TAKİP ET
Süleyman Bağ

Süleyman Bağ

Demokraside buluşmak

Arkasında yatan motivasyon ne olursa olsun; göç toplumları değiştiren ve dönüştüren insanlık tarihi kadar eski bir gerçektir. Zaten insan da dünyada bir misafir, günü geldiğinde yolculuğu başka bir aleme doğru devam eden bir göçmen değil midir?

Göç gerekçesi siyasi olmayan, kendi içinde birçok farklılığı barındıran Almanyalı Türklerin etrafında buluşması gereken çok sayıda ortak sorunu vardır.  Türkçenin korunması ve geliştirilmesi bunlardan biri, faşist NSU cinayetler serisinin ortaya koyduğu aşır sağ tehdit bir diğeri, çocukların eğitim sorunu bir başkası. Ancak bugüne kadar, her biri tüm farklılıkları bir kenara koyup ortak hareket etmeyi zorunlu kılan, bu konulardan hiç biri  Almanyalı Türkleri ortak hareket etme noktasına getirmedi. Bunu demokrasi talebi, yanı sandığın önemi sağladı.

Geçen hafta önce Hilton Hoteli’nde Berlin merkezli, bir gün sonra da Federal Basın Binası’nda Federal Almanya çapında Türkleri sandığa teşvik eden, birbirinin tamamlayıcı iki seçim inisiyatifi basın toplantısı düzenledi. Almanyalı Türkleri temsilen Türk medyasının desteği ile farklı sivil toplum kuruluşlarının ‘daha fazla katılım, daha fazla demokrasi’ talebinde buluşması son derece önemli bir gelişmedir. Elbette devamı gelirse…Bir önceki cümlede ‘devamı gelirse’ şartı ile belirttiğim ‘son derece önemli bir gelişmedir’ tezinin iki yönü var. Bunlardan biri Alman demokrasisine, diğeri İslam’a bakıyor. Önce birincisi…

Almanya’nın dünya geneli ile kıyaslandığında oturmuş sağlam siyasi bir yapısı, özgürlükçü anayasal düzeni ve 22 Eylül’de yapılacak olan seçimlere doğru hepimizin takdirle izlediği demokrasi kültürü vardır. Ancak bu demokratik yapı içinde sayıları ve önemleri her geçen gün artan göçmenler yer almamaktadır. Burada kast ettiğim kendilerini göçmenlerin temsilcisi olmaktan çok, partilerinin sözcüsü olarak gören az sayıdaki göçmen siyasetçi değil. Demokrasi sandığa oy atmakla başlayan ancak bitmeyen bir yönetim şeklidir. Siyasete karşı taleplerini tanımlamak ve seçim gününün ötesinde takipçisi olmak, kamuoyu oluşturmak, sorunların çözümü için kanun taslakları oluşturarak siyasi karar mekanizmasının içine taşımak, kanun taslakları tartışılırken medya ve meclise bağlı komisyonlarda görüş bildirmek katılımcı demokrasinin gerekleridir. Almanyalı Türklerin demokrasiye aktif katılımı yaşlı ve sandık yorgunu bir seçmen tabanına dayanan Alman demokrasisine canlılık getireceği gibi, eğitimden dış politikaya kadar farklı alanlarda Almanya’yı daha güçlü kılan yeni açılımları da beraberinde getirebilir.

İkincisine gelince… Almanyalı Türklerin çoğunluk toplumundan en önemli farkları inançları, yanı Müslüman olmalarıdır. Kendi aralarındaki siyasi, etnik, inanç ve mezhebi  farklılıkları zenginlik olarak gören bir anlayışla, demokratik tartışma kültürü içinde asgari müştereklerde anlaşma becerisi ortaya koyan Almanyalı Türkler İslam’ın demokrasi ile uyumlu olmadığını savunanlara da cevap vermiş olacaklardır. Hem de İslam dinini siyasi bir ideolojiye indirgeyen aşırı gruplardan, popülist İslam karşıtları Thilo Sarrazin ve Necla Kelek’e kadar herkesin anlayacağı etkili bir dille: Hal diliyle!

09.09.2013 09:00