TAKİP ET
Süleyman Bağ

Süleyman Bağ

Çifte vatandaşlık için fazla umut yok

Türk oyların seçimden önce son derece önemli olduğu doğru. Bundan dolayı vatandaşın oyuna sahip çıkması lazım. Sandıkta güçlü olmak diğer tüm adımların ön şartını oluşturuyor çünkü. Ancak seçimden sonra Türk oyunun ağırlığının olması için en az iki şeye ihtiyaç var.

Türklerin oylarına en iştahlı partinin Sosyal Demokrat Parti (SPD) olduğuna şüphe yok. Her seçim öncesinde parti merkezi WillyBrandt Evi’nde Türk seçmene yönelik personel istihdam edilir, faaliyet ve programlar üzerinde kafa yorulur. Geleneksel hale gelen bu programlardan birini de Türk basın merkezlerinin ziyareti oluşturuyor. Türkleri belki de en iyi tanıyan sosyal demokrat SPD Genel Başkanı Sigmar Gabriel Offenbach’ta Zaman gazetesinin baskı ve idari merkezini ziyaret etti. Bu ziyareti esnasında çifte vatandaşlıktan Gezi Parkı olaylarına kadar hem Almanya hem de Türkiye gündemini değerlendirme imkânı oldu.

Önce federal seçimler: Gabriel’in yaptığı yorumlardan ben SPD’nin 22 Eylül 2013 tarihinde yapılacak seçimlerden birinci parti olarak çıkma beklentisinin olmadığını anladım. Zaten son seçim anketlerine bakılınca iki parti arasında yüzde 13’lük bir fark var. Bu farkın önümüzdeki 6 haftada kapanması mümkün değil.

Seçimden sonra: Gabriel seçim hedefini Yeşillerle iktidar olmaktan çok, CDU-FDP koalisyonunu engellemek olarak görüyor. Eğer bunu başarırsa yeni bir büyük koalisyon başta olmak üzere, SPD’nin içinde en güçlü parti olarak yer aldığı çok partili koalisyonların da önü açılmış olacak. Gabriel SPD’nin küçük ortak olarak yer aldığı büyük koalisyona sıcak bakmadığını söylese de sarf ettiği bir cümle bunu gerekli gördüğünü gösteriyor: “Büyük koalisyonlar büyük kriz dönemleri için gereklidir.”

Büyük kriz var: Her ne kadar Almanya konuyu seçim öncesinde uykuya yatırmış olsa da büyük bir Euro krizi ile karşı karşıya bulunmuyor mu? Seçim dönemleri dışında Brüksel’de görev yapan Gabriel’e yakın bir parti bürokratı şunu söylüyor: “Euro krizi henüz aşılmış değil. Diğer tüm Avrupa ülkelerinin gözü Almanya’daki seçimlerin üzerinde.” Belli ki asıl sıkıntılı dönem seçimlerden sonra başlayacak. Kriz aşılmadığı gibi gerekli adımlar zamanında atılmadığından kangrene dönüşmüş durumda.

Çifte vatandaşlık: Almanya’da sayıları her geçen gün artan Türk seçmenlerin en önemli talebi çifte vatandaşlık. Seçim programında buna yer veren ve Türk oylarını her seferinde bu vaatle çekmeye çalışan Gabriel’e elbette ki bunu da soruyoruz. Gabriel’in verdiği cevap çifte vatandaşlığın başka bir bahara kaldığı izlenimini kazandırdı bana. Önce Gabriel’in cevabı: “Çifte vatandaşlıkla ilgili yasanın hem federal meclisten hem de eyalet danışma meclisinden geçmesi gerekiyor. Yeşiller Partisi ile birlikte eyalet danışma meclisinde mutlak çoğunluğumuz var. Ancak federal mecliste yok. Eğer 22 Eylül seçimlerinde Yeşiller’le beraber iktidarı kurarsak çifte vatandaşlığın önünde engel kalmaz.”

Ya Yeşiller’le birlikte Merkel’i tahtından indirip Peer Steinbrück’ün başbakanlığında sol bir iktidar kuramazlarsa? Eğer iktidarı tekrar CDU-FDP oluşturursa zaten eski tas eski hamam olacak. Merkel yönetiminden son dört yılda uyguladığı uyum politikalarından farklı ne beklenebilir ki? Ancak ya iki merkez sağ partinin oyları tekrar iktidara gelmeye yetmez ve yeni bir büyük koalisyon olursa çifte vatandaşlık meselesi ne olacak?

Gabriel’in cevabı net: “CDU ile çifte vatandaşlık olmaz. Kabul etmezler.” Gabriel şunu dese anlarım: “Biz Türk seçmenin bu önemli talebini koalisyon görüşmelerinde gündeme alır, kıyasıya pazarlık ederiz. Hatta CDU bu talebi kabul etmezse koalisyon kurmaz, iktidara muhalefeti tercih ederiz.”

Türk oyları: Türk oyların seçimden önce son derece önemli olduğu doğru. Bundan dolayı vatandaşın oyuna sahip çıkması lazım. Sandıkta güçlü olmak diğer tüm adımların ön şartını oluşturuyor çünkü. Ancak seçimden sonra Türk oyunun ağırlığının olması için en az iki şeye ihtiyaç var.

• Türklerin taleplerini Almanca yayın yaparak gündeme taşıyacak güçlü bir basına.
• Kamuoyu oluşturacak ve siyasi partiler üzerinde demokratik baskı kurabilecek, seçim öncesi talepleri seçim sonrasında takip edecek örgütlü ve güçlü bir sivil topluma.

Bu ikisi olmadan seçim öncesinde önemi artan, seçim sonrasında ise unutulan bir seçmen grubu kalmaya devam eder ‘Türk kökenli Alman seçmenler’.

05.08.2013 09:00