TAKİP ET
Yaşar Yeşilyurt

Yaşar Yeşilyurt

Dershane operasyonu

Ahmet Hakan olayı doğru bir yerden yakalamış, aslında bu herkesin bildiği bir yer. Diyor ki: “Madem olay eğitim olayı, o zaman neden dershaneler kapanmasın diyenleri cemaati tutmakla suçluyorsunuz hemen, hatta saldırıyorsunuz?”

Zaten ortada bir fikir tartışması olsa kimse bu kadar kızmaz. Yaklaşım farkı dersiniz, fikir ayrılığı dersiniz. Aklı düzlemde tartışırsınız, deliller ortaya koyarsınız. Ama ortada düpedüz bir “operasyon” var.

Hükümet cephesinden bir tane akıllı, ikna edici açıklama duyan var mı? Ben duymadım, duyduğunu söyleyen de görmedim. Milli Eğitim Bakanlığı cephesi tam şaşkınlık ve panik içerisinde. Her gün yeni bir şeyler üretiyorlar, bir dedikleri diğerini tutmuyor. Önce bütün dershaneleri, etüd merkezlerini ve okuma salonlarını kapatıyorlar, ertesi günü sadece dershaneleri kapatmaya karar veriyorlar.

Sonra birden birkaç gün içinde oturup hesap yapıyorlar ve öğrenci başına 2 bin 500 TL yardım yapma kararı çıkıyor. Maşallah çok hızlı çalışıyorlar, hemen karmaşık bütçe hesaplarını bitirebiliyorlar. Her gün şaşkınlık içerisinde yeni bir bilgi üretiyorlar. İşi eline yüzüne bulaştırmanın bu kadarı görülmedi artık!

Başbakan cephesi ise hiçbir mantıklı açıklama ihtiyacı içerisinde değil, “kararımı verdim, kapatacağım” diyor. Yani “boşuna konuşmayın” diyor! Fevkalade kararlı. Eğitimin oldukça karmaşık teknik ayrıntılarını çözmeyi bakanına bırakmış, zira onların sonuca bir etkisi yok.

Teşbihte hata olmasın ben durumu şuna benzetiyorum: Birisi camide namazını kılmakla meşgulken cemaatten diğeri gelip başına bir “balyoz” indiriyor. Adamcağız acılar içinde yerde kıvranıp şikâyet ederken balyozu indirenin ahbapları yerdekinin başına toplanıyorlar, “Ne diye bağırıp huzuru bozuyorsun, ortalığı birbirine katıyorsun, düzenimizi allak-bullak ediyorsun, sen ne biçim Müslüman kardeşimizsin…” gibi şeyler söylüyorlar. A be birader acıyla kıvrananı suçluyorsun da peki ya vuranın hiç mi suçu yok?

Bir de “biz kardeşiz” muhabbeti gırla gidiyor ya, o çok komik. Sanki ortada fikir ayrılığından, metot farklılığından kaynaklanan bir tartışma varmış gibi “aranızda anlaşın, kavga yapmayın, ayıp oluyor, konu-komşu görüyor” muhabbeti. Bunların iyi niyetli olmasını çok arzu ederdim de aklım yol bulamıyor, yardımcı olunsa. Dayak yiyene akıl vereceklerine, dayak atana engel olsalar daha makul değil mi? Aklımda kalan bir hadis var: Efendimiz “Zalim de olsa mazlum da olsa kardeşine yardım et” deyince, sahabe “Mazlumu anladık ama zalime nasıl yardımcı olacağız?” diye soruyor. O da bütün zamanlara hükmetmesi gereken su sözü söylüyor: “Zulmünü durdurarak.”

Son zamanların diğer modası da ikide bir geçmişe sığınmak. Birisi hükümeti eleştirdi mi derhal “biz ekonomiyi düzelttik, vesayetle savaştık, …” lafları sıraya diziliyor. “Geçmişi ne çabuk unuttunuz?” suçlamaları hızlıca hakarete dönüşüyor. Nankörlükle, memlekete bu kadar emek vermiş bir hükümeti beğenmemekle başlayan cümleler aşağılamayla -ki bu aralar yurt içinde ve yurt dışında bundan payını almayan yok gibi- sonlanıyor. Onlara bir şey diyen yok zaten. O işler yapılırken hepimiz yürekten destekledik, alkışladık, takdir ettik. Ayrıca biz birileri gibi cebimizi de doldurmadık!

Dün bir şeyler doğru yapıldı diye bugünün yanlışlarını, haksızlıklarını görmezden mi geleceğiz? Dövün, sizin dövdüğünüz yerden gül biter mi diyeceğiz! Halkı bugüne ikna etmek yerine dünle baskı altına almaya çalışmak da niye? Zaten hayatında bir tek insanın yetişmesinin derdini çekmemişlerden, bir eğitim yuvasının açılması için parmağını bile oynatmamışlardan dershane operasyonunun verdiği acıyı anlamalarını beklemek abesle iştigaldir.

29.11.2013 20:21