TAKİP ET
Ebu Abdurrahman

Ebu Abdurrahman

Kültürler arası diyalog

Bir çiçekle bahar gelmiş olmaz. Mücevherler gibi türlü türlü çiçeklerin renk renk açmasıyla, biz baharın geldiğine hükmederiz.

Binlerce senedir, insan topluluklarının geliştire geliştire güzelleştirdikleri, binlerce gönlün ve emeğin mahsülü olan kültür güzelliklerinin kaynaşması ile de biz insanlar yepyeni ufuklara açılıyoruz.

Bu kaynaşmanın gerçekleşmesi için de mutlaka diyaloğa ihtiyacımız var. Diyalogsuzluk demek, içe kapanıklık, tek düzelik demektir. Kapalı, dar, tek boyutlu ve sığ, seviyesiz ve derinliği olmayan fakir görünümler, her zaman enginliğe açık insan ruhunu hiçbir zaman tatmin etmeyecektir. Büyük medeniyetler, çeşitli ve farklı ırkların, uyum içinde yaşayan ayrı ayrı kültürlerin kaynaşmasından meydana gelmiştir. Kültürler arası diyalog ve kaynaşmalar, engin ufuklara yelken açma ve birbirimizden alıp-vereceğimiz her şeyde zenginlik demektir. Buna düşünce, anlayış, teknik ve kelimeler de dahildir.

Toplumlar arasında ve içinde uyum için böyle bir diyaloğa ihtiyaç vardır. Birbirlerini dışlama, vücut içinde tehlikeli bir urun büyümesine imkân hazırlama demektir. Uyum sağlamak istenirken de hiçbir kültürün eriyip silinmesine izin verilmemelidir. Her kültür en parlak ve en güzel renkleriyle fakat uyum içinde bulunduğu mozayik içinde yerini almalıdır. İşte bunun insanlığa bir faydası vardır.

Bu gün artık, köy haline gelmiş ve problemleri de iç içe girmiş bir dünyada yaşıyoruz. Kıtalarımız farklı bile olsa, aynı apartmanın bitişik dairelerinde yaşayan komşular gibi her gün yüz yüzeyiz ve aynı problemlerle karşı karşıyayız. İletişim vasıtaları, ticari hayat, sağlık ve diğer ihtiyaç maddelerinin herkes tarafından tüketilmesi, dünya haberlerine olan merak bu yakınlığı biraz daha artırıyor. Bu durumda artık birimizin problemini hepimizin problemi haline getiriyor. Evet bu gelişmeler bizleri bir dünya insanı olmanın nimetlerini de, problemlerini de paylaşmaya götürüyor. Bundan kaçmak, herşeye ve herkese kapalı bir koloni halinde yaşamak artık mümkün değil. Öyleyse gerçekçi olalım ve insanlığın huzur ve güveni adına bunu kabul edelim.

Bundan sonra, insanlığın bütün problemlerini kendi öz problemleri gibi kabul eden ve insanlığın kültür adına, teknik ve teknoloji adına anlayış ve medeniyet adına geliştirdiği her güzelliği de bizzat kendi malı gibi alkışlayıp sahip çıkan ve bütün insanlık tarafından paylaşılması için çırpınan yüreklere ihtiyacımız var. çağımızın ve içinde yaşayanların kurtuluşunu da bu anlayışta görüyoruz. Herkesi kendi konumunda kabul edip birbirimize destek vererek, “birlikte yaşama sanatı”nı gerçekleştirmek hedefimiz olmalıdır.

02.11.2016 16:36