlü bir çocuk değidir.

İLK TEMAS ÇOK ÖNEMLİ

Bir çocuğu korumanız altına alırken belirleyici etkenler neler oluyor?

Jugendamt’tan haber geldikten sonra kararımız evet ise önce ailece hastaneye gidiyoruz bebeği görmeye. İlk temas çok önemli. Bir de koku çok önemli. Bunun karşılıklı olması lazım. Birbirimizin kokusunu seversek, ondan sonra soru işareti kalmıyor.

Bir de Jason var. Onun nasıl bir hikayesi var?

Jason Berlinli değil. Buraya başka bir şehirden gelmiş. Onu biliyoruz. Üç kardeşinin daha olduğunu ve hepsinin koruyucu ailelerde kaldığını biliyoruz. Çocuk damağı delik doğduğu için doktor sonda ile beslenecek demiş ama biyolojik anne sondayı çıkarmış çocuğun ağzından, tanımadığı insanlara bırakıp çocuğu gezmeye gitmiş. Doğumdan sonra ancak üç aylık olunca götürmüş çocuğu doktora. Doktor çocuğu hemen hastaneye sevketmiş ama anne çocuğu hastaneye götürmemiş. Bunun üzerine doktor Jugendamt’a haber vermiş. Biz Jason’u aldığımızda bir deri bir kemikti. Ameliyat oldu, bir hafta onunla beraber kaldım hastanede. Zamanla sağlığına kavuştu. Öyle neşeli, öyle cıvıl cıvıl bir çocuk ki, yaşamımıza yaşam katıyor.

İSİMLERİ NİYE DEĞİŞTİRMEDİN DİYE SORUYORLAR

Çocuklara bakmanın yanısıra Gençlik Dairesi’ne hesap veriyorsunuz değil mi?

Tabii, onlarla sürekli temastayız. Gelişmeleri aktarıyoruz. Soruları cevaplıyoruz. Bakıyorlar, neler olmuş, çocuğun iyi yönde gelişmesi için daha ne yapılabilir. Bence doğru bir tutum bu. Denetlemek lazım, çünkü o kadar kötü şeyler duyuyoruz ki koruyucu aileler hakkında. İnsanın içi cız ediyor. Dayaklar, cinsel istismarlar.. Benim kapım her zaman denetleyicilere açık.

Tüm aile Türkiye’ye tatile gidiyorsunuz herhalde.

Evet, tabii, Jennifer Türkiye’yi ilk gördüğünde 8 aylıktı. Türkiye’deki akrabalarımız, komşularımız çocuklarımızı çok seviyorlar. Sadece çok sık sorulan bir soru var:  Bana ‘Niye çocukların ismini değiştirmedin?’ diyorlar. Ben de diyorum ki çocukların isimleri annelerinden onlara hediye. Değiştirirsem onlara saygısızlık etmiş olurum. Ben onları alırken isimleriyle birlikte aldım, onları öyle tanıdım ve öyle sevdim. İsim önemli değil, sonuçta hepimiz insanız.

HALA KENDİMİZİ YABANCI HİSSEDİYORUZ

Biz çocuksever bir milletiz ama koruyucu aile olmaktan çekiniyor bizim insanlarımız. Niye Nesrin hanım?

Sanırım biz ‘bu ülkede yabancıyız’ duygusunu hala üzerimizden atamadık. ‘Ne derler?’ ‘Nasıl bakarlar?’ gibi kaygılarımız var.

Sizin yaşadığınız olumsuz bir şey oldu mu biyolojik ailelerle?

Bir anne çocuğunun yanında Türkçe konuşmamızı istemedi. Çocuk benim evime geliyor ve benim evimde Türkçe konuşuluyor. Tabii ki ben Türkçe konuşacağım. Burada sakin kalmak ve soğukkanlı davranmak lazım. Ben de kendimi ‘bunun seninle ilgisi yok, bu karşındakinin zayıflığıyla alakalı’ deyip olayın üzerinde durmadım.

KORUYUCU ANNELİK MESLEK OLMALI

Son olarak benim sormadığım ama sizin söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Gülay hanım bu iş para için yapılmaz. Ancak çocukları severseniz yaparsınız. Çocuklarla 24 saat ilgileniyorsunuz. Çocuk sahibi olan herkes bilir bunu. Başımı yastığa koyana kadar esasen çalışıyorum. Bir de çocuklarla ilgili yaşadığım korkular, endişeler var ki, her anne bunu bilir, hiç bir para ile ödenmez. Bir işte çalışsam, mesai bitince işim de bitmiş olacak. Anne olunca iş bitmiyor. Bence bakıcı annelik, koruyucu annelik meslek haline getirilmeli. O zaman daha farklı  bakış açısı olur, hem toplumun hem de birey olarak kişinin. Anneler için de emeklilik önemli. Politikacılar bunu gözardı etmesinler.

GÜLAY DURGUT / BERLİN

20.06.2016 08:57