TAKİP ET
Yaşar Yeşilyurt

Yaşar Yeşilyurt

Çatışma mı kökünü kazıma mı?

Olayların hızlı gelişmesi bize üst üste yaşananları unutturabilir. Şöyle zihnimizi bir toparlayalım ve hizmet hareketinin maruz kaldıklarını bir bir hatırlayalım:

Ortaya konan MGK belgelerinde de görüldüğü gibi uzun yıllardır hareketi sevenler devlet içindeki bir kısım odaklar tarafından fişleniyor. Hadi 2004’de paşalara temenna çekmek zorunda kaldınız, dik duramadınız, peki ya sonra? Ortalık hala fişleme kayıtlarından geçilmiyor. Tam bir iyi niyet göstergesi!

En az üç yıldır harekete yakın olduğu düşünülen memurlar sürekli tasfiye ediliyor. Bunlar bizatihi yandaş kalemşörlerce iftiharla anlatılıyor, yazılıyor. Kardeşlik türkülerini okuyanlar bunlar işte!

Daha bir kaç ay önce Hocaefendi’nin yapmak zorunda kaldığı herkul.org’daki bir konuşmayla öğrendik ki hizmet hareketini seven öğrencilerin bir arada kaldığı evlere devlet içindeki bir kısım odaklar tarafından silah, doküman ve uyuşturucu konulmak suretiyle terör yuvası olarak basılması planlanmış bu hükümet döneminde. Daha sadece bir kaç ay önce! Bunu planlayanlara insan denir mi?

Bir ay önce yüzbinlerce insanın emeğiyle kurulmuş, yüzbinlerce gencin üniversiteyi kazanmasına ve yetişmesine vesile olmuş hizmet gönüllülerince açılmış bine yakın dershane kapatılmaya çalışıldı. Hiçbir kötü niyet yok, sadece kardeşlik hukuku!

THY uçuşlarında Today’s Zaman’ın dağıtımı yasaklandı, Zaman gazetesi ise üçte bire düşürüldü. Sadece bu iki gazete, tesadüf işte.

Hizmet gönüllüleri devlet içinde çete kurmakla, suç örgütü olmakla suçlanıyor.

Hizmet gönüllülerinin kaldığı, yaşadığı yerler ‘in’ olarak tanımlandı.

Yolsuzluk soruşturması başlayınca üzerine gidileceğine, örtbas edilmek için her türlü operasyon yapıldı, suç hizmete atıldı. Anayasaya aykırı olarak yönetmelikler değiştirildi. Danıştay’dan geri dönünce kimsenin yüzü kızarmadı.

Yolsuzluk soruşturması bahane edilerek yüzlerce emniyet görevlisi “hizmeti seviyor olmak” şüphesi ile görevlerinden alındı.

Şehir şehir yapılan mitinglerde hizmet uluslararası güçlere taşeronluk yapan, dış güçlere hizmet eden, ülkesinin hükümetine tuzak kuran hain, münafık bir örgüt olarak ilan edildi. Hala bu ‘kardeşlik’ kampanyası bütün gücüyle devam ediyor. Ne kadar yeni yetme yandaş (hepsinin ortak özelliği kısa zamanda zengin olmak) gazeteci varsa onlarca köşe yazısıyla bunu bas bas bağırıyorlar, hem de her gün. Tabii ki bu hain örgütün elebaşı da belli ki ‘okyanus ötesindeki zat’!

Ortaya saçılan planlardan anlaşıldığına göre Ocak ayında ‘hizmet çetesinin’ deşifre edileceği bir dönem başlayacak. Şimdi ekipler bunun delillerini oluşturmakla meşgul, gece gündüz çalışıyorlar. Eminim mesaileri için kendilerine bol miktarda ayakkabı kutusu verilir!

Bütün bunlara karşılık Hocaefendi mübahele yapıp -müslümanlık kültürleri orta mektep seviyesini geçmediği için ona da beddua dediler- “Eğer biz dediğiniz gibiysek Allah bize lanet etsin değilse söyleyene” deyince, oradan da ayrı hakaretler yağdırdılar: “Bu ne biçim hoca, dinde  beddua var mıymış” dediler. Sabah-akşam nasıl hakaret edeceklerinin derdiyle yanıp tutuşanların merhamet meleği olduğunu zannedersiniz! Merd-i kıpti şecaat arzederken sirkatin söylermiş.

Başka neler oldu?

Çok şey var ama sadece birkaç tanesini daha sıralayalım hızlıca.

Şike yasası değiştirilmek suretiyle şike suçu işleyenlerin cezaları azaltıldı ve hapse girmesi muhtemel ‘yakınlar’ın içeri girmesi engellendi.

Devlet kurumlarının harcamalarını denetlemekle görevli Sayıştay yasası değiştirildi ve Sayıştay’ın denetleme yapması engellendi. Tertemiz çalışan bir hükümet neden devlet kurumlarının harcamalarının denetlenmesini engeller? Esas yolsuzluk skandalı bu aslında!

İhale yasası bu hükümet döneminde onlarca kere değiştirildi, her yeni ihale ihtiyacına göre ayarlandı.

Yolsuzluktan mahkum olanların cezalarında indirime gidildi. Ne mutlu, artık yetim malı yiyenlerin cezası daha az!

Sonu yok bunların. Durum apaçık ortada. Memleketi babasının çiftliği zanneden, herkesi ezip yok edebileceklerini zanneden, güç delisi, istifa eden Kültür Eski  Bakanının ifadesiyle “mağrur ve mütehakkim” ve en nihayetinde bu hizmet hareketini kökünden kazımaya azmetmiş bir oligarşik azınlıkla karşı karşıyayız!

Durumu çatışma olarak sunmak stratejinin bir parçası. O zaman iki güç kavga ediyormuş gibi oluyor, hizmetin mağduriyeti örtbas ediliyor. Adını yanlış koymayalım: ortada çatışma yok, hizmetin kökünü kazıma azmi var.

Bu hareket var olduğu günden bu yana kendisini çete olmakla suçlayan ne zalim iftiracılar gördü, bu ilk değil ki. Bu nasıl bir çete ki, bu çetenin düzenlediği Türkçe olimpiyatlarına katılmayan, açtığı kurumlara ayak basmayan kabine üyesi, milletvekili kalmadı!

Şubat 2012’de Hüseyin Çelik bakın ne demiş: “Cemaat devleti ele geçirmiş, devlete sızmış… Bunlar kargaları güldürür… Bu paranoyaları bir tarafa bırakalım.”

Ama olsun yolsuzlukların üstünün örtülmesi için biraz zaman kazanılsın, o da iyidir. 28 Şubatcılar da aynı taktiği kullanmamış mıydı?

01.01.2014 16:58