TAKİP ET
Ebu Abdurrahman

Ebu Abdurrahman

Korkmayın! Sonu gelmez istekleri yok

Betül Özdemir ablam diyor ki: Mültecilerin ardı arkası kesilmeyen istekleri olduğunu düşünen insanlar var. Bu hediye, bugün evimizde misafir olan mülteci gençlerden geldi. Çok mahcup oldum. Yaşadıkları onca sıkıntıya rağmen ev sahibine hediye almayı ihmal etmemişlerdi. Yalnız değillerdi. Geçtiğimiz günlerde bir başka mülteci aile evine misafir olacakları aileye hediye almak istemiş, almadan önce de bu konuda fikrimi merak etmişlerdi:

-Suriye’de âdettir. Biz davet edildiğimiz eve elimiz boş gitmeyiz. Bu akşam bizi davet eden ev sahibine hediye alsak ayıp olur mu?

-Tabiî ki olmaz, bizde de âdettir ama hiç gerek yok. Onlar sizinle tanışmak için evine davet ediyor. Biz de çevremizdeki Türklerle tanışmak istiyoruz. Henüz bir çoğumuz onlarla anlaşabilecek derecede Almanca bilmesek de bir gün onlarla tercümansız muhabbet etmeyi ümit ediyoruz. Sizler davet ettiğiniz evlerde bizlere hediye vererek yardımcı olmaya çalışıyorsunuz. Şunu bilin ki biz kesinlikle bize yardım etmeniz için gelmiyoruz. Tek isteğimiz Müslümanlarla bir araya gelmek, çay içmek, muhabbet etmek.

-Siz de şunu bilin ki Türkler size geçici zor günlerinizde destek olmak istiyor. Aynı durumda biz olsaydık siz de bize yardım ederdiniz…

Almanya’da hasret kaldığımız mutluluk… Beş gönüllü ablanın ödediği biletlerle bugün Suriyeli çocukları buz patenine götürdük. Götüremediğimiz çocuk sayısı hayli fazla da olsa elimizde sadece 17 çocuğa yetecek ücret, yani 150 Euro vardı. Çocuklar koşa koşa geldi buz patenine. Heyecandan yerlerinde duramıyorlardı. Yirmi kişi birden girdik içeri. Onların heyecanı bizi de heyecanlandırdı. Bir an önce kaymak istiyorlardı. Patenini giyeni gönderdik piste. Türkçe bilen küçükler uzaktan “Ablaaaa korkuyorum elimi tut” diye seslenirken Türkçe bilmeyenler usul usul yanımıza yaklaşıp direk elimizi tutuyordu. Bildikleri tek sözcük “Abla”ydı… Mola veren ablalarını gördüklerinde yanlarına geliyor “abla” deyip kaş göz işaretleriyle gel diyorlardı. “Tamam gelcem birazdan” deyince ellerini uzatıp piste çekiyorlardı. Hepsinin gözlerinin içi gülüyordu… Ne kadar da özlemiştik bu görüntüyü… Onlar kadar biz de eğlendik. Bir an için oğlumun olduğunu unutup çocukluk yıllarıma geri döndüm: Taa ki oğlum anneannesiyle piste gelene kadar. Bir telefonla mülteci aileleri evine yemeğe davet eden, hiçbir bahaneye kanmayan, dünya işlerini anında kenara bırakabilen, 10-15 misafiri bir gecede ağırlayabilen, gelen her misafire tek tek hediyeler hazırlayan, mültecileri kaldıkları yerlerden arabayla alıp evlerine teslim eden, kalbi hizmet aşkıyla dolmuş abiler ablalar…

-Abi mülteci aileleri yemeğe davet ediyoruz. -Salı bize buyurun.

-Çarşamba bize buyrun.

-Perşembe bize.

-Salı da olur. Çarşamba da.

-Cuma bekleriz.

-Cumartesi gelin. On kişi getirin.

-Nasip işte…

-Kimi canıyla, malıyla hizmet eder, kimi sadece konuşur…

“Gel birlikte kahvaltı yapalım” diyorlar. 54 yaşında elleri öpülesi teyze ben diğer öğrencilerle konuşurken elime ekmeği ve çayı tutuşturdu. Ekmeğini paylaşan savaş mağduru mülteciler… Unuttuğumuz kardeşlik… Rabb’im Almanya’daki Müslümanları ensarlarından eylesin…

12.02.2016 16:00