TAKİP ET
Ebu Abdurrahman

Ebu Abdurrahman

Sanki gökyüzü delindi

Hocaefendi Hasankale’ye gidip gelirken, (1951 yılında) o sırada 7-8 yaşlarında olan kardeşi Mesih Bey bir rüya görür. O rüyayı kendi ifadeleriyle aynen nakledelim:

“Herkes Hasankale’ye gidip geliyor ya, ben de hayalimde hep Hasankale’yi bir görsem, diye düşünürdüm. Mesela insanlar Kurtuluş Bayramı kutlamalarını izlemek için oraya giderlerdi. Bir gece rüyamda babam elimden tuttu, ‘Hasankale’ye götüreceğim seni’ dedi. Sevindim ama bir taraftan da babamın elimden tutmasına şaşırıyorum. O zamanlar babalar evlatlarının elinden tutmazlardı. Şafak vakti sabah namazı vaktiydi. Beraber yürüdük. Biraz sonra baktık ileride alacakaranlıkta birisi daha gidiyor. Baba birisi daha gidiyor, diye gösterdim. ‘O bizim aceleci Fethullah, önden gidiyor, acele ediyor’ dedi. Niye, dedim. Mehdi konuşuyormuş onu dinlemeye gidiyor. Ya seslenelim beraber gidelim, ya biz kavuşalım dedim. Biz kavuştuk ona. Babam onun da elinden tuttu. Hasankale’ye girdik. Malum bugünkü Hasankale. Milyonlarca, milyarlarca insan var bir mekanda, karınca gibi. Onca insan buraya nasıl sığmıştır, diye rüyamda düşünüyorum. Yürürken ben arada babama soru soruyorum, babam ‘sus Mehdi konuşuyor’ diyor ama ben Mehdi görmüyorum. Bu arada millet bize yol veriyor, kalabalığın arasından rahat rahat gidiyoruz. Yaklaştık. Meydanda yüksekten bir yerde bir kişi konuşuyor. Başında sade bir sarık var, sakalı yok, sade cübbesi var. Pardesü gibi. Bu kim dedim. Babam yine ‘sus bak Mehdi konuşuyor’ dedi. Bize Mehdi’yi tarif ederler ya sakallı falan. Alvar İmamı gibi mesela. Başında sarığı, cübbesi v.s. elinde de kılıcı olması lazım. Gördüğüm zatı Mehdi’ye benzetemedim. Sonra yaklaştık önüne. Babam Hocaefendi’yi itti ileriye, benim elimden tuttu. Hocaefendi gitti, yaklaştı. O zat elini omzuna koydu, konuşmaya başladı. Bir 40 yıldan bahsetti. 40 yıl sabredecek, tahammül edeceksiniz, diye konuşmaya devam ederken o zat yükselmeye başladı. Eli yine Hocaefendi’nin omzunda beraber yükseldiler. Sanki gökyüzü delindi gibi oldu ama görüntüsünden bir şey kaybetmedi bana göre, aynen görüyorum. Sonra etrafıma baktım o durumdan korkup yere kapanan, feryat edenler var. Bir kısım insanlar da tezahürat yapıyor, alkışlıyor, salavat getiriyorlar. O korkan, yere kapanan insanların hep yaşlılar olduğunu gördüm. O tekbir, salavat getirenlerin de hep genç delikanlılar olduğunu gördüm. Sonra uyandım.”

Mesih Amcam bu rüyasını babama anlatmış. Daha sonra Şemsinur Özdemir ablam “Hocaanne Ve Ailesi” isimli kitabında böylece anlatıyor…

31.05.2016 17:03