TAKİP ET
Ebu Abdurrahman

Ebu Abdurrahman

Sabri  Ülker

Hulûsî Turgut, merhum “Sabri Ülker’in Hayat Hikayesini” kalın bir kitap hâlinde yazıp ortaya koydu. Gerçekten, bilhassa gençlerimize hayata bakışta ümit ve moral aşılayacak ibret verici bir eser. Yedi yüz sayfayı aşkın bu değerli çalışmadan bir buket sunmak istiyorum:

Sabri Ülker Bey, oğlu Murat Beye: “Babam (Hacı İslâm Efendi) Kırım’dan Türkiye’ye gelince, önce Fatih Medresesi, sonra Dârü’l-Muallimin’de burslu okumuş. Ben Padişah Abdülhamid Han’ın ekmeği ile büyüdüm. Onun için, kendisine hiç lâf söyletmem.”

Selçuk Berksan Bey diyor ki: “20. Yüzyılın başında Rusya’da büyük bir iktidar mücadelesi yaşanıyormuş. Yönetime giren komünistler, halka pek çok vaatte bulunmuş. Ama o vaatler, uzun süreden beri yaşanan açlığı da önleyememiş. Bunun üzerine, iç isyanlar yoğunlaşmış. Babam (Asım Berksan) ‘Lenin’den sonra iktidara gelen Stalin, iç isyanları önlemek için kasıtlı şekilde sun’î açlık çıkardı.’ derdi. (…) Babaannemiz, önce gıda stokuna başvuruyor, varillere un doldurup, evin odunluk bölümünde saklıyormuş. Varillerin önünü de muntazam bir şekilde, kışın yakacakları odunla kapatıyor, aile her akşam ölmeyecek kadar az gıdayla besleniyormuş. Aslında ailenin bütün fertleri günlerini yarı aç, yarı tok geçiriyormuş. Bu arada, okullara, polis eşliğinde gelen doktorlar, muayene edilen öğrencilerin sağlık durumlarına göre, iyi beslenen çocukların ailelerini tesbit ediyorlarmış. Okuldaki muayeneden sonra doktor, varlıklı aile çocuklarını bir kenarda topluyor ve ‘Bunların evinde yiyecek var; çünkü hepsi iyi beslenmiş’ şeklinde rapor veriyormuş. Çocuklar, okuldan eve döndüklerinde, polis baskını ile karşılaşıyorlarmış.”

Sabri Ülker’in torunu Ali Ülker, Bolşevik İhtilali dönemini dedesinden dinledikleriyle şöyle anlatıyor: “Yeni iktidar iş başına gelince, başlar ayak, ayaklar da baş oldu. Kırım yöneticiliğine, bir ayakkabı tamircisi getirildi.”

Hacı İslam Efendi (Sabri Ülker’in babası), Kırım’dan Türkiye’ye gelebilmek için 10 yıl uğraştı. Bolşevik yönetimden gerekli izni aldıktan sonra, malı mülkü elden çıkarıp, bütün yastık altı tasarrufunu ‘altın’a dönüştürdü. Servetini, bir yorgan ve eteğin içine diktirdi. Ailesiyle birlikte Odesa’dan hareket ederken, ‘Sibirya’ya sürgün’ tehdidi alınca, bu yorgan ve eteği sokağa bıraktı.

Pek çok tarihi olaya da ışık tutacak olan bu hatıralar okuyucuya yeni ufuklar açacak mâhiyettedir.

27.09.2016 12:44