TAKİP ET
Ebu Abdurrahman

Ebu Abdurrahman

Anlayana sivrisinek saz…

Bekir Berk dedemin adaşı bir amcam anlattı; ben de sizlere nakledeyim:

Evvel zaman içinde bir hayırsever bir çeşme yaptırmış ve taşına da “Bu çeşmenin suyundan Müslümanların içmesi yasaktır.” diye yazı yazdırmış. Zamanın kadısı “Bre mel’un böyle şey olur mu? Müslüman ülkesinde yaptırılan bir çeşmenin suyu Müslüman’a nasıl yasak olur?” diye onu mahkemeye celbetmiş. O da “Sebebini ben ancak Padişah’ımıza izah edebilirim.” diye tutturmuş.

Kadı, meseleyi Padişah’a arz etmiş. Padişah da merak edip huzuruna gelmesine izin vermiş. Gelince de “Bu densizliğin büyük bir cezayı gerektirir ama merakımı yenemediğim için, sabırla izahını bekliyorum.” demiş.

Adam, “Padişahım, cumartesi günü Yahudilerin havralarından ibadet sırasında hahamı zorla alıp getirin, hapse atın bakalım, ne yapacaklar?” demiş. O da bakalım altından ne çıkacak diye dediğini yapmış. Ülkedeki bütün Yahudiler ayağa kalkmış, dünyada bunu duyan bütün ülkelerden protesto sesleri yükselmiş. Sonra “Padişahım şimdi salıverin bakalım.” demiş. Salıverince “Teşekkürnameler, hediyeler, takdirler yağmış…”

Bu sefer “Padişahım bir de pazar günü kiliseden Hıristiyanların papazını ibadet sırasında tutup hapse attırın bakalım.” demiş. Padişah onu da yapmış. Yer yerinden oynamış. ‘Nasıl olur?’ diye Hıristiyanlar ayağa kalkmış… Sonunda “Padişahım, şimdi salıverin de ne yapacaklarına dikkat edin.” demiş. Salıverince de teşekkürlerin, tebriklerin, hediyelerin bini bir para olmuş.

Bunun üzerine “Padişahım bir de çok sevilen sayılan bir hocamızı cuma günü, namaz vaktinde yakalatıp getirin ve hapse atın, bakalım Müslümanlar ne yapacak?” demiş. Padişah, onun dediğini yapınca hiç sesini çıkaran olmamış. Hatta “Kim bilir neler yapmıştır da bizim haberimiz olmamıştır!” diyenler. “Yazıklar olsun hoca!..” diye lâf-söz edenler bile olmuş. Sonra “Şimdi salıverin bakalım, be olacak.” demiş. Salıvermiş ama ne teşekkür eden, ne tebrik eden çıkmamış. Bilakis “Padişah ne kadar merhametli, onu bile affetmiş.” diyen kendini bilmezler bile çıkmış…

Bunun üzerine “Padişahım Müslümanların halini görüyorsun… Böyle mi olmalıydı. Şu mübarek hoca senelerdir hizmet ediyor, bizlere yol gösteriyor, sözleriyle, yaşayışı işe Allah için rehberlik ediyor; ona karşı böyle davranmak reva mı?” demiş. Padişah da, hayretle…. “Bir hocasına, rehberine sahip çıkmayanlara karşı senin tavrını anlıyorum. Ama sen yine de ikazını yaptın, bu kadar yeter… Herkes anlayacağını anladı. Demek ki, biz onlara o şuuru verememişiz. Biz, bize düşeni, bize yakışanı yapalım.” demiş. Böyle bir şey olmuş mudur, olmamış mıdır? Bilmiyorum. Aslı olup olmadığına değil faslına bakıp ders alalım. Anlatılan kıssa, hisse içindir… Hisseni al geç… Peki bu süreçte bunu ben niye yazdım diye soracak olursanız: “Anlayana sivrisinek saz, anlamaya davul zurna az.” demişler.

05.01.2016 16:38