TAKİP ET

ÇOK DİLLİLİK ZENGİNLİKTİR

Çok dillilikte çifte standart izleniyor

Çok dillilik üzerine düzenlenen bir etkinlikte konuşmacılar çok dilliliğin zenginlik olduğu, çok dilli göçmen çocukların, gençlerin desteklenmesi gerektiği konusunda görüş birliği sergilediler. Dil Bilimci Prof. Dr. Tracy Almanya’da çok dilliğe şüpheyle yaklaşıldığını, zenginlik yerine eksiklik olarak algılandığını söyleyerek bunun değişmesi gerektiğinin altını çizdi.

Almanya’da yaşayan Türk anne babalar çocuklarıyla hangi dili konuşsun?, Türkiye kökenli ya da daha genel bir tanımlamayla göçmen kökenli öğrenciler okullarda kendi ana dillerini konuşsun mu konuşmasın mı?, bu ve buna benzer sorular zihinleri meşgul etmeye devam ediyor. Alman politikacılar anne babalara „Çocuklarınızla Almanca konuşun“ diye diretmeye çalışırken çeşitli vesilelerle Türkiye’den Almanya’ya gelen politikacılar „Çocuğunuz anadilini iyi öğrensin! Onlarla Türkçe konuşun!“ tavsiyesinde bulunuyor. Türkiyeli akademisyenler de geçen süreçte kafa karışıklığı yaşadılar. Kimileri anne babalara „Türkçe konuşun“, kimileri de „Almanca konuşun“ önerisini yaptılar. Bazı Türkiyeli anne babalar yarım yamalak da olsa çocuklarıyla Almanca konuştu. Hatırlanacağı gibi Almanya’daki bazı okullarda göçmen kökenli öğrencilerin anadillerini konuşmaları da yasaklandı. Evlerde hangi dilin konuşulması gerektiğine dair uzmanlar da karşıt fikirler sergilediler.

Şimdi gelinen nokta şu: Her anne baba çocuğuyla kendi en iyi bildiği dilde konuşsun! Eğer anne baba Türkçeye hâkim ise Türkçe, Almancaya hâkim ise Almanca konuşsun. Eğer evlilik çok uluslu bir evlilik ise o zaman her ebeveyn çocuğuyla kendi anadilinde ya da hâkim olduğu en iyi dilde konuşsun.

Almanya’daki okullarda çok dilli öğrenciler öğrenim görüyor. Bu gerçekten hareketle Berlin’de yerleşik Genel Dil Bilimleri Merkezi öğretmenler için rehber nitelikte „Das mehrsprachige Klassenzimmer – Çok dilli sınıf“ adlı bir kitap hazırladı ve bu kitabın tanıtımı geçtiğimiz günlerde düzenlenen bir etkinlik ile yapıldı. Etkinliğin başlığı „Wie viel Deutsch braucht ein Berliner Schulkind?“ başlığını taşıyordu. Türkçeye „Berlinli bir okul çocuğunun ne kadar Almancaya ihtiyacı var?“ olarak çevirebileceğimiz etkinliğe konuşmacı olarak küçük yaşta Almanya’ya ailesinin yanına gelen, ilk-orta ve yüksek okul eğitimini Almanya’da tamamlayan gazeteci-yazar Hatice Akyün, „Abschied von Mutter Sprache- Ana Dile Veda“ kitabının yazarı Prof. Dr. Karl-Heinz Göttert, Mannheim Üniversitesi’nden çok dillilik uzmanı Prof. Dr. Rosemarie Tracy, Berlin’in Wedding İlçesi’nde bulunan Lessing Gymnasium’un Müdürü Michael Wüstenberg ile Genel Dil Bilimleri Merkezi’nin Direktörü Prof. Dr. Manfred Krifka katıldılar.

Etkinlikte Lessing Lisesi öğrencileri çok dilliğin kendileri için doğal bir durum olduğunu, çok dilliğin güncel hayatlarının bir parçası olduğunu, bunu bir zenginlik olarak algıladıklarını gözler önüne seren küçük tiyatro gösterileri sundular, değişik dillerde şarkılar söylediler. Çok dilli öğrenciler Almanca dilinin diğer dillerin etkisi altında kalarak „bozulacağını“ ileri süren şüphecilere anne babalarının konuştuğu dillerin yanı sıra Almanca’ya nasıl gayet iyi hâkim olduklarını sergiledikleri sanatsal anlatımlarla gayet etkili bir şekilde gösterdiler.

Öğretmenlere, akademisyenlere, dile ilgisi olan herkese hitap etmesi niyetiyle çıkarılan „Das mehrsprachige Klassenzimmer“ dalı kitapta başta Türkçe olmak üzere toplam 20 dilin yapısı ve özellikleri sade ve yalın bir dille anlatılıyor. Kitap Springer Spektrum Yayınevi tarafından basıldı.

