TAKİP ET
Ebu Abdurrahman

Ebu Abdurrahman

Ceplerimizde pek çok cevher ve iksir var

Büyük bir padişah, bir gün babasının güvendiği, sayıp sevdiği danışmanlarından birisinin sokakta perişan şekilde kıvrılıp yattığını görmüş. Kim bilir başına ne haller gelmişti. Onu utandırmamak için görmezlikten gelip hemen saraya dönmüş ve güvendiği bir adamına çok değerli bir taş verip bunu onun cebine sezdirmeden koymasını söyledi. Kendisine gelince cebine bakacak onun çok değerli bir mücevher olduğunu anlayıp, hayatını onun parasıyla düzene sokacaktı.

Sultan üç ay sonra yine onu gördüğü mahalleye gitti. Onun saadetli halini gözleriyle görmek istiyordu. Gezdi dolaştı ama onu bir türlü bulamadı. Tam ümidini kesmişti ki, bir adamın yattığı yerden “Hey yabancı! Nereye bastığına dikkat et!..” diye bağırdığını işitti. Onun sesiydi. Ama hayatı değişmemişti. Karşısında padişahı görüp tanıyınca yerinden fırladı. “Özür dilerim, kim olduğunuzu anlayamadım.” dedi. Padişah “ Cebindeki değerli taşı ne yaptığını sordu. “ Padişahım benim cebimde değerli taş ne gezer? İmkânı yok!” dedi… Kim bilir onu normal bir taş sanıp atmıştı. Kıssa, hisse almak içindir. Aslında pek çok insan sahip olduğu mücevherlerin farkında değildir. En ufak bir şeyde kendisini hemen salıverir. Sanki artık onun için herşey bitmiştir. Zaten ümitsiz anlayışına göre, o işe yaramazın birisidir… Bunlar çok yanlış şeylerdir.

Cenâb-ı Hakk insanı, yeminle, ahsen-i takvim üzere en güzel surette, en mükemmel biçimde pek çok kabiliyetle teçhiz edip donatarak yarattığını ifade buyuruyor. Zaten ilk başta o en büyük maratonun birincisi olarak seçiliyor. Öyle değil mi binlerce spermin katıldığı ilk yarışta ana karnında bu yarışı birincilikle bitirmeseydi insan olma hakkını kazanamayacaktı. En önce buradan başlayalım… Yani işe yaramaz, sıradan, değersiz birşey değil… Bilakis… Sonra hiçbir mahlûka hatta meleklere bile verilmeyen özelliklere sahip… Her organı son derece değerli… Beyni, kalbi, gözleri, kulakları… Kendisine irade hürriyeti verilmiş… Hatâ, kusur, hatta büyük günah işlese bile, ölünceye, kıyamet kopuncaya kadar onları silip temizleme, istiğfar ve tevbe kurnaları altında yıkanıp pırıl pırıl olma hakkı var…

Böyle imkânlara sahip olan insan, ellerini kâinatın ve herşeyin sahibi Cenâb-ı Hakk’a ne zaman açıp dua etse, hemen kapılar açılıyor. Bu kadar imkânlara yani mücevherlere sahip, bu kadar zengin insan kendisini nasıl fakir ve çaresiz zannedebilir?

25.03.2016 17:55