TAKİP ET
Ebu Abdurrahman

Ebu Abdurrahman

Nesl-i ati ile beraber alkışlayacaklar

“Bu eski ve yeni iki Medrese-i Yusufiyedeki şiddetli imtihanda sarsılmayan, dersinden vazgeçmeyen, yakıcı çorbadan ağızları yandığı halde talebeliği bırakmayan ve bu kadar hücumlara karşı kuvve-i maneviyesi kırılmayan zatları, ehl-i hakikat ve nesl-i ati alkışlayacakları gibi melaike ve ruhaniler dahi alkışlayacak diye kanaatim var”

“Fakat içinizde hastalıklı, nazik ve fakirler bulunmasıyla, maddi sıkıntı ziyadedir. Buna karşı da her biriniz, her birinize birer tesellici; ahlakta ve sabırda birer numune-i imtisal; tesanüt ve taltifte birer şefkatli kardeş; ders müzakeresinde birer zeki muhatap ve güzel seciyelerin yansımasında birer ayna olmanız, o maddi sıkıntıları hiçe indirir diye düşünüp ruhumdan ziyade sevdiğim sizler hakkında teselli buluyorum.

“Biliniz ki, en esaslı kuvvetiniz ve dayanma noktanız, tesanüddur. Sakın sakın, bu musibetlerin verdiği asabilik cihetiyle birbirinizin kusuruna bakmayınız. Kısmet ve kadere itiraz hükmünde olan şikayetler ve ‘Böyle olmasaydı, şöyle olmazdı’ diye biribirinizden gücenmeyiniz. Ben anladım ki bunların hücumlarından kurtulmak çaremiz yoktu, ne yapsaydık onlar hücumu yapacak idiler. Biz, sabır ve şükür ve kazaya rıza ve kadere teslim ile mukabele ederek, ta Cenab-ı Hakkın inayet ve yardımı gelinceye kadar, az zamanda ve az amelde pek çok sevap ve hayırlar kazanmaya çalışmalıyız.”

“Madem biz böyle sarsılmaz, en yüksek ve en büyük ve en ehemmiyetli ve fiyat takdir edilmez derecede kıymetli, bütün dünyası ve canı ve cananı pahasına verilse yine ucuz düşen bir hakikatin uğrunda ve yolunda çalışıyoruz; elbette bütün musibetlere, sıkıntılara ve düşmanlara tam bir metanetle mukabele etmemiz gerektir. Hem belki karşımıza aldanmış veya aldatılmış bazı hocalar ve şeyhler ve zahirde muttakiler çıkartılır. Bunlara karşı vahdetimizi, tesanüdümüzü muhafaza edip onlarla uğraşmamak lazımdır, münakaşa etmemek gerektir.”

“Eski Hapislerimizde birkaç zayıf kardeşlerimizin usanıp Nur dairesinden çekilmeleri onların pek büyük bir zarar oldu ve Nurlara hiçbir zarar gelmedi. Onların yerine daha metin, daha ihlaslı şakirtler meydana çıktılar. Madem dünyanın bu imtihanları geçicidir, çabuk giderler; sevaplarını meyvelerini bizlere verirler. Biz de Cenab-ı Hakkın yardım ve inayetine itimad edip sabır içinde şükretmeliyiz.”

“Sizin bu şiddete girmenizin, inceden inceye, altın mı, bakır mı diye mihenge vurulmanızın, 3-4 elekle elenmenizin pek çok lüzumu vardı ki. İlahi kader ve Cenab-ı Hakkın inayeti müsaade etti…”

(Şualar’dan derleme…)

18.10.2016 17:02