TAKİP ET
Ebu Abdurrahman

Ebu Abdurrahman

Dünyanın Renkleri Festivali

Salih Türkel amcam Lüksemburg’un Renkleri Festivali’ni gönderdiği mektupla şöyle anlatmıştı:

Lüksemburg, Avrupa’nın kalbinde 2 bin 586 kilometrekarelik küçük, yeşili bol, tarih ve modernitenin buluştuğu bir ülke. Özellikle 1960’dan sonra, banka ve finans merkezi olmasıyla kişi başı yıllık geliri artmış ve şu an 115 bin dolarla dünyanın en zengin ülkesi. Avrupa kurumlarıyla uluslararası büyük şirketlerin merkezleri burada. Dünyada oran olarak eğitim seviyesi en yüksek çalışanlar Lüksemburg’ta bulunmaktadır; iki-üç dil konuşmadan, mastırınız olmadan iş bulmak zor. Lüksemburgca, Fransızca ve Almancanın ana dil olduğu bu coğrafyada çok kültürlülük hakim; 530 bin nüfusun yarıya yakını başta Portekiz,İtalya,Fransa olmak üzere farklı ülkelerden gelen insanlar.800 Türkün yanı sıra 1993 Bosna savaşı sonrasında 8 bine yakın Boşnak da buraya iltica edip yerleşmiş.

Turkuaz Kültür Merkezi olarak, kurulduğu 2009 yılından beri kendi kültürümüzü ve değerlerimizi en iyi şekilde temsil etmenin yanında, yaşadığımız topluma fayda sunmanın, bir problemin çözümünde yer almanın gayreti içinde bulunduk. Bu gaye ile toplumsal kaynaşma ve diyaloğu hedefleyen bir çok program yaptık. Zira, artan çokkültürlülük beraberinde diyaloğu, kaynaşmayı ve beraber iş yapabilme becerisini de getirmezse bu, geleceğin Avrupasında birbirinden kopuk, kendi içine hapsolmuş toplumlar oluşturacak ve iyi de olmayacak.

Özellikle geleceği kuracak gençlerde toplumsal kaynaşma ve diyalog şuurunu geliştirme adına, Lüksemburg’ta yaşayan farklı kültürden 11-17 yaş arası gençlerin katılacağı , şarkı, şiir, folklor ve toplu koreografilerden oluşan “Lüksemburg’un Renkleri Festivali” projesini, Lüksemburglu dostlarımızın da fikri katkılarıyla oluşturup, gerekli hazırlıklara Mayıs 2015’te başladık. Bu güzel projeyi, yardım ve partnerlik gayesiyle Lüksemburg Belediyesi ve Ulusal Gençlik Servisi’ne sunduk. Çok olumlu karşılayıp konservatuar salonunu bize tahsis ettiler ve maddi yardımda bulundular. Proje başvurusu sırasında Lüksemburg Belediyesi’nden bir yetkilinin “-Biz böylesi projeleri Lüksemburg’ta oldukça çok yapıyoruz. Sizin projenizin farkı nedir?” sorusuna, arkadaşımız, “-Evet çok multikültürel programlar yapıldığını görüyoruz. Ama bu projede farklı kültürden gençler 5 ayrı provada bir araya gelecek, kaynaşacak. Festivalde, her kültür kendi folklorunü tanıtımının yanısıra, üç farklı gösteriyle, aynı anda beraber söyleyip beraber folklor-dans gösteriminde bulunacak. Böylesi herhalde Lüksemburg’ta ilk defa olacak” demesi üzerine, yetkililer projeyi memnuniyetle kabul edip, desteklediler.

