TAKİP ET
Ebu Abdurrahman

Ebu Abdurrahman

Elinizden geliyorsa …

Üstad Hazretleri, “Şualar”da mahkeme müdafaalarında, yazdığı mektuplarda hizmet-i imaniye ve Kura’aniyeye düşmanlık yapanlara diyor ki:

“Elhasıl, ya Risale-i Nur’u tam serbest bırakınız veyahut bu kuvvetli ve zedelenmez hakikati elinizden geliyorsa kırınız.

“Ey dinini dünyaya satan ve küfr-i mutlaka düşen bedbahtlar! Elinizden ne gelirse yapınız. Dünyanız başınızı yesin ve yiyecek!

“Sizi iğfal eden, adliyeyi şaşırtan ve hükümeti bizimle, vatana ve millete zararlı bir surette meşgul eyleyen MUARIZLARIMIZ olan ZINDIKLAR ve MÜNAFIKLAR, irtidad-ı mutlaki rejim altına almakla, sefahet-i mutlaka MEDENİYET ismini vermekle, cebr-i keyfi-i küfriye KANUN ismini takmakla hem sizi iğfal, hem hükümeti işgal, hem bizi perişan ederek, hakimiyet-i islamiyeye, millet ve vatana ecnebi hesabına darbeler vuruyorlar.

“Efendiler! 30-40 seneden beri ecnebi hesabına, küfür, ilhad namına bu milleti ifsad ve bu vatanı parçalanmak fikriyle, Kur’an hakikatına her vesile ile hücum eden ve çok şekillere giren bir gizli ifsad komitesine karşı bu meselemizde kendilerine perde yaptıkları insafsız ve dikkatsiz memurlara ve bu mahkemeyi şaşırtan MÜSLÜMAN KİSVESİNDEKİ PROPAGANDACILARINA, hitaben, fakat sizin huzurunuzda, zahiren sizin ile birkaç söz söylememe izin veriniz.”

(Fakat ikinci gün beraat kararı, o dehşetli konuşmayı geri bıraktırdı.)

“(Aziz, sıddık kardeşlerim) (…) Hadiseye sebebiyet verenlere itap etmeyiniz. Bu musibetin geniş ve dehşetli planı çoktan kurulmuştu, fakat manen pek çok hafif geldi. İnşaallah çabuk geçer. “Olur ki hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırlı olur.” (2/26) sırrıyla müteessir olmayınız.

“Evet kardeşlerim, saklamaya lüzum yok. O zındıklar, Risale-i Nur’u ve şakirtlerini, tarikata ve bilhassa Nakşi tarikatına kıyas edip, o ehl-i tarikatı mağlup ettikleri planlar ile, bizleri çürütmek ve dağıtmak fikriyle bu hücumu yaptılar. (…) Nakşilere ve ehl-i tarikata karşı kullandıkları aynı silah ile hücum ettiler, fakat aldandılar. Çünkü Risale-i Nur’un meslek-i esası; ihlas-ı tam ve terk-i enaniyet, zahmetlerde rahmeti ve elemlerde baki lezzetleri hissedip aramak, fani, aynı sefihane lezzette elim elemleri göstermek, imanın bu dünyada dahi hadsız lezzetlere vesile olduğunu, hiçbir felsefenin eli yetişmediği noktaları ve hakikatleri ders vermek olduğundan, onların planlarını inşaallah tam akim bırakacak ve Risale-i Nur Mesleği ise, tarikatlara kıyas edilmez, diye onları susturacak…”

25.10.2016 18:34