TAKİP ET
Ebu Abdurrahman

Ebu Abdurrahman

İstişaresiz cennete bile

Ali Haydar Polat Hoca amcam anlattı:

Rüyada Mehmet Özyurt Hoca geldi, bana ‘Seni götürmeye geldim’ dedi. Beni âhirete götürecekmiş. Ben ‘Olur, giderim. Fakat biliyorsun, Cennet’e bile davet edilsek, bir sormamız lazım; kendi kendime karar veremem, biliyorsun.’  dedim. Sonra benden yavaş yavaş uzaklaşıp gitti. Sanki bir nokta olup kayboluncaya kadar takip ettim. Bu rüyayı Avustralya’da görmüştüm. Öbür gün bir arkadaşım arabasıyla Sidney’e gidiyoruz. Bir başka arkadaş da arabasıyla bizi takip ediyor. Bir yere geldik, arabayı kullanan arkadaş ânî bir dönüş yaptı. Araba birden yükseldi arka üstü dikildi kaldı.  Yanımızdan bir TIR fren yaparak geçti. Süratli geliyordu. Eğer havadan arabanın burnu yere değse idi, TIR biçip geçebilirdi. Biz öylece kaldık arkamızda bizi takip eden küçük bir araba idi o TIR’dan önce dönüşünü yapmış, kurtulmuştu. Sonra biz yavaş yavaş çıktık, araba da normal hale getirildi.”

İstişaresiz iş yapmama, böyle hâlis Hoca amcalarımızın  şuurlarına derince işlemiş maşallah…

“Çinli üniversite mezunu bir kız… Babası rektör, annesi öğretim üyesi kendisi de bir lisan kursu açmış. İşletiyor… Bir gün rüyasında Bediüzzaman Hazretlerini  görmüş. Üstad Ona, ‘Bana yardım et!’  demiş. İsim ve resim kafasına nakşolmuş. Uyanmış… Bilgisayarını açıp araştırma yapmış ve bazı bilgilere ulaşmış. Oraya 200 km uzaklıktaki bir cami varmış. Bilgi almak için oraya gitmiş. İmama sormuş o da müsbet şeyler söylemiş ama fazla bilgisi yokmuş. Tam bu sırada Türkiye’den lisan kursu açmak için gelen delikanlı bir öğretmen de cami imamından bilgi almak için oraya gelmişti. İmam kızı ona havale etmiş. ‘Bu hususta sana geniş bilgi verebilir’ demiş.  Biraz konuşup bilgi aldıktan sonra birbirlerine adres ve telefonlarını vermişler, gitmişler.”

“Sonra görüşmeler ilerliyor. Bizimkiler Çin kanunları gereği lisan okulunu o kız üzerine açıyorlar. Delikanlı müdür oluyor.  Sonra evleniyorlar.  Ali Haydar Polat Hocamız  ziyaretlerine gidiyor. Teşekkür ve tebrikte bulunuyor. Kız “Bir buçuk milyar Çinli var. İslamiyeti tanımıyor. Bunlara nasıl anlatacağız?” diyor.

“Güney Kore’ye (Seul’e) gitmiştim. Malatyalı Ali, Koreli 16-17 yaşlarında bir genç ile tanışmış. Bu genç pek çok ülke gezmiş ve bir kitap yazmış. Müslüman olup Mus’ab ismini almış. Kendisine Peygamberimizin mührünü hediye ettim. ‘Ben bunu almaya layık mıyım?’ dedi. Ben “Tâ Türkiye’den gelip bunu sana hediye etmek istiyorsam, layıksınız” demektir” deyince aldı. Malatyalı Ali’nin anlattığına göre o mührü kalbinin üstüne basıp öyle uyudu.”

“Kore’de Türk şehitliğine gittik. Orada Koreli bir Muhammed var. Dedi ki: ’12-13 yaşlarımda iken bir Türk asker benim Müslüman olmama vesile oldu. Sonra şehit oldu. Şimdi ben de işte onun mezarı başında ona bana öğrettiği Fatiha’yı her gün okuyorum.”

“Burma’da, 96 yaşında bir kişiyle tanıştık. Hindistan’da Osmanlıya yardım heyetlerinde çalışmış. ‘Orta Doğudaki sıkıntılar için Osmanlıya yapılan ihanetin cezası’ dedi.”

04.08.2016 23:52