TAKİP ET
Ebu Abdurrahman

Ebu Abdurrahman

‘Abdurrahmanlar cesur olur’

Dr. Abdurrahman Cantekinler, Emirdağ’a gidip Üstad Hazretleriyle görüşmesini şöyle ifade ediyor:

Neticede, Hazreti Üstad ertesi sabah beni kabul etti. Mübarek ellerini öptüm. Memnun ve mütehassis idim. Bana hitaben, “Evladım, sen de bir Abdurrahman’sın. Abdurrahmanlar cesur olur. Ben sana vazife veriyorum. Ankara’ya gittiğinde Adliye Vekili Ruknettin Nasuhioğlu ile görüşeceksin. Yalnız bu selam Adliye Vekili olduğu için değil, Nasuhi Şeyhi Rukneddin Efendi’nin torunu olduğu cihetle size selam gönderdi, diyeceksin” dedi.

Yıl 1950. Ankara Tıp Fakültesini kazanmıştım. Ankara’ya gittim. O yıllarda bizden önce mezun olan kardeşlerimizden Muhsin Alev ve Ziya Nur Aksun Ankara’da idiler. Ankara’ya varınca ilk işim Hazret-i Üstadın selam emaneti idi. Muhsin Alev, Ahmed Atak ile birlikte Adliye Vekili Rukneddin Nasuhioğlu Beyle görüşmeye gittik. Randevu aldık. O yılların üniversitelisi idik ve bizi odasına kabul ettiler.

Kendimizi takdim ettik ve akabinde, “Ziyaretimizin maksadı Hazret-i Bediüzzaman’ın selam mevzuatıdır” dedik.

Bunu der demez bize gayet hiddetli olarak cevaben dedi ki: “Siz neci oluyorsunuz? O adamın peşinden niye gidiyorsunuz? Ben şimdi sizin isimlerinizi alıp tahkikat açtıracağım, v.s.”

Vaziyete baktım. Ziya Aksun ile Muhsin Alev biraz çekingenlikten dolayı sustular. Bunun üzerine ben Bakan Beye gayet cesurane olarak hiç çekinmeden ve yüksek sesle dedim ki:

“Sen necisin? Sen kendini ne zannediyorsun? Said Nursi Hzretlerinin sana ihtiyacı yok. Size muhtaç da değil. Sizin dedenizden dolayı ve o cihetle size selam gönderdi. Ben size Risale-i Nurları okumayı tavsiye ederim. Bediüzzaman’ın eserlerinde iman hakikatları var, müjdeler var. Başta Gençlik Rehberini okuyun, bakın içinde neler göreceksiniz. Gençlik müthiş bir bunalım içinde, buhran geçirmektedir. Bir kurtarıcı arıyor. İşte Risale-i Nurlarda kurtuluşun çareleri var. Efendim, okuyun bunları.”

Bunun üzerine Adliye Bakanı sustu ve manen sarsıldı ki, o eski, tehditkârane hali kayboldu. Ve bize güleryüz göstermeye çalıştı. Ve “Her zaman sizi beklerim” dedi.

Yani şunu ifade etmek istiyorum. Hazret-i Üstadın bana Emirdağ’da, tıp fakültesine gideceğim aylarda, “Abdurrahmanlar cesur olur” tabiri ve “Sana vazife verdim” sözleri tahakkuk etti. Bu âşikâr bir kerametti ve zahir oldu….

Tekrar Hazreti Üstadla bir mülâkatınız oldu mu?

Hayır, olmadı. Yalnız şimdi doktor olan kızım dünyaya gelmişti. “Ne isim koyayım?” derken, o gece rüyamda Hz. Üstadı gördüm. “Kızının ismini Nursel koy” dedi ve uyandım. Aynı ismi koydum.

Şimdi, bu Abdurrahman’ın cesaretinin nereden geldiğini anladınız mı? Üstad Hazretleri ne diyordu: “Abdurrahmanlar cesur olur.”

15.06.2016 16:57