ÇİFTE STANDART İZLENİYOR

Mannheim Üniversitesi Dil Bilimi Prof. Dr. Rosemarie Tracy Almanlar’ın büyük gururu, Alman edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan Wolfgang von Goethe’nin de „yüksek Almanca“ya pek fazla hâkim olmadığını ama yine de dünya çapında tanınan bir yazar olduğuna dikkat çekerek, “Almancanın okullarda iyi derecede konuşulmadığından endişe eden ya da çok dilliliğe şüpheyle yaklaşanlar için Goethe örneği rahatlatıcı olmalıdır.“ dedi. Prof. Tracy Almanya’da çok dilliğe şüpheyle yaklaşıldığı, zenginlik yerine eksiklik olarak algılandığını söyleyerek bunun değişmesi gerektiğinin altını çizdi. Küresel dünyada çok dilliliğin giderek artan oranda önem kazandığına işaret eden Prof. Tracy, çok dilliliğe ilk bakışta taraf olanların da Türkçe veya Arapça gibi diller söz konusu olduğunda dudak büktüğünü, böylece çifte standart izlenildiğini belirterek, “Çok dilliği şahane buluyoruz ama her dili değil!“ şeklinde konuştu. Dil Bilimci Tracy, “Aslında çok dillilik tartışmasının perde arkasında uyumla bağlantılı sorunlar tartışmaya açılıyor. Bunun bilincine varırsak tartışmayı gerilimden ya da ideolojik bir çalışma olmaktan kurtarabiliriz.“şeklinde konuştu.

ÇOK DİLLİLİK HEP VAR OLDU 

Köln’de yaşayan Prof. Karl-Heinz Göttert birçoğumuzun bilmediği bir konuda bizleri aydınlattı. Alman filolog insanlık tarihinde çok dilliliğin geleneksel bir yapı arz ettiğini, çok dilliliğin 19’uncu yüzyıla kadar bir kural olduğunu anlattı. Göttert, tek dilliliğin 19’uncu yüzyıl milliyetçiliğinin bir kalıntısı olduğuna dikkat çekerek, “Sadece Almanca konuşanlar Almandır düşüncesi 19’uncu yüzyıla ait bir fikirdir ve bu tanıma kültürüyle bu kırılmıştır.“ diyerek toplantıya katılanları sorgulanmamış gerçekleri sorgulamaya davet etti. Kişinin kimliğini ana dili ile açıklayabileceği yönündeki görüşe de değinen Prof. Dr. Göttert, “Ben bunun böyle olduğuna inanmıyorum. İnsanlar kimliklerini bir çok alana dayandırabilirler, aynı şekilde çok dilliliğe de dayandırabilirler.“dedi.

ÖĞRENCİLERİN YÜZDE 75’İ GÖÇMEN KÖKENLİ 

Berlin’in Wedding İlçesi’nde bulunan Lessing Lisesi’nin Müdürü Michael Wüstenburg okul öğrencilerinin yüzde 75’inin köken dilinin Almanca olmadığını söyledi. Bu oranın yedi yıl önce yüzde 40 olduğuna işaret eden Wüstenberg , “Bizim okulumuzda göçmen kökenli öğrenci sayısı yüzde 75 olmasına rağmen biz ‚sorunlu bir okul‘ değiliz, aksine bizim okulumuz ‚hızlı öğrenenler lisesi‘ olarak ün salmış durumda. Biz çok dilliliğe inanıyoruz. Okulumuzda dil teşviki var. Bizim teşvik konseptlerimiz başarıya odaklı. Teşvik edilen ilgi gören öğrenci başarılı oluyor. Çok dillilik okulumuzun gerçeği ve biz bu gerçeği zenginlik olarak addediyoruz“ diye konuştu.

ZİHNİYET DEĞİŞİKLİĞİNE İHTİYAÇ VAR 

Türkiye’de doğan, Duisburg’ta büyüyen gazeteci-yazar Hatice Akyün birçok Alman’ın kendisine, “Ne güzel Almanca konuşuyorsunuz“ diyerek övgüler yağdırdığını ancak onun bu övgülerden hoşlanmadığını belirterek, kendisine yönelik övgülere yanıt olarak “Ama siz de çok iyi Almanca konuşuyorsunuz!“ şeklinde karşılık verdiğini anlattı ve Alman toplumunda göçmenlere karşı bir zihniyet değişikliğine ihtiyaç olduğunu söyledi. Göçmen kökenli öğrencilere yaşayan bir örnek olarak cesaret vermeye çalıştığını söyleyen yazar Akyün, “Benim vardığım noktaya her gencin varabileceğini anlatıyor. Gençlere iş piyasasında iş bulamazsınız demek yerine umut vermeliyiz, teşvik etmeliyiz. Destek gören bir genç ailesini, kendisine destek olan öğretmenini, işverenini hayal kırıklığına uğratmamak için elinden geleni yapacaktır. Hangi ulustan olursa olsun gençlere verebileceğimiz en kötü şey umutsuzluktur.“ ifadelerini kullandı.

ÇOK DİLLİLİK UYUMU KOLAYLAŞTIRIYOR 

„Das mehrsprachige Klassenzimmer – Wie viel Deutsch braucht ein Berliner Schulkind?“ başlıklı Genel Dil Bilimleri Merkezi’nin düzenlediği etkinlikte çok dilliliğin uyumu kolaylaştırdığı, dersi canlı tuttuğu ve kişisel gelişimi teşvik ettiği belirtildi. Birden fazla dile hâkim olmanın kişiliğin gelişmesinde önemli bir rol oynadığını etkinlik akşamında sahneye çıkan öğrenciler çok etkileyici bir şekilde ispatladılar. Çok dilli ailelerden gelen öğrenciler dilleri, kültürleri nasıl gayet rahat ve bilinçli bir şekilde birbirleriyle bağladıklarını sundukları sanatsal programlara gösterdiler.

GÜLAY DURGUT / BERLİN

19.04.2014 09:00