TAKİP ET
Ebu Abdurrahman

Ebu Abdurrahman

Zulüm ambalajlarına Üstad’ın bakışı

Babam, zulüm ambalajlı “Allah’ın cebri lütufları” ile ilgili yazılar yazdı. O yazılarda Üstad Hazretlerinden bahsettiği için ben de ONUNCU LEM’adan Şefkat Tokatlarını gözden geçirirken Üstad’ın şu ifadelerine rastladım:

Hizmette halisane çalışanlara gevşeklik geldiği vakit, şefkatlı bir tokat yerler, uyanıp kendilerine gelerek yine o hizmete girerler. Bu kısmın hadiseleri yüzden fazladır. Birincisi, ben biçare Said’dir. Her ne vakit hizmete fütur verip, “Neme lazım” deyip hususi, kendime ait işlerle meşgul olduğum zaman tokat yemişim. Hem de kanaatim geliyor ki, ihmalimden tokat yedim. Çünkü hangi maksadım beni aldatmışsa, onun aksiyle tokat yedim.

Mesela, biçare Said, Van’da Kur’an hakikatları ile ilgili dersle meşgul olduğum miktarca Şeyh Said hadiseleri zamanında vesveseli hükümet, hiçbir cihette bana ilişemedi. Vakta ki, “Neme lazım” dedim, kendimi düşündüm. Ahiretimi kurtarmak için Erek Dağında harabe mağara gibi bir yere çekildim. O vakit sebepsiz beni aldılar sürdüler. Burdur’a getirildim.

Orada yine Kur’an hizmetinde bulunduğum miktarca –o vakit sürgün edilenlere çok dikkat ediliyordu, her akşam varlığını isbat etmekle mükellef oldukları halde – ben ve halis talebelerim müstesna kaldık. Ben hiçbir vakit yoklamalarda hazır bulunmadım, hükümeti tanımadım. Oranın valisi, oraya gelen Mareşal Fevzi Çakmak Paşa’ya şikayet etmiş. Fevzi Paşa demiş: “ Ona ilişmeyiniz hürmet ediniz!” Bu sözü ona söylettiren Kur’an hizmetinin kudsiyetidir. Ne vakit kendimi kurtarmak, yalnız ahiretimi düşünmek fikri ağır bastı. Kur’an hizmetine geçici olarak fütur geldi, maksadımın aksiyle tokat yedim. Yani bir sürgün yerinden, diğerine (Isparta’ya) gönderildim.

Isparta’da yine hizmet başına geçtim. Yirmi gün geçtikten sonra bazı korkak insanların ihtarı ile “Belki bu vaziyeti hükümet hoş görmeyecek, bir parça ihtiyatlı, tedbirli hareket etsen daha iyi olur.” Dediler. Bende tekrar yalnız kendimi düşünmek hatırası kuvvet buldu. “Aman halklar gelmesin.” dedim. Yine o sürgün yerinden de üçüncü sürgün olarak Barla’ya verildim.

Barla’da ne vakit bana fütur gelmiş ise, yalnız kendimi düşünmek hatırası kuvvet bulmuş ise, bu ehl-i dünyanın yılanlarından, münafıklarından birisi bana musallat olmuş. Barla’da bu sekiz senede seksen hadiseyi, kendi başımdan geçtiği için hikaye edebilirim.

İşte Üstad Hazretleri Barla’ya kadar olanı böyle hikaye ediyor. Nasıl filimlerde ve dizilerde seyirciye usanç ve bıkkınlık gelince tam o kırılma noktasında heyecanı sürdürebilmek için ortaya sürpriz birşeyler çıkarırlar, benim anladığıma göre bu imanKur’an hizmetinde de yeknesaklıktan, bitevilikten, bıkkınlıktan kurtarmak için Kader bazı şeyler çıkarıyor ve herkes taptaze bir heyecanla sımsıkı işlerine ve güzel hizmetlerine sarılıyor vesselam…

31.08.2016 20:53