TAKİP ET
Ebu Abdurrahman

Ebu Abdurrahman

Mânevî bir ihtar ile yazılan…

Üstad Hazretleri, Kastamonu Risalesinin 17. Mektubatında diyor ki: “Mânevî bir ihtar ile bir iki ince meseleyi size yazıyorum:

BİRİNCİSİ: Geçen Ramazan-ı Şerifte Ehl-i Sünnetin selâmet ve kurtuluşu için edilen pek çok duaların şimdilik âşikâre kabulleri görünmemesine hususî iki sebep ihtar edildi.

Birincisi: Bu asrın acib bir hassası, elması elmas bildiği halde camı ona tercih etmesidir. Bu asırdaki ehl-i İslamın fevkalâde safderunluğu, dehşetli canileri de âlicenâbâne affetmesi ve bir tek hasenesi için, binler günah ve kötülükleri işleyen ve binlerce mânevi ve maddî hukuk-ı ibâdı (kul haklarını)  mahveden adamdan görse, ona bir nevi taraftar çıkmasıdır. Bu suretle azın da azı olan ehl-i dalâlet ve azgın ehl-i tuğyan, safdil taraf tarla ekseriyet teşkil ederek, çoğunluğun hatası yüzünden gelen umumî musibetin de namına, devam ettirilmesine, belki şiddetlenmesine kader-i İlâhiye fetvâ verirler. ‘Biz buna müstahakız’ derler. Evet elması bildiği (âhiret ve iman gibi) halde, yalnız kesin zaruret suretinde şişeyi (dünya ve mal gibi) ona tercih etmek şer’î ruhsat var. Yoksa küçük bir ihtiyaçla veya heves ile veya tamah ve hafif bir korkuyla tercih edilse ahmakçasına bir cehâlet ve zarardır, tokata müstahak eder. Hem âlicenabâne affetmek ise, yalnız kendine karşı cinayetini affedebilir. Kendi hakkından vazgeçse hâkkı var; yoksa başkalarının hukukunu çiğneyen cânîlere affederek bakmaya hakkı yoktur, zulme ortak olur. İkinci Sebep: Yazmaya izin olmadığından yazılmadı.”

Ayrıca Üstad Hazretleri Kastamonu Lâhikasının 37. Mektubunda da benzer bir hususu izah ederken diyor ki: “Çünkü masum hayvanları parçalayan canavarlara himâye edip korurcasına şefkat etmek o parçalanan masum, mazlum bîçare hayvanlara şiddetli bir gaddarlık ve vahşî bir vicdansızlıktır. Binlerce Müslümanların ebedî hayatlarını mahveden ve yüzlerce ehl-i imanın sû-i âkıbetine sebep olan ve müthiş günahlara sevkeden adamlara şefkat ederek taraftar olmak ve merhamet duygusuyla cezadan kurtulmalarına dua etmek, elbette o mazlum ehl-i imana dehşetli bir merhametsizlik ve çirkin ve alçakça bir gaddarlıktır.”

Zâlimler bilerek masum ve mazlumları bile hiçbir suçları olmadığı halde zindanlara doldurur, bir müddet inim inim inlettikten sonra bazı şeyleri vesile ederek azar azar aflarla salıverir. Böylece çok affedici ve şefkatli olduklarını halka yutturmak, yaltakçılar tarafından methedilmek isterler. Milletten  soydukları ve çaldıkları ile sürekli bu meddahları beslerler. Böylece de son derece cömert olduklarını telkin ederler. Bazıları da komünistlerin yaptıkları gibi silolardaki buğdayları yakıp milleti aç bırakır ve sadece midelerini düşünmek zorunda kalan bir halk oluşmasını sağlamak isterler…

16.11.2016 15:53