TAKİP ET
Ebu Abdurrahman

Ebu Abdurrahman

‘Müthiş Türk’

Bir grup amca, Ali Rıza Bozkurt’un ziyaretine gitti. Tam bir babalık sergilediğine şahit oldular. 16 aydır, rahatsız olan kızının başından ayrılmıyor. Eşiyle beraber kendisi gündüz, eşi geceleri şefkatle başında bekliyor ve çoklarının girdiği dönülmez yoldan dönmesi için mânevî desteklerine devam ediyorlar. Büyük bir oranda başarılı oldular ve herkese güzel bir örnek oldular.

Biz 1993’te Amerika’ya geldiğimizde, medya ondan “Müthiş Türk” diye bahsediyordu. Babam, Hüseyin ve Nevzat amcam hizmeti ve okulları anlatmak için ziyaret için kendisini ziyaret etmişlerdi. O zaman okullarımız hakkında bilgi vermişler. Daha sonra Kazakistan ve Azerbaycan’daki kolejlerimiz ve üniversitelerimizi ziyaret etmiş. İstanbul’da havaalanında medyaya verdiği röportajda, “Bana göre Türkiye için üç mühim devrim vardır: Fatih’in İstanbul’u fetih devrimi; Atatürk’ün devrimleri, Fethullah Gülen’in eğitim devrimi.” dedi. Prof. Dr. Osman Özsoy amcam onu STV’ye programa çıkardı. Sonra Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün altındaki yalısında kendisini ziyaret ettiler. Hocaefendi’nin Pırlanta Serisi’nden üç kitap götürüp hediye etmişlerdi. “Ben çok hızlı kitap okuma teknikleri biliyorum. İstanbul’dan Ankara’ya giderken ben bunları Gebze’ye varmadan bitiririm.” dedi. Kendisine bu sefer Hocaefendi’nin otuza yakın kitabını getirdiler.

Bir hafta sonra Ankara’dan döndükten sonra ziyaretine gittiler. Dedi ki: “Ben bir tanesini zor bitirebildim. Bunlar, hemen okunup geçilecek kitaplar değil.. Anlıyorum ki, Fethullah Gülen; Mevlana, Ahmet Yesevî ve Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli gibi bir şahsiyet… Ama fazlası da var. O aynı zamanda söylediklerini hayata geçirmiş… Bana göre, dünyada İslâmiyet’i terör ile bir gören yanlış anlayışı ancak Fethullah Gülen düzeltebilir…

Daha sonra İstanbul’da 1998’de Altunîzade’de Hocaefendi ile görüştüler. Hocaefendi kendisine bir Hılye-i Şerife hediye etti… O, hılye üzerine Hocaefendi’nin imza atmasını istediği için, çerçevenin üstünden camını çıkarıp, imzalamasını sağladılar…

Hocaefendi’ye hacca gittiği zaman tavafta dikkatini çeken bir şey olup olmadığını sordu. O da, beyaz mermerlerden bahsedince onları kendisinin döşediğini söyledi…

Bu görüşmede ise ziyaret eden gruba, şunları söyledi: “Ben yirmi sene demokrasi için çalıştım. Yazılar yazdım, konuşmalar yaptım. Paşalarla ve profesörlerle görüştüm ama şu gidişattan dolayı ümidimi kestim… Bir kıyamet bekliyorum… Hatta ‘Kıyametten Sonra’ diye bir kitap yazmayı düşünüyorum ama ne olacağını bir türlü kestiremiyorum… Torunlarımın Türkçe bilmesi ve güzel Türkçe konuşmaları için elimden gelen gayreti gösteriyorum. Benliklerini unutmalarını istemiyorum. Hatta bunun için elimden gelen tedbirleri alıyorum. Ayrıca kızımın rahatsızlığından dolayı ‘Bürokrasi mi, yoksa sağlık mı?’ diye bir kitap çalışmam da var.”

Onun bu hassasiyetlerini candan tebrik ediyorum…

01.06.2016 16:54