TAKİP ET
Yaşar Yeşilyurt

Yaşar Yeşilyurt

E faktörü

Türkiye’de son günlerde yaşanan gerginliğin ve bundan kaynaklanan siyasi ve ekonomik sorunların bütününü hizmete fatura eden bir kesim var. Bunlar öylesine dolular ki, hizmeti seven birisini bulsalar bir kaşık suda boğacaklar.

Kendilerine göre o kadar güçlü mazeretleri var ki hiç kimseyi ve hiçbir şeyi dinlemeye hazır değiller. Dinleyebildikleri tek şey başta Hocaefendi olmak üzere hizmetin ne kadar büyük bir ihanet içinde olduğuna dair argümanlar. İçlerinde duydukları nefrette ne kadar haklı olduklarına daha fazla ikna olmak istiyorlar. Sakince konuşabileceğiniz birisini bulursanız ona şu basit soruyu sorun: hizmet ne yaptı? Karşınızda muhtemelen köpüren bir ses tonuyla: “Daha ne yapsın, ortalığı birbirine kattı!” ifadesini bulacaksınız.

Sakince ve mantıklıca konuşmaya devam edin. Peki ortalığı birbirine ne yaptı da kattı? Ortalığı birbirine katan iki temel olay yok mu? Birincisi ‘dershane operasyonu’. Milyonlarca öğrencinin okuduğu, yüzbinlerce insanın ekmek yediği ve ülkesine katkıda bulunduğuna inandığı dershaneleri kapatma işini kim çıkarttı durup dururken? Cevap: başbakan! Demek ki hizmet operasyon yapmadı, operasyona maruz kaldı!

İkincisi ‘17 Aralık operasyonu’. Peki bunu kim yaptı? İsimleri cisimleri belli devletin savcı ve polisleri. Başbakan ve onun dediklerine ikna olmuşların iddiası ise ‘hizmet’ yaptı. Lütfen sükuneti kaybetmeyin. Hizmetin yaptığına deliliniz var mı, bugüne kadar bir şey çıktı mı? Hayır. Delil yok ama mantık yürütme var: bu işe ancak cemaatin adamları cesaret edebilir, bu organizasyonu onlar yapabilir! Kopan bunca kıyameti hizmete fatura edenlerin tek malzemesi bu, başka delil yok!

Hizmeti sevenler için bu argüman hem güzel hem çirkin. Güzel tarafı hizmeti seven savcılar demek ki yapabileceklerinden herkesin çekindiği çok güçlü bir başbakandan korkmayacak kadar cesur ve korkusuz. Çirkin tarafı ise milletin geri kalan bütün savcı, hakim ve polisleri delillerine ulaştıkları yolsuzluğa dokunamayacak kadar menfaatperest ve yüreksiz! Memleketimin on binlerce memuruna şahsen ben bunu layık göremem. Ülkemiz de dahil dünyanın her yerinde hakperest ve cesur insanlar vardır ve canları pahasına doğru bildiklerini yaparlar.

Bunlardan bir tanesi de İtalya’daki Temiz Eller operasyonunun savcısı Antonio Di Pietro. Aksiyon dergisi bu “cesur yürekle” önemli bir söyleşiye imza atmış.  Böyle bir dönemde ders çıkarabileceğimiz o kadar önemli şeyler var ki söyleşide! Mafya kelimesinin anavatanı İtalya’da on yıldan uzun süren bir davanın savcısı oldu “cesur yürek.” Siyaset ile iş dünyaları arasındaki kirli ilişkiler ve yolsuzluklara karşı kelle koltukta hukuki mücadeleyi yürüttü.

Gözlerden kaçmış olabilir diye konuşulanların bazılarını burada paylaşmak istedim. Bakın neler söylüyor meşhur savcı:

  • Temiz Eller operasyonuna başladığımda kız kardeşim dedi ki: “Vazifeni yap ve sonuçlarına katlan!”
  • Bana da Amerikan ajanı, KGB ajanı, dış güçlerin adamı dediler.
  • İtalya’da da Türkiye gibi güçlünün istediği gibi yayın yapan basın vardı, onlar ne derse onu yazıyorlardı.
  • Görevini yapan memurları siyasi olmakla suçluyorlardı, halkı yapılanların siyasi operasyon olduğuna inandırmaya çalışıyorlardı. Böylece kamuoyunu bölüyorlardı.
  • Bizde de görevini yaptığı için engellenen ve yalnızlaştırılan savcılar oldu.
  • Savcı ve polisleri değiştirmek soruşturmalara zarar veriyor. Binlerce sayfalık dosyayı yeni gelenlerin anlayıp takip etmeleri çok zor.
  • Temiz Eller operasyonunu yaptığım için aleyhimde 350 dava açıldı.
  • İtalya’da soruşturmayı durduran, incelemeleri bloke eden ve seneler boyu kamuoyunu yanlışa yönlendiren B (Berlusconi) faktörü oldu ve bana göre siz de E (Erdoğan) faktörü demelisiniz.
  • B ve E faktörleri kendi davranışlarını haklı çıkarmak için kanunlar yaparlar ve devlet kurumlarına müdahale ederler.
  • E faktörünün ortaya koyduğu tepki B faktörünün fotokopisi gibi.
  • Hukuk devletinde suçlanan suçsuzsa hakime koşar, hakimi suçluyorsa argümanı yok demektir.
  •  Türk kamuoyuna yapacağım çağrı “Yabancı güçler hikayesine inanmayın.”
  • İtalya’da birçok yargıç ve polis bu davada canını verdi, umarım sizde de aynı şeyler olmaz!

Belki bu sözleri de savcı Di Pietro’ya baskı yapıp, satın alıp hizmet söylettirmiştir, ne dersiniz? Ülkemizin de Di Pietro’ları olduğuna inancımızı asla yitirmeyelim! Hatırlayalım, Ergenekon davalarında da aynı şeyler olmuş, hükumet siyasi operasyon yapıyor, davalar hukuki değil siyasidir denmişti, değil mi! Ergenekon’un kullandığı lafların, onunla mücadele etmiş bir başbakan tarafından aynen kullanılması ne kadar acı!

30.01.2014 18:17