TAKİP ET
Ebu Abdurrahman

Ebu Abdurrahman

Sokak deyip geçme, o temizse eviniz de temizdir

Avrupa eğitim sistemi ferdi esas alır. “Sen kendini kurtar” mesajı egoist yetiştiren bu eğitim sisteminin ana esası denilebilir. Bu mantık kişiyi kendisine, en iyi ihtimalle ise ailesine hapseder.

Fedakarlık kültüründen hiç nasibini almamış bu anlayış Avrupa’da yaşayan bizim vatandaşımıza da ne yazık ki sirayet etmiştir. İnsanlar evlerini cennet bahçesi haline getirirlerse problemlerini çözeceklerini düşünürler.

Fakat çocuklar on, oniki yaşına kadar ev ortamında elde tutulsa da sonrasında bu artık mümkün olmaz. Ev ve sokak çatışmasının galibi genelde sokak olur. Çünkü çocuk sokakta büyür. Arkadaşları oradadır. Onlarla gezer, onlarla yer içer ve onlarla büyür. “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” sözü hükmünü icra eder.

Sokak dediğimizi cadde olarak anlamayın. O evin harici olan her yerdir. Eviniz çok temiz çok nezih olsa da çocuk her gün dolaşmak zorunda olduğu sokaktan eve sokağın rengini alarak gelir. Siz onu tekrar kendi renginize boyamaya çalışırsınız. Çevre-ev kültür çatışması olarak tarif edilecek bu didişme dayanılır gibi değildir. Anne ve babayı yorar, çocuğu ise iki arada bir derede bırakıp çoğu zaman kimlik ve kişilik problemlerinin ağına atar.

Almanya’ya gelen ilk kuşak eğitimsiz olmasına karşılık yerli kültür karşısında dik durmayı başarmışlardı. Kimlik ve kişilik problemini hiç bir zaman yaşamadılar. Güven veriyorlardı. Çok sayıda kurumun temelini attılar, bizzat hayata geçirdiler.

Peki eğitimsiz oldukları ifade edilen bu insanlarımız kültürlerini nerede öğrenmişlerdi.

Cevabı çok basitti. Sokakta öğrenmişlerdi. Yaşayarak. Pratik olarak öğrendikleri kültürü yine pratik biçimde Almanya’da hayata geçirmeye çalıştılar. Ama teoriden yoksun olan bu pratik tecrübe, gerekli bilgiyi yeni kuşaklara aktarmada yeterli olmadı. Taklidi olarak öğrenilen icraatlar yapıldı. Ama bunların nedeni, niçini genç zihinlere hakkıyla aktarılamadı. İlk kuşağın eğitim eksikliği ise kendini burada belli etti. Ve arada bugünkü boşluk oluştu. Bunun için ilk kuşağı suçlamak ise haksızlık olurdu. Çünkü onlar yapabileceklerini zaten fazlasıyla yapmışlardı.

Onlar kültürü nasıl öğrenmişlerdi. Çünkü o zamanlar Ahmet abi, Mehmet Usta, Ayşe Teyze, Fatma abla vardı. Onlar evde ihmal edilen çocukları sokakta terbiye eden gönüllü insanlardı. “Eti senin, kemiği benim” deyimi bu kültürün ifadesiydi. Onlar çocukları dik tutacak bilgiyi bir şekilde onlara ulaştırıp toplumun sağlıklı hayatiyetinin sürmesine katkıda bulunuyorlardı.

Bunları niye yazdım. Hem abone yapmak hem derdimizi anlatmak için sokağa çıkmamız gerekiyor. Sizi sokağa çıkmaya davet ederken bunu laf olsun diye yapmadığımızı anlatmak için. Emin olun ki, sokaklar evinizden daha önemlidir. Siz sokakların ahmet abisi, ayşe ablası olun veya olacakları bulun, bilgi taşıyıcılığını ise ZAMAN yapsın. Hep birlikte o bilgiyi yeni isimlere, yeni nesillere ulaştıralım.

Sokaklarımız tertemiz olsun, toplumumuz huzur bulsun.

15.12.2016 20:41