9 Ocak 2016’da Lüksemburg konservatuar salonunda gerçekleşen program, gerek katılımıyla gerekse de sahnedeki görüntü olarak tam bir Lüksemburg’un renkleriydi. İzlemeye gelenlerin çoğunluğunu Lüksemburglu Avrupalılar oluşturdu. Lüksemburg’un farklı köşelerinden gelen 8 farklı kültürün (Lüksemburg, İrlanda, Portekiz, Yunan, Türk, Boşnak, İspanya, Yeşil Burun Adaları) 85 genci, şarkı, şiir ve folklor gösterileriyle izleyenleri coşturdu. Açılış konuşmasını yapan belediye başkan yardımcısı Sayın Patrick Goldschmidt, “İki nedenle Turkuaz’ı tebrik etmek istiyorum. Birincisi, biz de yıllardır bu salonda programlar yapıyoruz. Ancak bu kadar yoğun bir katılımı hiç gerçekleştiremedik. Görüyorum ki salonda boş yer yok. İkincisi, Turkuaz böylesi bir projeyi farklı kültürden farklı derneklerle beraber gerçekleştiriyor. Bizlerin beklediği bu tarz programlar” dedi.

Festivalin bir diğer süprizi ise, 1973 yılında Lüksemburg adına Eurovision şarkı yarışmasını kazanan Anne-Marie David Hanım’ın da programa katılarak bir genç ile düet yapması oldu. 3 yıl önce gerçekleştirdiğimiz konserde Antakya Medeniyetler Korosu, izleyenlere bir jest olsun diye Lüksemburg’un Eurovisyonu kazandığı parçayı, hiç bilmedikleri halde çalışıp Fransızca seslendirmişlerdi. Biz bu konseri YouTube’a koymuştuk. Anne-Marie David hayranı birisi bunu izleyip çok beğenmiş ve Anna-Marie Hanım’a linkini iletmiş. Festivalden 2 ay önce Turkuaz’a Anne-Marie Hanım’dan bir teşekkür ve tanışma teklifi gelmesi üzerine, biz de kendisini festivale davet ettik. “-Ben zaten Türk dostuyum, Türkiye’de 2 sene yaşadım, seve seve gelirim” dedi ve katılıp programa renk kattı. Yunan ve Türk iki genç tarafından, Türkiye ve Yunanistan’da çok meşhur olan «“Üsküdar’a giderken” parçasının Yunanca ve Türkçe olarak düet yapılması da programın bir diğer güzelliğiydi. Son kısımda yer alan yeni bir dünya evrensel barış koreografisini, sahnedeki bütün çocukların çok iyi bir uyum ve ahenkle gerçekleştirmesi herkesi coşturdu. İki saat sonunda festival biterken herkes ayakta dakikalarca alkışladı, zira izleyen herkesin hem fikir olduğu şey, böylesi Lüksemburg›ta bir ilkti. Programın arkasından yapılan kokteyl ile izleyiciler, tanışma ve kaynaşma fırsatı buldular.

Program sonrasında, sahnedeki birçok öğrenci ve velisi bize, “Hayallerimizin üstünde bir program oldu. Böylesi bir programda bize yer verdiğiniz için size çok teşekkür ederiz” dediler. Yapılan röportajlarda; Lüksemburg Avrupa Konseyi Temsilciliği’nden bayan İsabelle Von Steinen, “Çok harika bir programdı. Sizinle beraber çok iş yapacağız” dedi. Lüksemburg Yabancılar Konseyi Üyesi Franco Avena, “Muhteşem bir akşamdı. Programda emeği geçen ekibinizle en kısa zamanda tanışmak ve tebrik etmek isterim” dedi.

Programdan bir ay sonra festivalde yardımcı olan dernek ve öğrencilerle bir akşam yemeğinde, Turkuaz’da buluştuk. Onlara bu birliktelik için tekrar teşekkür ederek, dostluğumuzun devamını temenni ettik. Onlar da başka projelerde seve seve tekrar yer alma sözü verdiler.

********

Maalesef sıklaşan terör ve benzeri olaylarla sarsılan toplumsal barış ve diyaloğun neticesinde önyargıların daha da arttığına şahit oluyoruz. Bu durum beraberinde ırkçılığı da tetikleyip toplum huzurunu daha da kaçırabilir. Ümit ediyoruz, başarıyla gerçekleşen bu program, Lüksemburg’ta, herkesi kucaklayan hoşgörü ve diyalog anlayışı ile pozitif Müslüman algısının oluşmasına ciddi katkıda bulunmuştur.

11.05.2016 17:07